AVDAN TERMİK SANTRALİ VE DAHASI

İlimizin Avdan mahallesi kırsalında bir termik santral kurulma projesi Denizli’yi ayağa kaldırdı. Mahalle ve civar sakinleri termik santral baca gazlarından doğrudan etkilenme ihtimaline karşı itirazlarını dile getirdiler. Tedirginlik Denizli’de ikamet eden vatandaşlara kadar uzandı, zira arada Babadağ ve Karcı dağ yükseltisi olsa bile, Avdan Denizli merkeze kuş uçuşu 30 kilometre kadar. Vatandaşın tepkisine zamanla belediyeler de katıldı. Çevreciler ve kimi STK’lar zaten başından beri karşı cephede idi. Nihayet proje iptal edildi. Edildi ama yapılan tartışmalardan kalkınma, enerji, istihdam, çevre sorunlarımız adına bi farkındalık oluşturabildik mi. Yani bir dahakinde neye niçin karşı ya da taraf olabiliriz, bunun muhasebesini yaptık mı?

Öncelikle tarafları ve muhtemel görüşlerini bi sayalım; 1. Yatırımcı; kar amaçlı bir yatırım yapılacak, istihdam sağlanacak, bundan ülke de katma değer kazanacak, 2. Mahalle ve çevre sakinleri; bir kesim havamız, suyumuz toprağımız zehirlenecek diye düşünürken, bir kesim de istihdamın peşinde olacak. 3. Çevreciler; amasız, şeksiz, şüphesiz çevreye zarar verecek her türlü gelişmeye karşıyız. Ne üretileceği, ne istihdam sağlayacağı,  ekonomik katkısı bizi ilgilendirmez. 4. Devlet; bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var, bunun da bir maliyeti var, çevre maliyeti de buna dahil.

Denizli’de 2000 MW kurulu güce karşılık gelen bir elektrik tüketimine karşılık; jeotermal, güneş, hidroelektrik ve doğalgaz çevrim, hemen her türlü kaynak kullanılarak ulaşılan 1650 MW civarında kurulu güç var. Yapım aşamasın 135 MW, üretim lisansı alınan 120 MW, planlanan 20 MW ile üretim tüketime denk olacak.

İyi de kömüre dayalı termik santraller dışındaki alternatifler de masum değil ki; tamam Avdan termik santrali çevre için bir felaket ama, jeotermal de çevreye zararlı, elektrik üretiyoruz diye Büyük Menderes yatağında can suyu bile kalmadı, Kaklık’taki doğalgaz çevrim santrali ne kadar yeraltı suyunu tüketiyor? gibi uzayıp giden çıkmazlarla nasıl yüzleşeceğiz. En temiz olanı güneş enerjisi, ama toplam kurulu kapasite 50 MW ile Denizli’deki kurulu gücün % 3’ü.

Gelelim acı gerçeğe; Avdan civarındaki kömür yataklarının rezervi 55 milyon ton ve bu rezervden sadece 35,7 ton işlenebilir kömür elde ediliyor. Halbuki Türkiye’de fizibil bir termik santralin kurulabilmesi için 75 milyon ton işlenebilir kömür rezervi gerekiyor. İlk etapta 150 MW olarak planlanan termik santralin kapasitesine göre 20 yıl yetecek bir rezerv var. Hele planlandığı gibi ikinci ünite açılır ise bu süre yarıya düşecek. Termik santral 30 yıllık ekonomik ömrünü tamamlamadığı için taşıma kömür ile kullanım yoluna gidilecek, belki de ithal edilecek. Bir tarım arazisini yok etmek için gereken zehir dışarıdan getirilecek. Tam bize yakışan olur diye düşünüyorum.

Mantık şöyle çalışıyor olmalı; Avdan’da linyit var. Ee bunu değerlendirelim, buraya bir termik santral yapalım. Bu işin imalatçılarının standart teklifleri vardır zaten ve önermişlerdir bi tane. Aman ha fizibilite raporunu ihmal etmeyelim. Haa, tamam 10 yılda kendini amorti ediyormuş. Santral 30 yıl ömürlü olduğuna göre iyi kar edeceğiz. Yapalım o zaman bu işi. İyi ama bunca çevre felaketinin maliyeti hesap edildi mi? Haa daha oraya gelmedik, hele bi santrali yapalım sonrasını sonra düşünürüz

İşin aslı üç temel yaklaşım var; 1. Kalkınmacı; istihdam ve katma değer yaratacak her türlü yatırımın önü açılsın, maliyeti sonucu ne olursa olsun 2. Çevreci; havamıza, suyumuza ve toprağımıza dolayısı ile geleceğimize ve sağlığımıza zarar veren her türlü gelişmenin karşısındayız, maliyeti sonucu ne olursa olsun. 3. Toplumcu; yatırım, istihdam ve katma değer ihtiyacı bir gerçektir ama bunu çevreye zarar vermeden karşılayalım.

Kalkınmacıların ve çevrecilerin pozisyonları net, hadi bakalım toplumcular sesinizi duyalım…     

YORUM EKLE