ALTIN, ALTIN YİNE DE ALTIN

Metaller arasında insanların ve bilhassa da kadınların en beğendiği ve onu süs takısı olarak diğerlerine tercih ettikleri metal altındır. Bu durum bin sene iki bin sene ve daha da eskiden böyleydi bugün de böyledir. Altının neyi var da böylesine hoşumuza gidiyor?

Özelliklerinin başında onun soy bir metal oluşu çok önemlidir. Soyluk özelliği onun kimyasal özelliklerinden biridir. Kolay kolay çevresinden etkilenmez, bozulmaz. Metallerin bir numaralı düşmanı olan asitlerin pek çoğundan etkilenmez. İki bin, üç bin sene toprağın altında kalmış bir altın para veya takı hiç bozulmadan bugün de görücüye çıkar.

Diğer bir özelliği de rengidir. Tipik sarı rengi onu benzersiz yapar. Diğer renkli bir metal olan bakır ise altın kadar dayanıklı değildir. Parlak kırmızı rengini uzun zaman koruyamaz, matlaşır, kararır.

Bir diğer özelliği de altının öyle bakır ve diğer pek çok metal kadar bol bulunmayışıdır. Nispeten nadir bulunuşu onu pahalı yani kıymetli yapar.

Bir diğer metal özelliği de onun nispeten kolay işlenebilir oluşudur. Çok ince folyolar haline getirilebilir, en ince tel çekilebilir, eritilip döküm yapılabilir vs.

Doğada saf olarak bulunabilir oluşu onun çok eski çağlarda da keşfedilmesine sebep olmuş ve ilk keşfedilen metaller arasına girmiştir. Soy ve kıymetli oluşu onu kullanmanın ancak para (sikke) ve ziynet eşyası olarak kullanımına müsaade etmiştir. Gümüş ve bakır ile tarihi sikkelerimizi ve takılarımızı bu üç metalden yapıp geldik.

Piyasada bulunan en saf altın %99,99 altın içerir. Elektrolitik olarak daha saf metal üretilememektedir. Malzeme bilimciler buna Dört Dokuzluk altın derler yani içinde yüzdeyüz değil de yüzde 99,99 altın var demektir. Kuyumcuların %100’lük ifadesi esasen doğru değildir. Silisyum ve germanyum gibi yarıiletkenlerin yapımında bu 4 dokuzluk saflık yeterli olmaz ve onların saflığının 9 dokuzluğa (%99,9999999) çıkarılması gerekir. Bu dahi hala %100 değildir. Almanya’da satılan altın külçelerin üzerindeki saflık derecesine bakıldığında 999,9 rakamı görülür. Bunun anlamı o külçenin binde 999,9 altın içerdiğidir.

Bu saflıktaki altın 24 ayardır, yani en saf altındır. En ince folyolar veya teller bu saflıktaki metallerden örneğin altından, gümüşten, bakırdan, alüminyumdan yapılır. En saf metaller ise en yumuşak olanlarıdır. Sikke olarak veya takı olarak işlenenler ise biraz alaşımlıdır yani katkılıdır.

Bizim Cumhuriyet Altınımızın ayarı (kıratı) 24 değil, sadece 22 ayardır. Altın oranı %91,6Au’dur diğer bir deyişle binde 916’dır. (22K=916milyem).

(22K=916milyem, 21K=875milyem, 19K=800milyem, 18K=750milyem, 14K=585milyem, 10K=417milyem, 9K=375milyem, 8K=333milyem) Altın ürün içerisindeki has altının binde oranına ‘’milyem’’ denmektedir.

Ziynet eşyası olarak basılan Cumhuriyet altınlarının görünümü sikke olarak basılanlardan biraz farklıdır. Ziynet eşyaları kulpludur.

Sikke Cumhuriyet Altınlar: Çeyrek (1,804g), Yarım (3,608g), Birlik (7,216g), İkibuçukluk (18,040g), Beşlik (36,080g)

Ziynet Cumhuriyet Altınlar: Çeyrek (1,754g), Yarım (3,508g), Birlik (7,016g), İkibuçukluk (17,540g), Beşlik (35,080g)

Cumhuriyet altınları sadece Darphane tarafından üretilir.

Cumhuriyet sikke altınlarının bir yüzünde “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresi ve altına cumhuriyetin kuruluş tarihi olan 1923 rakamı ve bunun altına da bir çizgi çekilerek sikkenin basılış tarihi cumhuriyetin hangi yıldönümüne tesadüf ederse o yıl dönümünü ifade eden rakam bulunur. Diğer tarafında ise “Hakimiyet Milletindir” ibaresi, Atatürk’ün resmi ve resmin altında “Ankara” ibaresi bulunur. Kenarlarında tırtıl yoktur, düzdür.

Cumhuriyet ziynet altınlarının bir yüzünde kaligrafik yazı ile “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresi ile basıldığı tarih, diğer yüzünde ise ortasında Atatürk'ün resmi ve kenar süslemesi yıldızlarla ve yıldızların etrafı da kenarlarına kadar nakış ile süslenmiştir. Kenarı eğik tırtıllıdır.

YORUM EKLE