ATATÜRK EN BÜYÜK DEVRİMCİ…

Atatürk, emperyalistlerin ülkemizi işgaline karşı düşmana koyacak örgütlenmeleri sağlamak için çıkışının ve Samsun’a ayak basışının  101. Yılını yaşıyoruz. Bu direnişin hikayesinin sonsuza dek anlatılmasını ve unutulmamasını arzuluyoruz. Ulu Önder Atatürk’ün Türk Gençliğine hediye ettiği 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun. Bayramımızın 101. Yılında Almanya’da yayınlanan “History Life Dergisi’nde yayınlanan dünyanın büyük devrimcilerin listesinde Ulu Önder Atatürk’ün yer alması bizleri mutlu etmiştir.

Almanya'da yayınlanan “History Life Dergisi’nin son sayısında 'Büyük Devrimciler' başlığıyla kapaktan anonslanan yazıda Mustafa Kemal Atatürk'e de geniş yer verdi. Dünyada devrimleri ile fark yaratan liderlerin yer aldığı yazıda Atatürk için, ‘Modern Türkiye'nin kurucusu’ diye vurgulandı…

Dünyanın çeşitli ülkelerinde yayımlanan ‘History Life Dergisi’nin Almanya edisyonunda Mayıs 2020 sayısında ‘Die Grossen Revolutionaere - En Büyük Devrimciler’ olarak belirlendi. Derginin kapağında 8 kişi yer alırken, ‘idealleri ve ideolojileri ile dünyayı değiştiren erkekler ve kadınlar’ alt başlığı kullanıldı.

History Life Dergisi’nin kapağında Mustafa Kemal Atatürk'ün kalpaklı fotoğrafı ise tam merkezde yer alması dikkat çekti. ‘Modern Türkiye'nin babası Atatürk’ yazılı fotoğrafın yanı sıra, Che Guevara, Emmeline Pankhurst, Maximilien Robespierre, Vladimir Lenin, Mahatma Gandi, Rosa Luxemburg ve Mao kapakta yer bulan isimler oldu.

Ulu Önder Atatürk’ün işgale karşı başlatmaya düşündüğü Kurtuluş Savaşı için İstanbul’dan başlayan yolculuğun Anadolu’ya atılan ilk adımın atıldığı 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışının yıldönümünün 101. Yılını  19 Mayıs 2020 salı günü coşkuyla kutlayacağız. Düşman işgaline karşı 101 yıl önce fitili ateşleyenlere bin selam olsun… Saygıyla anıyoruz…

ŞEHİT GAZETECİLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ…

İzmir’de 15 Mayıs 1919'da karaya çıkan Yunan işgal askerlerine ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin’i saygıyla anıyoruz. 101 yılda gazeteciler, bu güzel ülkemizin tam bağımsızlığı için bedeller ödediler. Doğru haber vermeyi her zaman kendisine ilke edinen gazetecilerin mücadelesi tarihe altın harflerle yazılmıştır. Hasan Tahsinler, Abdi İpekçiler ve Uğur Mumcular yazdıklarıyla geleceğe ışık tutmuşlardı. Yıldızlar yoldaşları, ruhları şad olsun…

DESTAN YAZAN BAŞKAN ZOLAN’I KUTLUYORUZ…

Ulu Önder Atatürk’ün Denizli’yi 4 Şubat 1931 tarihindeki ziyareti sırasında, “Büyükçe Köy” diye bahsettiği Denizli’yi modern bir kent yapmak için gece-gündüz demeden çalışan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, ORC Anket Firması’nın yaptığı araştırmada en başarılı başkanlar arasında 6. Sırada yer aldı. Başkan Osman Zolan’ı seversiniz, sevmezsiniz ama hümanist yönü ağır basar. Elbette yaptıkları ve yapamadıkları eleştirilecektir. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ilk kurucu başkanı olan Osman Zolan’ın omuzlarındaki yükü yaşamayanlar hissedemez. Denizli Büyükşehir olmadan merkez ilçe sınırlarından sorumlu olan Başkan Zolan’ın sorumluluk alanı 19 ilçeyle birlikte büyümüştür.

Elbette bazen bizimde “Neden böyle oluyor?” dediğimiz uygulamalar vardır. Ama o uygulamaların süreç içerisinde alınan doğru bir karar olduğu ortaya çıkıyor…

Bir anımı anlatmak isterim… 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde ANAP tarafından aday gösterilmeyen Denizli Belediye eski Başkanı Ziya Tıkıroğlu, oy kullanırken duygularını sormuştum… Başkan Tıkıroğlu, “Bugün rahat uyuyacağım. Zümrüt Evler’den bakınca Başkarcı dağlarını kara bulutlar kaplarsa, uykularım kaçardı. Yağmur suları Denizli’yi yaşanılmaz kılardı. Sel suları caddeleri esir alırdı.” Dedi.

