'BASIN BAYRAMI'NI KUTLADIK…!

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını buruk kutladık. Sansürün kaldırılışının 112. Yılı idi. Sansür hayatımızdan hiç kalkmadı. Biz haberciler olarak, sansürden en fazla yakınan meslek grubuyuz. Sansür, bir bilginin öğrenilmemesi için önüne konulan kapıdır. Kapıyı açarsanız, bilgiye ulaşırsınız. Ama o kapıyı herkes açamıyor.

Edebiyat öğretmeni abimiz Necati Karaçay 23 Temmuz 2020 günü sosyal medya hesabında “Kimlerdir onurlu gazeteci” başlıklı yazı yazdı.

“KİMLERDİR ONURLU GAZETECİ?

Son zamanlarda sosyal medyada günümüzün bazı gazetecileri adına bolca ‘Onurlu Gazeteciler’ grupları oluşturuluyor ve hemen hemen her gün bu gruplara katılma davetleri geliyor.

Onurlu Gazeteci olmak öyle kolay mıdır? Ne olduğu herkesçe malum bazı patron gazetecileri adına Grup veya Topluluk oluşturmakla, bir gazeteci nasıl onurlu olur?

Bir toplum için en kötü durum, o toplumun, kendi tarihsel belleğini yitirmesidir.

Şimdi tarihsel belleğimizi bir sorgulayalım bakalım, Onurlu Gazeteciler kimlermiş.

İstibdat Dönemlerinde ilk özel gazeteyi kuran Agâh Efendi ile Şinasi'dir onurlu gazeteci...

Zindanları, yalı yaşamına tercih eden ve 48 yıllık onurlu yaşamının büyük bir bölümünü Vatan ve Hürriyet için zindanlarda geçiren Namık Kemal'dir onurlu gazeteci..!

Londra'da sürgünde arkadaşı Namık Kemal'le Hürriyet Gazetesini çıkaran Ziya Paşa'dır onurlu gazeteci...  Gazeteci Süavi'dir...

Her türlü baskıya karşın bir Yazı Makinesi kimliği ile gazetelerini çıkaran Ahmet Mithat Efendi'dir onurlu gazeteci.

Abdülhamit İstibdadının en sert döneminde Ahmet İhsan ile birlikte Servet-i Fünun Dergi ve Gazetesini çıkaran Tevfik Fikret'tir onurlu gazeteci.

İstanbul'un işgalini, kendi Hâdisât Gazetesinde ‘Kara Bir Gün’ başlığı atarak protesto eden ve kurşuna dizilmekten son anda kurtulan ve işgal güçlerince elleri kelepçeli Malta'ya sürgüne gönderilen Süleyman Nazif'tir onurlu gazeteci..!

İstanbul'un yoksul sokaklarındaki halkın sorunlarını korkusuzca yazan ve Çağdaş Türk Gazeteciliğinin Öncüsü olan Ahmet Rasim'dir onurlu gazeteci..!

Gazete binaları defalarca basılan, yakılıp yıkılan, ve kendileri ikide bir tutuklanan Aziz Nesin'dir, Sabahattin Ali'dir, Rıfat Ilgaz'dır onurlu gazeteci..!

Özgür gazetecilik adına canını veren Uğur Mumcu'dur onurlu gazeteci. Hasan Tahsin'dir, İlhan Selçuk'tur, Turhan Selçuk'tur, Oktay Akbal'dır, Emil Galip Sandalcı'dır, Mustafa Ekmekçi'dir, İlhami Soysal'dır, Çetin Emeç'tir, Metin Göktepe'dir, Hrant Dink'tir, Merdan Yanardağ'dır onurlu gazeteci..!

Ve daha adlarını sayamadığımız içeride, dışarıda bedel ödemekte olan yüzlerce onurlu gazetecimiz var.

Selam olsun kalemini satmayan onurlu gazetecilere...!”

Gazetecilik zor bir meslek… Halkın haber almasının önündeki engelleri kaldırmadığımız, gerekli yasal düzenlemeleri yapmadığımız sürece basının sorunları çözülemez..

Necati Karaçay abimize teşekkür ederim…

GÖKHAN ADALI’DAN BİR ANI BİR ŞİİR…

Denizlililerin yakından tanıdığı edebiyat öğretmeni Gökhan Adalı, sosyal medya hesabından 20 Temmuz 1974’de yaşadığı bir anısını paylaştı.

“20 Temmuz 1974'ten bir anı:

Bir arkadaşımızın Adana'daki düğününe katılmak üzere 19 Temmuz gecesi Ankara'dan Adana'ya otobüsle gidiyorduk. Yol boyunca gördüğümüz askeri araçlar, bir şeyler olduğunun belirtisiydi.

Otobüste kimse uyumuyordu, uyuyamıyordu.

Saat beşte şoförden radyoyu açmasını istedik.

