ACIPAYAM DEPREMİ (3)

Acıpayam İlçesi’nde yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda köylerde bulunan bu tür binaların büyük çoğunluğunun “usta”lar marifeti ile üretilen binalar olduğunu fark ettik. Ama ne yazık ki; bu ustaların büyük çoğunluğu hangi malzemenin neden kullanılmaması gerektiği hususunda yeterli bilgi ve birikime sahip değiller. “İhtiyaç oldu, biz de yaptık” yöntemi ile ve ustalar marifetiyle üretilen bu binaların çok büyük bir kısmının hiç mühendis görmediğini söyleyebiliriz. Sınırlı imkanlara sahip, kırsalda yaşayan ve tarım ve hayvancılık ile uğraşan vatandaşlarımızın konut ihtiyacını daha ekonomik olarak karşılayabilmesine imkan verecek bir yöntem geliştirmemiz gerekiyor. Deprem, yoksulluk ve bilgisizliğin el ele vermesi ile ortaya çıkan bu anlayışın ürettiği binaları eninde sonunda buluyor, yakalıyor ve cezalandırıyor. Sebebi ister maraz olsun, ister garaz olsun bir yıkım yaşanıyor ve bunun faturası eninde sonunda bir şekilde ortaya çıkıyor. Hem vatandaşımız kaybediyor, hem de devletimizin kaynakları heba oluyor. Bu yüzden sağlıklı konut üretiminin sağlanabilmesi için vatandaşa yol gösterici mekanizmaların oluşturulması ve etkin bir denetleme ağının kurulması gerekiyor.

***

Acıpayam depreminde ortaya çıkan ivme spektrumlarının yeni deprem yönetmeliğine göre nasıl değerlendirilebileceği, bu spektrumların hangi deprem düzeyine (DD) karşılık geldiği, bize iletilen diğer sorular arasında. Aşağıda (Şekil 4) Acıpayam depremi ivme kaydı kullanılarak oluşturulan ivme mukabele spektrumları (Kuzey-Güney (N-S) ve Doğu-Batı (E-W)) ile ana şokun meydana geldiği Yeniköy için Türkiye deprem tehlike haritalarında verilen bilgiler kullanılarak çizdirilen spektrumları görebilirsiniz.

Yeniköy spektrumlarını çizdirirken yerel zemin sınıfının ZC olduğunu kabul ettik. Spektrum eğrilerine bakarak Acıpayam depreminin, 50 yılda aşılma olasılığı %10 olan ve yönetmeliğimizde DD-2 ile ifade edilen tasarım depreminden daha küçük elastik ivme talepleri oluşturduğunu belirtmeliyiz. Başka bir ifade ile bu depremin yönetmeliğimizde yer alan tasarım depreminden daha küçük bir deprem olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte hesapladığımız değerler Acıpayam depreminin, sınırlı hasar performans seviyesinin (SH) kontrol edildiği DD-3 depreminden daha büyük bir deprem olduğunu gösteriyor. Mukabele spektrumlarından da anlaşılacağı gibi Acıpayam depremi ortaya çıkardığı ivme talepleri açısından değerlendirildiğinde küçük bir deprem değildir. Geçmişte meydana gelen hareketler bölgenin 7.0 büyüklüğünde depremler üretme potansiyelinin olduğunu göstermektedir. Aynı fay zonunun kuzeyinde Burdur’da meydana gelen depremler (3 Ekim 1914 (Ms 7.0) ve 12 Mayıs 1971 (Ms 5.9)) ile güneyinde Fethiye’de (24/25 Nisan 1957 (Ms 6.8, 7.1)) meydana gelen depremler bu gerçeğin ispatıdır.

***

Bununla birlikte bölgenin ve ilgili fay zonunun 7 büyüklüğünde depremler üretme kapasitesine sahip olduğunu söylemek, birkaç gün içinde 7 büyüklüğünde deprem olacak demek değildir. Bölgenin depremselliğini en iyi bilen jeologlardan biri olan Prof. Dr. Halil Kumsar ile yapmış olduğumuz değerlendirmelerde altını çizdiğimiz husus da budur. Bu gerçeği bilmesine rağmen her an 7 büyüklüğünde bir deprem bekleniyormuş gibi anlaşılacak imalarda bulunan kişilere itibar edilmemelidir. Artçı sarsıntıların hala devam ediyor olmasının sebep olduğu tedirginliği anlamak mümkündür. Ama hep söylediğimiz gibi asıl mesele sorulmasi gereken soruları deprem olmadan önce sorabilmektir, asıl mesele deprem olmadan önce gereken önlemleri alabilmektir. Eminiz ki bugün Acıpayam bölgesinde yaşayan ve neredeyse bir haftadır evlerine giremeyen pek çok vatandaşımız keşke daha önce gereken önlemleri alsaydık diyordur.

İnşaat Mühendisleri Odası olarak bizler deprem sebebiyle mağduriyet yaşayan bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu süreçte üzerimize düşen her türlü görevi yapmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Vatandaşımızın yaralarını sarmak için ilk günden beri sahada görev yapan bütün kamu görevlilerine kolaylıklar diliyoruz.

YORUM EKLE