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ın da yıllar sonra duygularını soracak gazeteciye söyleyeceği sözü şimdiden duyar gibiyim. Başkan Zolan’ın “Bir milyonluk bir kenti, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak hareketlendirmek için gece-günüz demeden ekip olarak emek verdik. Mutluyum. Yeni görev alacak başkana kolaylıklar dilerim” diyeceğini düşünüyorum. Denizli’yi mega kent yapmak için 24 saat çalışan ve destan yazan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’a çalışmalarında başarılar dileriz.

ŞAİR NAZIM HİKMET’TEN BİR YAŞAM DERSİ…

Sosyal medyada arkadaşımız Mustafa Güçlü, ünlü şair Nazım Hikmetle ilgili bir anıyı paylaştı. Mustafa Güçlü, Büyük üstad Nazım Hikmet'den geçmişte hepinizin bir benzerini yaşadığı hayata tutunma ve hayata dair yaşam dersi…

Nazım Hikmet’e bayram için bir ayakkabı almaya karar verirler. O zamanlarda şimdi ki; gibi hazır ayakkabı satan bir mağaza yoktur. Sadece ayakkabı yapan bir dükkan vardır. Oraya giderler.

Ayakkabıcı Nazım’ın ayağını bir kartonun üzerine koyar ve iyice basmasını söyler. Daha sonra kurşun bir kalemle ayağının etrafını çizer.

Bu karton onun ayakkabı numarasıdır. Günlerce bu ayakkabının hayalini kurar. Babası ona ayakkabılarının siyah ve bağcıklı olacağını söyler.

Nazım’ın ayakkabıları bayramdan bir gün önce gelir.

Ayakkabılar babasının dediği gibi siyah ve bağcıklıdır. O gün onları giymez. Ayakkabılarını yatağının altına koyar ve arada çıkartıp onu inceler. O gece onu uyku tutmaz. Sabah evdekiler uyandığında Nazım’ı ayakkabı kutusu kucağında sandalyede otururken bulurlar. Buradan sonrasını Nazım Hikmet’in ağzından dinleyelim;

‘Ayakkabımı babam giydirdi. Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım.

Dardı ve canımı yakmıştı; ama bunu babama söylemedim.

O ‘Sıkıyor mu?’ diye sordukça ‘Hayır’ yanıtını veriyordum. ‘Dar, ayağımı acıtıyor.’ desem geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı. O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm. Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu. Dişimi sıktım. Yürürken artık topallıyordum. Soranlara ‘Dizimi vurdum.’ dedim; ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.’

DOĞRUSUNU İSTERSENİZ YAŞAM DA DAR AYAKKABIYLA YÜRÜTMEKTİR .

Kimi zaman dar bir maaş,

kimi zaman sevimsiz bir iş.

Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize,

Kimi zaman bir çevre.

Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir…

Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.

Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.

Kimi zaman zenginlik,

kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık…

Canınız yanar. Topallaya topallaya gidersiniz.

Sonradan öğrendim;

‘YAŞAMIN, DAR AYAKKABIYLA YÜRÜYEBİLME SANATI OLDUĞUNU”

Doğruyu cehennemde söyleyecek değiliz… Geçmişte yaşlanılanlar bize yol gösterici olmalıdır…

“DÜNYACA MEŞHUR TAVASLIYI SİZ DE TANIR MISINIZ?”

Denizli Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hüdaverdi Otaklı’nın “Dünyaca ünlü meşhur Tavaslıyı siz de tanır mısınız” başlıklı yazısını, ünlü yazar Kemal Yalçın sosyal medya hesabından paylaşınca büyük ilgi gördü.

İşte ünlü yazı:

“Tavaslının biri İtalya’da Fiat fabrikasında işçi olarak çalışıyormuş. O zamanki Sovyetler Birliği Parti ve Devlet Başkanı Nikita Kuruşçev resmi bir ziyaret için İtalya’ya gelmiş. Programda Fiat fabrikasını ziyaret de varmış. Kuruşçev fabrikanın üretim tezgâhları arasında dolaşırken Tavaslıya rastlamış. Herkesin gözü önünde ‘Vay Tavaslı kardeşim!’ diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü senli benli sohbet etmişler.

Tüm protokol bu dostluktan şaşkın… Konuk gittikten sonra Fiat patronu Tavaslıyı çağırıp, Kuruşçev’i nereden tanıdığını sormuş. Tavaslı ‘Hiiiç,’ demiş. ‘Ben eskiden komünisttim. 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova’ya göndermişti. Orada tanışmıştım!’

Olay unutulmuş. Aradan üç beş ay geçmiş. Bu kez ABD Devlet Başkanı Nixon İtalya’ya gelmiş. Resmi programda Nixon’un Fiat fabrikasını ziyareti de varmış. Nixon üretim bandları arasında resmi heyetle birlikte dolaşırken Tavaslıya rastlamış. ‘Vay Tavaslı kardeşim!’ diyerek Tavaslıya sarılmış. Halden yoldan samimi iki arkadaş gibi konuşmuşlar.

Fiat fabrikaları patronu iyice meraklanmış. Tavaslıyı gene yanına çağırmış.

