ALFA KUŞAĞI ÇOCUKLARI

Haberlerde merak etmemizi gerektiren bazı terimler -sanki herkes bu deyişleri biliyormuş gibi- geçiveriyor. Haber sona erdiğinde ne demek istendiği ve o yeni deyimlerin ne ifade ettiği ortada kalıyor.

"Alfa Kuşağı Çocuklar" da bu yeni ifade şekillerinden biri.

Merak ettim, başka hangi kuşaklar var diye. Meğer "kuşak" doluymuş. Hatta çok eskilere giden kuşak tanımlamaları bile var. Bu kuşaklar bize özgü de değil. Dünya genelinde, en azından Batı dünyası genelinde bunlar kullanılıyor. Galiba bilmekte yarar var:

-1927-45 arası doğanlar: "Sessiz kuşak". İtiraf edeyim bu benim de kuşağım.

-1946-64 arası doğanlar: "Baby Boomer" kuşağı.

-1965-79 arası doğanlar: "x kuşağı".

-1980-99 arası doğanlar: "y kuşağı".

-2000-09 arası doğanlar: "z kuşağı".

-2010'dan sonra doğanlar ise: "Alfa kuşağı" olarak adlandırılıyor.

İlerki yıllarda mutlaka daha yeni kuşaklar da devreye girecektir.

Sosyal bilimcilere göre her kuşağın ortak özellikleri var. Doğdukları seneler o çocukların genlerini değiştirmese de içinde yetiştikleri ortam, anne-babalarının mali ve kültürel durumları, okul ve okul harici imkanlar, iletişim araçlarındaki gelişmeler, demokratikleşmedeki ilerleme vs. gibi koşullar o küçük insanlara damgasını vuruyor.

Sessiz kuşak adı altındaki 1927-1945 yılları arasında Batı dünyasında örneğin ABD'de, Almanya'da, Fransa veya İngiltere'de doğanlar İkinci Dünya Savaşı öncesi dünya krizlerini, bizzat savaşı ve sonrasını yaşayan çocuklardı. Bizde buna denk gelen kuşak ise Cumhuriyet Kuşağı altında adlandırılabilir. O dönemde Batıdakine benzer sıkıntılar bizde de eksik olmadı. Yokluklar her konuda diz boyu idi: Yok olan sadece temel gıdalar değil, gaz yağından tutun da iletişim ve ulaşım ve çok önemli olan eğitimdeki yokluklar hep birbirleriyle yarıştı. Yoklukların içinde debelenen insanlar hukuk devletinin adını bile anamaz oldu. Sessizliğin kaynağında umutsuzluk, bezginlik ve çaresizlik vardı. O dönemde tüm Anadolu karanlık bir köydü. Bırakın köyler arasını, şehirlerarası bile yol durumları çok ama çok sıkıntılıydı. Batı illerimizden olan Denizli ve Çanakkale'deki ulaşım durumlarını biliyorum ve esasen hatırlamak bile istemiyorum.

1946-64 yılları arasında çocuk doğumlarının göreceli olarak Batı ülkelerinde yüksek olmasını, 2. Dünya Harbinde ölen ve esir edilen 60-70 Milyon insanın telafisini gerektiren doğal bir refleks olarak görmekteyim. Bizde ise kötü tıbbi ve hijyenik eksikliklerin gün ışığına çıkışı olarak görülmelidir. Yaşam beklentisi 50 yaşı pek geçmemekteydi. Sıtma ve verem gibi salgınlar devlet müdahalesi olmadan aşılamadı. Osmanlının bir sağlık bakanı bile yoktu. Cumhuriyet Türkiyesi onlardan borçlarını ve sefaleti ancak devralabildi. (Osmanlıyı özleyenlere saygıyla arzolunur.)

X, Y ve Z kuşakları elektronik ve sosyal uyanışı, dirilişi ve kalkışmayı temsil eder. Bu devrelerde gelişmeler çok hızlı aralıklarda katlanır oldu. Ülkeler birbirlerine daha çok yakınlaştı, küresellleşme denen benzeşmeler aldı başını gitti, gidiyor. Küreselleşmeyi sevmeyen ve hatta önlemeye çalışanlar bile var. Bu zaman akınının önüne geçmeye ve onu durdurmaya çalışmak beyhude uğraştır. O akım kendi kurallarını uygular ve set, duvar, baraj tanımaz.

Kuşakların başlama ve bitiş tarihleri elbette kesin zaman aralıkları değildir. Ülkeden ülkeye az veya çok kaymalar olmaktadır. 10 sene sonra bizdeki sosyal durumları merak edenler Almanya'ya baksın, 20 sene sonra bizde neler olacağını bilmek isteyenler ise şimdiki Amerika'ya bir göz atabilirler.

Bu tavsiyelerim ülkenin demokratikleşmesini ve hukuk devleti koşullarını benimsemesindeki durumları kapsamaz. Onların belirtileri biraz daha uzun sürebilir.

Alfa kuşağı kapsamında ABD'de büyümekte olan çocukları yakından izleme imkanı olanlar bilirler ki bizim bu dönemde doğan çocuklarımızın dahi rakiplerleri çok farklı boyutta olacaklar. Çocuklarımıza olan sorumluluklarımızı lafa boğup kendimizi temize çıkarmaya çalışmak onlara karşı işlenen günahların büyüğüdür.

Alfa kuşağı çocuklarına bir yaşanmış örnek vermek isterim ki o bile yeter:

6 yaş grubu anaokulu çocuklarının kendi okullarının bilim fuarında bir torunumun sergisinde "kristalleşme" vardı. Belli bir sıvı karışımından katılaşma esnasında ortaya çıkan kristaller sergileniyor ve sergi sahibi gezenlere hangi süreçlerin yaşandığını anlatıyor.

...

YORUM EKLE

banner187

banner186