Harekât başlamıştı.

Hepimizde bir sevinç.

Onur duyduk.

O gün Adana'yı, Adanalıyı görmeliydiniz.

Yıllarca itilip kakılmışlığın, ulusal konularda yutkunup kalmanın acısını çıkarmanın tadını çıkarıyordu.

Düğün yapıldı.

Geçen tank birliğini seyrederek sokakta devam etti.

O gün, Türk ulusunun şöleniydi.”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıldönümü 20 Temmuz’daydı… Kıbrıs şehitlerimizi saygıyla anarken, gazilere sağlıkla uzun ömürler dilerim.

“OLANLAR

Hep olanlar oluyor,

Kimseler fark etmiyor;

Yüzsüz pervasız,

Erdemli korkak,

Yetersiz azgın,

***

Ozanlar bezgin;

O denli azaldı

Sesi şiirin.

Çoğaltmak gerek umudu..

Bunlara karşın. (Gökhan Adalı)

Evet… Gökhan Adalı abimizin dediği gibi umudumuzu kaybetmemeliyiz. Umudumuzu kar topu gibi çoğaltmalıyız.

MUSTAFA ÜNAL, DENİZLİ’NİN AYAKLI KÜTÜPHANESİ

Sosyal medyayı etkin kullanan ve yaptığı arşiv ile göz kamaştıran  Mustafa Ünal, Tahir Kutsi Makal - Ülkemin Güzelleri kitabındaki “Denizli Denince” şiirini ve “Cavırlar Eren’in Arkasında” bşlıklı bir yazı paylaştı.

DENİZLİ DENİNCE…

Denizli Denince Aklıma Deniz Gelir

Ara ki Bulasın Denizi, Denizli’de !...

Deniz Yer altındadır, Denizli Gemi,

Geminin Dalgalara Kıvrılıdır Yelkeni.

Denizli Denince Aklıma Pamukkale Gelir

Pamuk Tarlaları Gelir, Buğday Başakları

Dokuma Tezgahları, "Şak - şak " lar...

Can Veren Bitkiler, Şifalı Sular

Üzerlik Otu, Kekik Ve Keven

Evet, Pamukkale’dir İlk Akla Gelen.

Denizli Denince Aklıma Efeler Gelir

Dik Duruşlu, Diz Vuruşlu Zeybekler

Koşuşturan, Kızanlar "Çamlık" Düzünde

Omuz Omuza, El Ele, Gönüller De Bir

Bir Kavga Sahnesinde Yahut Bir Düğünde!...

Denizli Denince Aklıma Gençliğim Gelir

Acıyı Tatlı Kılan Uçarı Gençlik

Gönüller Durağı Honaz Dağının Karı

O Gençliktir Çıkaran Yokuş Yukarı.

Cankurtaran'da Şölen, Akhan'da Tarih

Ve Denizli Denince Aklıma Yaşamak Gelir...” (Tahir Kutsi Makal - Ülkemin Güzelleri – 1999)

BİR KUŞAK SİYAH ÖNLÜKLERLE BÜYÜDÜ…

Sosyal medya doğru kullanıldığı sürece insanı geçmişe alıp götürüyor. Mustafa Ünal siyah önlükler çekilmiş fotoğrafı paylaştı. Fotoğrafı görünce insan önce duygulanıyor… Mustafa Ünal, fotoğrafın altına Kıbrıs Barış Harekatı’nın çocuklu anısını yazmış…

“CAVIRLAR EREN’İN ARKASINDA…

Yıl 1974, yani Kıbrıs Barış harekatının olduğu yıl Acıpayam Hisar (Asar) köyü. Ortadaki arkadaş benim, soldaki rahmetli abim ve sağdaki de ablam.

Hisar Köyü’nü bilen bilir Bozdağ’a tırmanırken kartal yuvası gibi son köydür. Rahmetli babam ormancı olduğu için çocukluğum hem dağ köylerinde geçti, onun içindir ki dağlara aşkım sevgim bir başkadır. O yıl hatırladığım şey devletin pardesü için belli zamanlarda ormancılara verdiği battaniye gibi kalın sağlam pardesu kumaşları olurdu ve hala da anam battaniye olarak kullanır. İşte; o kumaşları biz battaniye olarak hep kullandık ama 1974’de o battaniyeleri anam babam geceleri pencerelerimize asmaya başlamışlardı, yani karartma yapılıyordu bana denen ‘cavırlar gelcek’ Beş yaşındayım ve bu cavırlara öfkem büyümeye başlamış olacak ki eskisi gibi dışarda rahat oynayamadığımdan mıdır artık. Hisar köyünün hemen batısında köyün içinde büyük bir kaya tepe vardır adı da Eren’dir, yani şu an al bayrağımızın dalgalandığı tepe. Hani diyordum ya cavırlar gelcek diye dışarda rahat oynayamazken anama soruyorum nerde bu cavırlar ? Annem Eren’in arkasında deyince galiba canıma tak etmiş olacak ki elime tahrayı alıp çıkıyorum, anam nereye oğlum bırak onu elinden dediğinde ben de ‘Eren’in ardına cavırları kesmeye gidiyom’ deyip yollanıyorum. Tabi bu anları ben çok fazla hatırlayamıyorum beş yaşındayım, anamın sonra anlattığında kulağımda kalmış. Galiba gocamaya başladık artık...”

