ANLAŞILDIĞINI HİSSEDİYOR MUSUN?

Uzun süren sohbetlerde karşımızdaki içini döktüğünde, acaba onu ne kadar etkin dinleyebiliyoruz? Ya da en son ne zaman biri tarafından anlaşıldığını hissettin?

***

Bir arkadaşımla yaptığımız şehirlerarası araba yolculuğunda, bir yandan araba kullanıyor bir yandan onu dinlemeye çalışıyordum, mevzu gittikçe derinleşiyor ve ben tam olarak onun üzüldüğü şeyi bulmaya çalışıyordum.

Belki bir çırpıda hızlı hızlı konusunu anlatmaya alışmıştı ama arada anlatımdan kaçan olayın detayları kurguyu bozuyor; kafamda tam olarak neye üzüldüğünü bulamıyordum. Soru sormak bunun için en önemli silahımdı ve onu daha iyi anlayabilmem için izin alarak sorular sormaya başladım.

Sorular soruları, cevaplar farklı cevapları takip etti ve en sonunda içinde bir noktasına dokunduğumu hissettim. “Biliyor musun?” dedim, aslında seni yaralayan şey tam olarak da bu. Gözünden yaşlar süzüldü, “evet” dedi. Evet işte tam olarak da bu yüzden kırıldığımı hissettim…

Kendi de tam bilmiyordu, bir şeyler onu üzüyor ama ilaç olabilmek için öncelikle yarayı bulup, üzerini temizleyip, sarmak gerekiyordu. O yara gizli saklı bir yerlerdeydi onu ancak sorularla çıkarabilir, etkin dinleyerek günışığına kavuşturabilirdim. Bir hazinenin keşfi gibi etkilenmiştik, toprakta gömülü, çamurlarla kaplı, derinde, en derinlerde kapalı bir kutuydu o ihtiyaç. Hangi ihtiyacınız karşılanmazsa bize huzursuzluk verdiği için ben de sadece onu keşfetmeye çalıştım.

Sonunda yaşlar aktı gitti ve “evet” dedi. “Biliyor musun Funda? Bence dünyada en en en kıymetli şey, anlaşıldığını hissetmek ve ben şu an anlaşıldığımı hissediyorum, bunun için varlığına şükürler olsun!”

***

Bu yüzden bu hafta arkadaşlarının sen onları dinlerken anlaşıldığını hissettirebilmene yardımcı olabilmek için etkin dinlemede yaptığımız hatalardan bahsetmek istiyorum.

Etkin dinlemede yaşadığımız en önemli problemlerden biri, dinleyen kişinin dinliyormuş gibi yapmasıdır, göz teması kurar, gülümseriz ama aklımız başka yerdedir, bu durumda da maalesef karşımızdaki kişiyle uyumlanamayız.

Bir diğer problem aklımız hep vereceğimiz cevapta olur, bence ‘şu şöyle bu böyle’ diye yorum sunmaya çalışırız. Oysaki karşımızdaki sadece dinlenilmek istiyordur. Bazen akıl vermeye, öğüt vermeye çalışırız; ben olsaydım şöyle yapardım, geçmiş tecrübelerimizden örnekler verir konuyu kendimize çekeriz.

Bir diğer hatamız ise zamanımızın kısıtlı olması veya beynimizin enerjisini muhafaza etmeye çalışması amacıyla, sonuca atlamayı kısaca sadede gelmeyi isteriz, böylece aralarda verilen kendi duygu ve düşüncelerindeki ipuçlarını atlar, karşımızdakini tam anlamayı yine ıskalarız. Unutmayın dostunuza anlaşıldığını hissettirmek vereceğiniz en değerli hediyedir!

YORUM EKLE