ANNELİĞİ SOSYAL MEDYADAN ÖĞRENMEK

Paylaşmak...
Paylaşmak deyince artık birçoğumuzun aklına sosyal medyada içerik paylaşmak geliyor. Paylaşmak güzeldir lafı da böylelikle anlam değiştirmeye başlıyor.
Yiyeceğimizi paylaşıyoruz, giyeceğimizi, konuştuğumuz insanları, gün içinde yaptıklarımızı, bize gelen hediyeleri, fiziksel değişimlerimizi... Bunun kötü ya da iyi olduğunu savunmayacağım. Bu durumun bende bıraktığı etkilerden bahsetmek istiyorum.

Yeni anne olmuşum. Annelikle ilgili emzirmek dışında bildiğim çok az şey var. Çok az bildiğim şeylerin arasında da en belirgini internette cevabını bulamayacağım konunun olmaması... Sosyal medyayla içli dışlıyım. Gazıydı nazıydı derken hepsini bir tıkla öğreniyorum (!)

Ben öyle sanıyorum o sıralar. Yeni yetme anneyim ama kırk yıllıklara meydan okuyacak bilgiye erişimim var ya hani (!) onun güveni içindeyim, acemiliğimi çaktırmıyorum. Beni büyüten annenin, internetin ucu bucağı olmayan faydalarından yararlanmadan büyüttüğünü unutmuşum, anneme kinoanın faydalarından bahsedip ben olmadığım zamanlarda çocuğuma avakadolu yoğurdunu yedirmeyi unutmamasını tembihliyorum. Ne güzel anneyim değil mi? DEĞİL!


***
 

Bir süre önce yaşadığım bir aydınlanmayla vazgeçtim bu durumdan. Yoruldum çünkü. Anneliğimin tadı kalmadı. Çocuk yemedi avakadoyu da kinoalı ezogelin çorbamı da. Hayal kırıklığı yaşadım. Sosyal medyadaki anneler çocuklarına her gün besin dolu çorbalar yapıp paylaşıyorlardı. Çocukları yiyordu demek ki anneleri de yapıp yapıp internette benimle paylaşıyorlardı. Her saat başı evde çocuklarının motor becerileri gelişsin diye asla aklıma gelmeyecek materyallerden etkinlikler yapıyorlardı. Bebekleri hiç kusmuyordu. Kıyafetleri hep tertemizdi. Hep uyumlu renklerde giyiniyorlardı. Ev hiç dağılmıyor aksine ışıl ışıl parlıyordu. O anneler hiç ağlamıyordu hiç uykusuzmuş gibi durmuyorlardı. Ben de oturup anneliğimi sınıyordum. Bir süre sonra kendimi aşağılamaya başladığımı fark ettim. Makarnam bile güzel olmuyordu sanki.

Yine annem yetişti imdadıma. Bilgisine güvenmediğim kadın beni aydınlattı. Bütün o becerikli anneleri sildim sosyal medya hesaplarımdan.

Çok da iyi yaptım. Rahatladım bir anda.

Biliyorum ki benim gibi hisseden birçok anne var. Değişik yerlerde karşılaşıyoruz ve onlara şunu söylüyorum. O gördüklerimizin hepsi gerçek değil birçoğu beğenilme, takdir edilme kaygısı taşıyan paylaşımlar. İçlerinde gerçekten fayda sağlamayı amaç edinen bilge fedakarlar da var. Süzebilmek lazım. Bize iyi geleni seçip bize kötü hissettireni bırakmamız lazım. Yoksa iş çocuk büyütmekten çıkıp annelik babalık yarışına dönüşecek ve çocuklar bu yarışın tek kaybedeni olacak.

Tabi ki faydalanalım bu tür paylaşımlardan ama kendimize de kötülük etmeyelim. Çocuklar her gün kinoa yemeseler de büyüyecekler. Ve hatıralarında anne babasının yüzündeki ifadeler kalacak. Onlara hissettirdiklerimizle büyüyecekler. Önce biz iyi hissedelim ki çocuklarımıza iyiyi örnek gösterebilelim.

...

YORUM EKLE