Kıbrıs Harekatı’yla bir çok insanın anısı vardır... BU anılar kuşaktan kuşağa anlatılacaktır… Anlatılmalıdır da..

ÜNLÜLERİ YETİŞTİREN OKUL: DENİZLİ LİSESİ

Ege Bölgesi’nin bir döne m ekmek birlikte, Yeni Asır Gazetesi’de alınırdı. Ama son yıllarda bayilerde gazete alımı son derece düştü. Yeni Asır Gazetesi Ege Bölgesi’ndeki illerden ve Ankara’dan haberler veriyordu. Dijital çağ, gazetelerin saltanatını sona erdirdi. Yeni Asır Gazetesi’nin beğenilen köşe yazarlarından Erkin Usman, 25 Ekim 2009 yılında köşesinde “Ünü Yurtdışın a taşan taşan Okul: Denizli Lisesi” başlık bir yazı kaleme almış…

Yazıyı sizin için sütunlara taşıdım….

“ÜNÜ YURTDIŞINA TAŞAN OKUL: DENİZLİ LİSESİ…

Bazı binalar vardır ki bina olma özelliklerinden sıyrılarak kuruldukları mekanların kaderlerine yön verirler. Denizli'de, en kaliteli öğrencileri en iyi şekilde yetiştirme amacıyla eğitim öğretime başlayan Denizli Lisesinin köklü bir geçmişi var. Ülkemizin kaderine yön veren, birçok başarıya imza atan; akademisyenler, sanatçılar, devlet adamları, gazeteciler, siyasetçiler ve idareciler yetiştiren Koca Mektep, gelecekte de eğitime katkıları sürdürecek.

***

Denizli Lisesi, 125 yıl önce 1874'de Çatalçeşme Parkı'nın bulunduğu yerde, Rüştiye Mektebi ismiyle eğitim öğretime başladı, 1894'te Liva İdadisi, 1904'te Sanat İdadisi ismini aldı. Bugün, Eski Bina adıyla bilinen Tarihi Bina'nın planını 1914'te Tevfik Bey çizdi. Binanın temeli bir yıl sonra atıldı. Birinci kat tamamlandı. Maddi imkansızlık nedeniyle ikinci kat bitirilemedi. Binanın üstü kiremitlendi. İnşaat, on yıl, bu haliyle kaldı. 1920'de Sanat İdadisi, Kız Numune Mektebi binasına taşındı. İki yıl sonra ‘Sultani Mektebi’ adını aldı. 1923-1924 öğretim yılı sonunda Sultani Mektebi'nin ismi ‘Ortaokul’ olarak değişti, 1927'ye kadar Kız Numune Mektebi' binasında kaldı. 1927'de "Köy Muallim Mektebi" açıldı.

***

1931'de Atatürk, 1945'te İsmet İnönü, 1950'de Celal Bayar, 1966'da Cevdet Sunay okulu ziyaret etti. 1932-1933'te Köy Muallim Mektebi kapatılınca, müdür Sacit Öncel'in çabalarıyla okul liseye dönüştürüldü. 1945'te Denizli İsmet İnönü Lisesi, 1950'de Denizli Lisesi adını aldı. 1962-1963 öğretim yılında, 220 öğrencilik ‘Pansiyon Binası’ açıldı. 1963-1964 öğretim yılında, Yeni Bina'nın inşaatına başlandı. 1967'de Yankı adlı kültür sanat dergisi çıkarıldı. Yeni Bina'da eğitim öğretime başlandı. Lise ve ortaokul kısımları ayrıldı.

***

1968-1969 öğretim yılında Denizli Lisesi, TÜBİTAK'ın düzenlediği yarışmada matematik dalında Türkiye birincisi oldu, 1970'de Denizli Lisesi Radyosu yayına başladı. 1980-1981'den itibaren 9 yıl üst üste TÜBİTAK yarışmalarında derece aldı. 1988'de Eski Bina, ‘Tarihi Eser’ olarak tescil edildi. 1993-1994 öğretim yılında Denizli Lisesi, Müfredat Laboratuvar Okulu oldu.

