Muğla'da tahrik indirimine itiraz

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin ayrı yaşadığı eşi Sedef B. ile Abdullah Tekin'i pompalı tüfekle öldürdüğü gerekçesiyle 2 ayrı müebbet ve O.D.'yi öldürmeye teşebbüs suçundan verilen 14 yıl hapis cezası kararını bozmuştu. Yeniden görülen duruşmada, müebbet hapis cezasının tahrik indirimi uygulayıp 24 yıla, O.D.'yi öldürmeye teşebbüs suçundan verilen 14 yıl hapis cezasının ise yine tahrik indirimi ile 7 yıla düşürülmesine hükmetmişti. Tahrik indirimine itiraz gecikmedi.

Muğla'da tahrik indirimine itiraz

Muğla’da 13 Eylül 2013'te L.S.B., başkasına ait otomobilde gördüğü ve ayrı yaşadığı 26 yaşındaki eşi Sedef B. ile araçta bulunan 18 yaşındaki Abdullah Tekin'i pompalı tüfekle öldürmüş, 31 yaşındaki O.D. ise kaçarak kurtulmuştu. Olayın ardından teslim olan zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Mahkeme, sanığı eşi Sedef B.'yi öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, Abdullah Tekin'i öldürmekten müebbet ve bir kişiyi öldürmeye teşebbüsten 14 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. İtiraz üzerine kararı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık hakkındaki yerel mahkeme kararını bozmuştu. Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen duruşmada, sanığa Sedef B.’yi öldürme suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının tahrik indirimi uygulayıp 24 yıla, O.D.'yi öldürmeye teşebbüs suçundan verilen 14 yıl hapis cezasının ise yine tahrik indirimi ile 7 yıla düşürülmesine hükmetmişti.

TAHRİK İNDİRİMİNE İTİRAZ

Öldürülen Sedef B.’nin aile avukatı Kemal Ertuğrul, Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanlığı’na itiraz dilekçesi verdiklerini belirterek, haklarını sonuna kadar savunacaklarını söyledi. Eski kararda mahkemenin tahrik indirimi uygulamamasının hukuka uygun bir karar olduğunu savunan Ertuğrul, önceki kararın yerinde olduğunu düşündüklerini ifade etti. Ertuğrul, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin daha önce Türkiye’de bu tür kadın cinayetlerinde tahrik indirimini uygulamamış olan mahkemelerden birisi olduğunu ifade etti. Ertuğrul, mahkemenin o tarihte vermiş olduğu, ‘Sedef’in eşi olan sanığın engellemeleri ve uzatması sonucu eşinden boşanamamış olması nedeniyle taraflar arasındaki remi evlilik bağı devam etse bile fiili birlikteliğin tamamen sona erdiği, bu nedenle aralarında hiçbir hukuki ve fiili anlamda evlilik ilişkisi kalmayan maktul Sedef’in boşanma davaları devam ederken başka biriyle ilişkisinin bulunmasının sanığın eylemleri karşısında tahrik hükümleri uygulanması gerektirmeyeceği kanaatine varılmıştır’ gerekçeli kararını hatırlattı.

TELEFON İDDİASI

Bu kararın hukuken son derece doğru olduğuna vurgu yapan Ertuğrul, “Katil bu konuda daha önce defalarca rahmetli müvekkili yaralamış, bulunduğu konuta saldırıda bulunmuş, kayınvalidesini orada bulunan diğer kişileri darp etmiş, defalarca uzaklaştırma kararları alınmış. Sanığın sonradan ürettiği bir senaryo var. Sanık, öldürmeye çalışıp da başaramadığı O.D isimli kişi ile yaptığı telefon konuşmasında, maktul müvekkilin O.D. ile ilişkisi olduğunu düşünüyor ve bu sebeple onu tehdit edip, küfür ediyor. O. D. de ona küfür ediyor. Aralarında geçtiği varsayılan telefon görüşmesinde güya O.D., sanığa, ‘Evet benim senin karınla ilişkim var’ diyor. Sanığın bu iddiasında telefon kayıtları falan söz konusu değil. Delil yok. Ama Yargıtay bu kararı sanık lehine bozdu” diye konuştu. Ertuğrul, yeniden bozma üzerine yapılan duruşmada, mahkemesinde bu kararın uygulanmamasını, eski kararın doğru olduğunu, eski kararda direnilmesi gerektiğini ısrarla talep ettiklerini fakat mahkemenin Yargıtay’ın kararına uyduğunu anımsattı.

“YENİDEN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI VERİLMESİNİ UMUYORUZ"

Yargıtay’ın vermiş olduğu ve yerel mahkemenin de uyduğu kararının, hukuka, kadın ve insan haklarına aykırı olduğunu savunan Ertuğrul, şöyle devam etti: “Gerek mahkemelerdeki savunmalarda gerekse yazılı savunmamızda da söylediğimiz gibi Türkiye Cumhuriyeti yasaları karşısında kadın ve erkek eşittir. Sosyal yaşamda da eşit koşullara, eşit haklara sahiptir. Negatif kadın, erkek ayrımcılığı doğrultusunda kadının işlediği suçu ayrı bir bakış açısıyla gözlemlemek ve karar vermek, erkeğinkini ayrı gözlemlemek hukuk ve adalete sığmaz. İnşallah bu kararın düşündüğümüz gibi yeniden değerlendirilerek, sanığa yeniden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini umuyoruz.” Ertuğrul, dosyanın Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderildiğini, yerel mahkemenin verdiği kararın yeniden onanması durumunda bu prosedürde hukuki yolun tükenmiş olacağını dile getirdi.

“AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ'NE BAŞVURU DA GÜNDEME GELECEK"

Yargıtay’ın daha önce aynı dosyada farklı kararlar verdiğinin olduğunu anlatan Ertuğrul, “En azından toplumsal yönünün çok ağır basması nedeniyle kararın eski karar gibi verilmesini umuyoruz. Yargıtay’ın bu kararı tekrar onaması durumunda, Anayasa Mahkemesi’ne hak ihlali şeklinde bir başvura da yapılabilir ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru da bizim tarafımızdan gündeme gelecektir. Çünkü bu insan yaşamına, kadın yaşamına yönelmiş direk bir suçtur. Büyük bir haksızlık, büyük bir insani suç söz konusudur. Dolayısıyla o yargı yolu da bizim tarafımızdan yerine getirilecektir” ifadelerini kullandı. Ertuğrul, karşı taraf avukatının da vefat eden diğer maktul Abdullah Tekin ile ilgili verilen ‘tasarlayarak adam öldürme’ cezasının ‘kasten adam öldürme’ cezası olarak indirim yapılması yönünde ikinci bir talepleri olduğunu ve temyiz mahkemesine başvurduklarını da sözlerine ekledi.

“ADALETİN YERİNİ BULMASINI İSTİYORUM"

Sedef B.’nin annesi Gülender Kan ise 8 yıl sonra kızının acısının hala ilk günkü gibi taze olduğunu belirterek, karardan dönülmemesini istedi. Kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu anlatan Kan, “Kızımın katiline ceza indirimi uygulandı. 8 yıldır verdiğim tüm emek, Yargıtay’ın bir kararıyla boşa gitti. Ben ve torunum 8 yıldır bu acıyı yaşıyoruz. Adaletin yerini bulmasını istiyorum” dedi.

“KIZIMIN ACISINI TORUNUMLA HAFİFLETMEYE ÇALIŞIYORUM"

Kan kızının acısının daha yeni yaşanmış gibi taze olduğunu ifade eden Kan, şunları kaydetti: “8 yıldır ciğerim yanıyor. Bu sürede kızımın acısını biraz olsun torunumla hafifletmeye çalışıyorum. Acım hala taze, hala yeni. Benim kızım öldü. Başka kadınlar da ölsün istemiyorum. İndirim kararına itiraz ettik. Daha önce verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının uygulanmasını istiyorum. Ben yandım başka analar yanmasın. Kızım ve öldürülen tüm kadınlar için, Güleda için, Pınar için, Zeynep için adalet istiyorum.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER