ATİLLA SEZENER’DEN TATİL TARTIŞMASI…

Avukat Atilla Sezener, sosyal medyayı etkin kullanan isimlerin başında geliyor… Bilgi birikimini paylaşan Atilla Sezener, “Denizli halkı eskiden nasıl tatil yapardı?” başlıklı bir yazı yazdı. Yazıya çok enteresan yorumlar yapıldı.

İşte Attila abinin yazısı:

“DENİZLİ HALKI ESKİDEN NASIL TATİL YAPARDI

Denizli halkının 1945 ile sonraki yıllar arasındaki tatil uygulamalarından kısa bilgiler vermek istiyorum.

-Denizli’de memur olarak bulunan kimseler, yıllık izinlerinde genellikle ailecek kendi memleketlerine giderlerdi. Hediye olarak burada yapılan kalaylanarak kullanılan bakır kap kacak, dokuma ürünleri olarak çarşaflar, değişik örtüler ve havlular götürürlerdi. Bornoz ise pek bilinmez ve imal de edilmezdi. İki büyük havlu o işi görürdü. Şekercilik hayli ileri olduğundan lokum ve değişik şekerlemeler de hediyelik olurdu. O memurların çok büyük bölümünün tek tatil uygulaması buydu.

-Denizli’de oturanlar özellikle fuar zamanı trenle İzmir’e giderler ve orada daha çok Basmane otellerinde kalarak, Fuar’ı gezerlerdi. Fuar’da bazı pavyonlar gezilir ve günün ünlü sanatçılarının konserler verdiği açık hava gazinolarına giderlerdi. Kemeraltı çarşısını gezmek de modaydı. Cepteki paraya göre, işportacılardan bol miktarda alışveriş yapılırdı.
Geriye yine trenle dönülür ve Fuar olayı uzun süre anlatılırdı. Marshall yardımından sonra karayolu yapıldığından otobüslerle İzmir’e gitmek kolaylaştı. Önceleri Manisa yolundan daha uzun vakitte oraya varılırdı.

-Denizli’nin içinde olanların tatil anlayışı biraz değişikti. Eğer halen mahallelerle dolmuş olan yerlerde bağ ve bahçeler vardı. Durumu iyi olanların oralarda üzüm bağları vardı. Bu arada boş yerlere kavun, karpuz ve açılan arıklara da yaz sebzeleri ekilirdi. Bazıları ev yapar, bir kısmı da her yıl yenilenen çardaklarda yazı geçirirlerdi. Ailenin reisi şehirde işi olduğundan akşam üzeri çeşitli ihtiyaçlarla oraya ulaşırdı. Bazıları atı ile, bir kısmı çeşitli arabalarla, pek azı da çok az bulunan taksilerle bu ulaşımı sağlarlardı. Önceleri çoğunda elektrik yoktu. Gaz lambaları ve fenerler o işi görüyordu. İletişim ise, mümkün değildi. Telefon denen alet hiç oralara uğramıyordu.

-Günlük dinlencenin en ilgincinden kısaca bahsedeyim. Hıdırellez kutlaması. Honaz’dan Başkarcı’ya kadar çok değişik yerlerde yapılırdı ama en kralı Çamlıkta olanıydı. Günlerce önceden hazırlıklar yapılır ve heyecan giderek artardı. 5 Mayıs ve sonrasında genellikle Pazar gününe denk getirilirdi. Çok heveslileri geceden en iyi yeri kapmak için Çamlık’ta yatarlardı. Portatif yatak ve halıda, çubuklu pijamalı adamları görmek bir alemdi.

Pazar sabahı, Denizli’deki otobüsler yetersiz kaldığından ilçelerden takviyeler gelir, halkı taşırlardı. Çamlıkta bir ağaç gövdesi altına yayılanların acil üç işi olurdu. Önce büyükçe bir yaygı ile yar kapma, ardından uygun dala salıncak kurma (Bebek yatırmak için de olabilir) ve en önemlisi mangala yer açıp, onun üzerine her çeşit etleri sıralamak. Gerisi tahmin ettiğiniz gibi, seyyar satıcılar, namaza duranlar, çantalı radyosunu açanlar, tekmili birden devreye girerdi.