‘Sen Nixon’u nereden tanırsın?’ diye sormuş.

Tavaslı sakince cevap vermiş:

‘Ben bir ara Amerika’ya göç etmeye kalkıştım. New York’ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu!’

Olay bu kadarla kalsa iyi.

İki ay sonra Fransa Devlet Başkanı De Gaulle İtalya’ya gelmiş. Fiat fabrikasını ziyaret ederken De Gaulle Tavaslıyı görür görmez Vay Tavaslı! Ne yapıyorsun sen burada?’ diyerek elini Tavaslının omzuna koymuş. Tavaslı çok samimi bir şekilde ‘De Galulle kardeşim işçiyim, gördüğün gibi Fiat arabalarını üretiyoruz,’ cevabını vermiş. De Gaulle çok memnun olmuş. ‘Paris’e gelirsen seni beklerim!’ diyerek ayrılmış.

Fiat patronu Agnelli gördükleri, duydukları nedeniyle derin bunalımlara girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Tavaslıyı ise dünyada tanımayan yok!

Gene çağırmış yanına Tavaslıyı. ‘De Gaulle’ü nereden tanıyorsun?’ diye sormuş.

Tavaslı ‘İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris’i işgal etmiş olan Nazilere karşı Paris’te yeraltı savaşı yapıyorduk. Ben De Gaulle’ün özel kuryesiydim!’ cevabını vermiş. Tavaslı ile Fiat patronu arasında sohbet başlamış. Patron Agnelli sormuş, Tavaslı cevaplamış:

‘Sen herkesi tanır mısın?’

‘Evet, hemen hemen.’

Patron iyice hırslanmış.

‘Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin!’

Tavaslı gülmüş.

‘Tabii. Yakın arkadaşımdır!’ demiş.

Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış:

‘İspatla! İspatlayamazsan seni işten atarım!’

Tavaslı sakin ve kendine güvenli:

‘Tamam Sayın Agnelli! Bu pazar ayininde Vatikan Meydanı’nda olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım!’

Patron pazarı iple çekmiş. Vatikan’da Papa’yı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Sağ tarafında Tavaslı duruyormuş! Tavaslı kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyormuş.

O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış. Tavaslı bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papa’ya ‘Bana müsaade’ deyip meydana koşmuş.

Agnelli yerde yatıyor, bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyormuş. Tavaslı çevresindekilere, ‘Bu benim patronumdur, ne oldu?’ diye sorunca biri cevap vermiş:

‘Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna döndü. ‘Şu sağdaki bizim Tavaslı ama yanındaki kim acaba?’ diye sorunca senin ki düşüp bayıldı!’ demiş.

Not: Tavas, Denizli’nin bir ilçesidir. Bu Tavaslı hikâyesini Denizli Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürü Sayın Hüdaverdi Otaklı’nın Facebook sayfasında okudum. Çok güldüm! Çok teşekkür ederim Hüdaverdi Bey! İzninizle Tavaslı hikâyesini sayfamda paylaşıyorum. Bu Tavaslı hikâyesini uydurana ya da uyduranlara da çok teşekkür ederim. Korona günlerinde beni çok güldürdü. Bochum, 13.5.2020” Kemal Yalçın”

Yazar Kemal Yalçın’ın paylaşımını bir solukta okudum.. Hikayenin sonu nereye varacak diye merak ediyorsunuz.? Tavaslıların çalışkan ve proje üretmede başarılı olmalarını bilmeyen yoktur. 1970’li yılların başından bu yana politikada etkin olan Tavaslılar, Denizli yönetiminde söz sahibidir. Çıkarttıkları milletvekili sayısı bazen beş, bazen de 8 olmuştur. Kanada’yı da ilk keşfedenleri başında Tavaslılar gelir… Bu konuda 1980’li yıllarda haberler yapmıştık… Hikayeyi kurgulayanları kutlarız.

EDEBİYATÇI DEDE NECATİ KARAÇAY’DAN TORUN EYLÜL’E YAŞ GÜNÜ ŞİİRİ

Denizlililerin yakından tanıdığı edebiyat öğretmeni Necati Karaçay, torunu Eylül Karaçay için 16 Mayıs doğum gününde yazdığı şiiri sosyal medya hesabından paylaştı. Dede Necati Karaçay, doktor olan gelini Dr. Yeşim Karaçay’ın Korona Virüsü nedeniyle minik Eylül Karaçay’ı aylardır görmediğini belirttiği şiirinde şunları vurguluyor.    

“Bugün senin doğum günün

Bir yaş daha büyüdün Eylül'üm.

Üzülme annem yanımda değil,

Aylardır sarılamadım ona diye.

Biliyorsun annen yaşatma görevinde,

Hastalarını iyileştiriyor sevgiyle

Seni yüreğinden hiç ayırmadan...

Haydi sevin, sevginle büyü bugün,

Güzel umutlarınla gir yeni yaşına! (Deden Necati Karaçay)”

Minik Eylül Karaçay’a sağlıkla nice mutlu yıllar dilerim.

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1901’İNCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE