Aile içi iletişim

Haluk Alan

Evlilik ve aile danışmanlığı için başvuran çiftlerle çalışmaya başlamadan önce mutlaka hikayelerini dinlerim.  Onlara ilk geldiklerinde sorduğum soruların başında aile içindeki ya da beraberliklerindeki iletişim durumu gelir. Ne var ki hemen hemen her görüşmede bir iletişim sorunundan söz edilir. “Biz konuşamıyoruz doktor bey “ en sık karşılaştığım serzeniştir.  Gerçekten de ilerleyen seanslarla birlikte iletişim sorununun hangi boyutlara ulaştığını beraberce görme imkanına kavuşuruz. 

İletişim dendiğinde hemen herkesin anladığı konuşmaktır. Oysa iletişim konuşmak kadar dinlemektir de… Üstelik iletişimden beklenen anlaşmaktır. Anlaşamadığımızda ya da bizim istediğimiz gerçekleşmediğinde ortaya konan bir çözüm olarak görülmemektedir. Bütün bu süreçlerde yaşananları iletişim kurmak olarak göremiyoruz. İletişime geçmek farklı bir şey, bunun sonunda bir anlaşmaya varmak farklı bir şeydir.  Anlaşamayabiliriz ama iletişim yollarını açık tutarak konuşabiliriz. Konuşmadığımızda anlaşmamız çok daha zor olacakken, konuşabildiğimizde bu en azından bir ihtimal olarak daima var olacaktır.

İletişimde BEN ve SEN dili

İletişimde en önemli unsurlardan biri, kullanılan dildir. Aile bağlamında ele alacak olursak BİZ DİLİ, bireysel anlamda iletişime geçeceksek de BEN DİLİ kullanılmalıdır. Oysa hep uygulanan SEN dilidir. Sen dili davranışlara değil, bireyin kimliğine yöneliktir (Sen….. sin.). Konu hangi bağlamda ele alınırsa alınsın kişiselleşmeye mahkumdur. Kişiselleşen bir konuşma suçlayıcı ve eleştirel argumanları içerdiğinden sonuç alıcı değildir. İletişimde sen dili direkt kişiye yönelik olduğundan bireyi savunmaya sevk eder. Kişi kendini anlaşılmamış hisseder. Belki de gönüllü olarak değişim istidadında olan bir kişi bunu gerçekleştirmek istemez. Biri suçlarken diğeri kendini savunmaya geçer. Konuşma her defasında daha da üst perdeden devam edeceğinden olumlu ve istendik bir sonuca ulaşılamaz.  Tüm bu iletişim sürecine çocuklar da dahil edilmektedir. Bu durumda sen dilini kullanmayı öğrenen çocuk aynısını karşıya yansıtmaktadır. Ben dili ile yetişen çocuklar daha sorumlu olurken, sen dili sorunlu çocukların yetişmesine neden olmaktadır. Sen dili, kişiyi üzer, gücendirir ve kişiliğe yönelik suçlayıcı bir dil olması nedeniyle onurunu kırar. Sen dili kullanılmaya devam edildikçe, kişi iletişimi keser ve zamanla içine kapanık bir kişiliğe neden olur. Konuşmayan, paylaşmayan ve “ev dışı alternatifleri” değerlendirmeye itilen bir kişilik ortaya çıkar.  Çocukların yanlış arkadaş seçimi ve eşlerin partner arayışları hiç de az rastlanan bir durum değildir. Bir çok olumsuzluğun yaşanmasına yol açan bu durumun nedenleri arasında iletişimsizliği de sayabiliriz. Tüm bunlar doğal bir gidişat olarak aile içi çatışmalara zemin hazırlayabilir.

Ben dilinin bir birikime neden olmaması nedeniyle kişiyi rahatlatan bir özelliği vardır. Cümle kalıbı genel olarak; “…..yaptığın ya da söylediğinden ben ……. anladım ya da hissettim…” tarzındadır. Bir suçlama içermediğinden karşınızdaki kişi kendini savunma ihtiyacı hissetmez. Davranışının sorumluluğunu üstlenen birey, değiştirmesi gerekiyorsa bunu da daha kolay gerçekleştirir. Ben dili, aile içi yakınlığın, samimiyetin, içtenliğin, saygı ve sevginin artmasına yardımcı olur.  Üstelik ben diliyle yetiştirilen çocuklarda şu gelişmeler elde edilmiştir: Düşünme yeteneklerinin arttığı, Sebep-sonuç ilişkilerini daha iyi anladıkları, daha sorumlu oldukları tespit edilmiştir…Daha sağlıklı bir gelişim gösterirler. Özgüvenleri daha ileri düzeydedir, bencil değildirler, daha saygılı davranırlar.
Çok basit bir ifadeyle, sadece iletişim dili bile bir çok güzel şeylerin gerçekleşmesine katkıda bulunabilmektedir. Bu noktadan itibaren oturup bir daha düşünmek gerekiyor; acaba nasıl bir ailede yaşamak istiyoruz?








YORUM EKLE