Tutucu olmayanların tamama yakını sevdiği içkinin başına geçerdi.

Hemen her evin araba sahibi olması, dinlence ve eğlence anlayışının çeşitliliği, Çamlık pikniklerinde de değişime neden oldu. Şimdiler de tatiller hepinizin bildiği gibi, deniz kenarındaki bir kısmı ucube yazlıklar, yurt dışı seyahatlar, vs şeklinde devam ediyor.”

Atilla abi, tatil işini katıksız anlatmış…

Tatil için çoğunlukla Pamukkale’ye de gidilirdi. Pamukkale 1960’lı yıllardan sonra, Avukat Behöet Çomakoğlu ve arkadaşlarının kurdukları Pamukkale Turizm Derneği ile “Bir bardak çay içelim” sloganıyla başlattıkları hareket 60 yaşında… Şimdi Denizli halkı Pamukkale’ye değil, sahillere gidiyor…

Atilla Sezener abimize çok teşekkürler…

ÖDEMİŞ’TEN DUYGU YÜKLÜ VEFA MESAJI

ODTÜ Denizli Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, makine mühendisi Muammer Ödemiş, bir süre önce yaşamını kaybeden arkadaşı Engin Gök için duygu yüklü vefa mesajı yayınladı. ODTÜ Denizli Mezunlar Derneği Başkanı Muammer Ödemiş, duygularını üyeleriyle paylaştı.

“Arkadaşımız Emin Gök'ün ardından duygularımı, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Emin Gök, örgütlü mücadeledeki başarısını Makina Mühendisleri Odası Genel Sekreterliği ile taçlandırdı. İşinde de, Erdal İnönü- Süleyman Demirel Hükümetinin Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Tahir Köse'nin ekibinde Makine Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü ile çalışma yaşamında fark yarattı. Doğru yönetildiğinde, her türlü israfın önüne geçildiğinde, kamu iktisadi teşekküllerinin, devlete yük olmaktan çıkıp kar eden kuruluşlar olabileceğini kanıtlayan yöneticilerden oldu.

Sümerbank'tan aldığı iki takım elbise ile Makine Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü görevine başlayıp, dirayetli yönetimi ile milyarlarca lira zarardaki kurumu beş yıllık görevi sonunda trilyonlarca lira repoda parayı bıraktı.

Sayın Yalım Erez, Sanayi Ticaret Bakanı olduğunda Emin Gök'ü görevden almak istedi. Zamanın Genel Kurmay Başkanı sayın İsmail Hakkı Karadayı, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'nun en büyük müşterisi olarak ilk defa böyle başarılı bir genel müdürle çalıştıklarını söyleyip, genel müdürlük görevinden alınmasına açıkça karşı olduğunu bildirdi.

Sevgili arkadaşım, kadim dostum, Emin Gök'ü dürüstlüğü, yiğitliği, çalışkanlığı, yurtseverliği ile saygı, sevgi ev özlemle anıyorum. Hepimizin başı sağolsun. Allah Ailesi'ne ve yakınlarına da sabır versin. Ruhu şad olsun.

Muammer Ödemiş- ODTÜ Denizli Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı”

Muammer Ödemiş’in dileklerine katılıyoruz ve bizde Engin Gök’e yıldızlar yoldaşı olsun diyoruz…

KARAÇAY’DAN “TEK YOL BARIŞ” ŞİİRİ…

Denizlili emekli Edebiyat öğretmeni Necati Karaçay, 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yazdığı “Tek Yol Barış” şiirinde sevgiden yoksun emperyalistlere göndermede bulunuyor.

“TEK YOL BARIŞ!

Sevdikçe insansın.
Sevildikçe insansın.
Birleştikçe insansın.
Direndikçe insansın.
Savaşlara inat.
Barıştıkça insansın!
Selam olsun, aşk olsun.
Yeryüzü Barış Yolcularına..! (Necati Karaçay)

Evet, savaşlara inat BARIŞ diyoruz…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1656’INCI GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

Pazartesi’nin Sözü:

“Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE

banner187

banner186