ATATÜRK CUMHURİYETİ’NE KARŞITLIK EMPERYALİZMLE İŞBİRLİĞİDİR!

Türkiye Cumhuriyeti, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün liderliğinde emperyalizmin yenilgiye uğratılmasının sonucu olarak kurulmuştur.

Cumhuriyetimizin temeli Milli Mücadele kongrelerine ve Kurtuluş Savaşı’na dayanır.

Amasya Genelgesi ve kongreler; aynı zamanda yönetimde ulusal iradeyi ön plana çıkaran hareketlerdir.

Havzada; İşgallerin miting ve telgraflarla protesto edilip, milli cemiyetlerin kurulmasının istenmesi,

Amasya’da;  “Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır” kararı ile ulus ve ulusal egemenlik kavramları ilk kez gündeme gelmiş; üstü kapalı da olsa Cumhuriyete geçileceğinin işaretleri verilmiştir.

Erzurum’da; “Kuvva-i milliye’yi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır” kararı,

Sivas’ta; Temsil Kurulu’nun oluşturulması, “İrade-i Milliye” gazetesinin çıkarılması, daha kurtuluş savaşı başlamadan TBMM’nin açılması ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”  ilkesi. Mustafa Kemal’in ileride Cumhuriyeti ilan edeceğinin en belirgin göstergeleriydi…

Bir aydınlanma tasarımı olan Cumhuriyet, Türkiye'mizin çağdaşlaşmasında siyasal, toplumsal, hukuksal, kültürel ve ekonomik dönüşümlerin yolunu açmıştır.

Bu projenin dayanağını oluşturan üç temel unsur ise demokrasi, hukuk ve laikliktir.

Cumhuriyet; bağımsızlığından ve ülke bütünlüğünden ödün vermeyen, iç ve dış hainlerin siyasi ve ekonomik dayatmalarına boyun eğmeyenlerin kurduğu bir yönetimdir.

     29 Ekim 1923’de Cumhuriyetimiz ilan edildiğinde; toplumumuzda umut ve heyecan vardı. Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma ve hatta üzerine çıkma hedefine inanılmıştı. Ekonomik ve siyasi tam bağımsızlık ciddiye alınmaktaydı…

     Bugün ise algı operasyonları,  Cumhuriyete saldırılarda kullanılan başlıca yöntemlerden olmuştur.

“İleri demokrasi ve daha fazla özgürlük” sözleriyle, “Dünya ile entegre oluyoruz” sloganıyla yürütülen algı operasyonları, toplumumuzu yanıltmış; Türkiye Cumhuriyeti önce siyasi ve hemen ardından ekonomik bağımsızlığını kaybetmeye başlamıştır.

     Cumhuriyetin kuruluşunda vazgeçilmez hedef olarak konulan siyasi ve ekonomik bağımsızlığın yitirilmesi, bir emperyal projedir ve yerli işbirlikçilerin eliyle uygulanmaktadır. Bu şekilde, Türkiye Cumhuriyeti giderek dönüştürülmekte, rotasından saptırılıp başkalaştırılmaktadır. 

     Üye sayısı 600’e çıkarılan TBMM, gücü ve yetkileri budanmış bir hale getirilmiş, yönetimde kişi egemenliği başlamıştır. Artık, seçimlerin yapılıyor olması, halkın oy kullanması; demokrasinin olduğu anlamına gelmemektedir.

      Atatürk döneminde çağdaş uygarlık seviyesini hedefleyen ülkemiz; Cumhuriyetin 95. Yılında ekonomide, eğitimde, kültürde hukukta hiç iç açıcı bir durumda değildir. Gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı ve son zamanlarda yaşadığımız benzeri olaylar; demokratik ve laik rejimin, hukuk devleti olmanın değerini anlamamız için ciddiye alınması gereken bir durumdur.

       Değerli Atatürkçüler;

       Cumhuriyet ve Devrimler; toplumun derinliklerine nüfuz etmiş olan ve Atatürk’le bütünleşen Türk ulusunun kendi eseridir. Açıktan yıkım çabalarına karşı, hala kendi eserini sahiplenmekte ve direnmekte kararlı büyük bir halk kitlesi bulunmaktadır.

 Bu durum, hala umutlu olmamızın önemli bir nedenidir.

     Nasıl 1923’te yırtıp atmışsak Sevr’i, BOP Haritası’nı da yırtıp atacağımız günler yakındır.

Biz Atatürkçüler; söz konusu vatansa hepimiz genç oluruz, hepimiz kahraman. Bu nedenle “bu ahval ve şerait içinde dahi görevimizin” bilincindeyiz. Ve daima genciz, daima güçlüyüz.

Ulusumuzun Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

YAŞASIN ATATÜRK CUMHURİYETİ!

YORUM EKLE