ANADİLİMİZ, TÜRKÇEMİZ-3

Ulus olmanın en önemli koşulu dil birliğidir. Türkiye Cumhuriyeti olarak Atatürk’ün de hayali olan Türkçenin ıslahı, geliştirilmesi ve titizlikle korunması konusunu hala halledemedik.

Bu yüzden de arzuladığımız güçlü bir ulus olamadık. Ülkemizde hala Türkçe bilmeyen yüzbinlerce –belki de- milyonlarca insanımız mevcut.

Çanakkale’nin bazı Pomak köylerinde Türkçe bilmeyen kadınlara rastladım. Doğu Karadeniz köylerinde Rumca, Lazca, Gürcüce konuşup Türkçe anlamayan yaşlı kadınlar gördüm. Arapça, hele Kürtçe konuşup Türkçe anlamayan insan sayımızı bilen var mı?

Alman vatandaşlığına, Amerikan vatandaşlığına geçmek isteyenlere dil sınavı, yurttaşlık bilgisi sınavı yapıyorlar. Bizde ise birkaç yüz Bin dolar getiren hemen TC kimliği alabiliyor. Milliyetçilik anlayışımız bu mu olmalıydı?

Durum böyle olunca da 99 yıllık bir TC Devleti olarak hala “bölünme korkusu” içinde olmamız normal değil mi? “Korkunun ölüme faydası yok” atasözünün anlamını anlamış sayılmayız. Korkulu rüya görmemenin yolu uyumamaktır, uyanık kalmaktır.

Prof. Dr. Yvan Houbert bir Belçikalıdır, Almanya’da aynı enstitüde doktora yaptık. Belçika’nın üç resmi dilinden en büyük halk grubu olan Flemenkçe (Hollandaca) konuşulan tarafındandır. Dil olarak anadili Flemenkçenin yanında anadil seviyesinde Almanca, Fransızca, İngilizce ve İspanyolca da bilir. Askerlik görevini “barış gönüllüsü” statüsünde İspanyolca konuşulan Meksika’da üniversite hocası olarak yapmıştır.

Belçika’nın ikinci büyük dil grubu da Fransızcadır ve Volonlar tarafından konuşulur. Üçüncü ve küçük bir grup da Almanca konuşur; bu yüzden Almanca da Belçika’nın üçüncü resmi dilidir.

Okullarında anadilleri yanında mutlaka Fransızca da öğretilir. Ayrıca yabancıdil olarak İngilizce de vardır.

Yvan’a bir Denizli ziyaretinde Volon meslekdaşlarınla aran nasıl diye sordum. Flenmenklerin Volonlarla aralarının iyi olmadığını ve Yvan’ın da onlara ateş püskürdüğünü biliyordum.

“Ben onlarla İngilizce konuşuyorum. Ben onların anadilini biliyorum ama onlar benimkini bilmiyor. İki tarafın da bildiği ortak dil olarak İngilizce var, ben de onu tercih ediyorum.”

Yvan’nın bu söyledikleri içimde bir “cız” etkisi yaptı. Bütün vatandaşlarına iyi konuştukları ortak bir dil veremeyen bir delet içinde acaba ben de bir zaman kendi vatandaşımla İngilizce mi konuşmak zorunda kalacağım?

Belçika ortak dil sorununu halledemedi. O yüzden güçlü bir birlikteliğe sahip değildir. Seçimler sonrası hükümet kurmada sıkça olarak sıkıntılar yaşıyor. Son seçimlerden sonra bir buçuk sene (493 gün) boyunca bir koalisyon hükümeti kurulamadı. Sebep birbirinden hoşlanmayan iki halk grubuydu.

Avrupa’da çok dilli ülkelerden biri de İsviçre’dir. Orada her devlet memuru üç anadilin hepsini yani Almanca, Fransızca ve İtalyanca’yı bilmek zorumdadır. Almanca kesiminde sinemaya gittim. Fransızca bir film oynamaktaydı ama alt yazısızdı. İsviçre’nin bir dördüncü resmi dili daha var: Retoromanca. Bir İsviçrelinin ifadesine göre o dili konuşanların sayısı sadece 1000 kişicik. O dili diğerleri bilmiyor ama haftada bir gün radyo yayınlarının Retoromanca yapılmasına katlanıyorlar.

Almanya’da kitap, dergi ve gazete gibi yayın organları yazım kurallarına uymayan bir makaleyi basamaz. Yoksa cezalandırılır. Bizde ise böyle bir kuralın olduğunu zannetmiyorum. Varsa da uygulanmıyor. Oysa bu kural otokontrol çarkını çalıştırır ve yaptığımız çok sayıdaki hatalar kısa zamanda düzeltilirdi.

Maalesef anadilimiz Türkçemiz sahipsiz. Türk Dil Kurumu Türkçeyi bilen (biliyorum sanmayan) liyakat sahibi kişilere teslim edilmeli ve onların da hükümetleri tetiklemesi gerekir.

YORUM EKLE