***

Ekim 1993'te, Atatürk'ün ziyaret ettiği sınıf, ‘Cumhuriyet Müzesi’ olarak düzenlendi. 1996-1997 öğretim yılında Yabancı Dil Ağırlıklı Lise uygulamasına geçildi. 1997'de Koca Mektep Dergisi’nin ilk sayısı çıktı. 1997-1998 öğretim yılında ALO LİSE telefon servisi hizmete açıldı. Denizli Lisesi, 2008-2009 öğretim yılında, Anadolu Lisesine dönüştürüldü.

***

Denizli Lisesi'nde 6 FKB laboratuvarı, 1 bilgisayar laboratuvarı, 2 konferans salonu, 1 TKY odası, 1 spor salonu, 1 futbol sahası, 3 basketbol sahası, 2 voleybol sahası, 1 atletizm pisti, 2 müze ve 1 kütüphane bulunuyor.

***

Başarıları ve sosyal etkinlikleriyle ünlenen Denizli Lisesi; devlet adamı, sanatçı, gazeteci, siyasetçi vb. birçok ünlüyü mezun verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanları Hüdai Oral ve Adnan Keskin, ABD'de Atom Mühendisi Hüseyin Yılmaz, ABD'de Nükleer Bilimler Araştırmacısı Hasan Karabulut, IBM'deki ilk Türk Mühendis Necdet Erez, Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, TRT eski Genel Müdürü Kerim Aydın Erdem, Prof. Dr. Rıdvan Ege, yazar Tahir Kutsi Makal, sanatçı Berkant, aktör Kerem Yılmazer, gazeteci-şair Erol Akıncılar, gazeteci Abdülgaffar Nemutlu, yazar M.Sadık Aslankara, halk müziği sanatçısı Talip Özkan, futbolcu Levent Kartop, heykeltıraş Hüseyin Altın, mimar Prof. Dr. Necati İnceoğlu, mimar-yazar Hüseyin Bektaş, ressam Yaşar Çallı, gazeteci-yazar Hüseyin Gökçe, ressam Abidin Elderoğlu, müzisyen Yener Korkut sayıverdiklerimiz.

***

Denizli Lisesi'nde her yıl, geleneksel Keşkek Günü düzenleniyor. Tarihi binanın orta bahçesinde gerçekleştirilen bu özel güne, çok değerli konuklar mezunlar ve halk katılıyor. Program, Denizli Lisesi Halk Oyunları Ekibi'nin gösterileriyle başlayıp, konuklara keşkek ve aşure ikramıyla sürüyor. ‘Koca Mekteb’in bu etkinliğinde, yüz kazan keşkek ve aşure kaynatılıyor, yaklaşık iki bin kişiye ikram var.

***

Denizli Lisesi bilim ve teknoloji çalışmalarına da önem veren bir okul. Her yıl Bilim Şenliği yapıyor. Şenliğe katılan projelerden çoğu TÜBİTAK'tan ödül aldı. Lise, okul müzeciliği konusunda da önemli çalışmalara imza attı. Tarihi Bina'da iki müzesi olan okul, Denizli tarihine ışık tutuyor. Müze olarak düzenlenen iki sınıf, Atatürk'ün ziyaret ettiği sınıflardır.

***

Denizli Lisesi, eğitim öğretimdeki gelişmeleri takip etmek, değişik kültürleri tanıtmak için değişik projeler geliştiriyor. İtalya'daki beş okulla, eğitim-kültür alışverişi projesini hayata geçirdi, AB Projesi'ne ise ortaklık teklifi aldı. Her yıl şiir dinletisi düzenleyen ve bir tiyatro sahneye koyan lise, sporda da adını Türkiye'ye, Avrupa'ya ve dünyaya duyurdu. Okulda, ‘Koca Mektep’ adlı bir dergi çıkarılıyor.”

Erkan Usman’a teşekkür ederiz. Deniz Lisesi bu ülkeye nitelikli yöneticilerin yetişmesine katı koymuştur.

MURAT KOCACAN’A BAŞSAĞLIĞI DİLERİM…

Bayramyeri esnaflarından Murat Kocacan’ın ve Hizmet Gazetesi’nin eski imtiyaz sahibi rahmetli Kenan Şahan’ın kayınvalidesi Mesude Kocacan, 25 Temmuz 2020 Cumartesi günü aramızdan ayrıldı. Murat Kocacan sosyal medya hesabından “Atom karıncam ulu çınarımız annem Mesude Kocacan’ı kaybettik, ikindi namazını müteakip Asri Mezarlık 29 ada da toprağa vereceğiz, dualarınızı eksik etmeyin lütfen” diye not paylaştı.

Anne ve babalar ne zaman olursa olsun aramızdan ayrılırsa, hep bir boşluk olur. Size kol kanat geren anneniz ve babanız uçup gitmiştir... Anne ve babaların yerleri hiçbir zaman doldurulamaz…

Murat Kocacan ve Şahan Ailelerine başsağlığı, merhume Mesude Kocacan’a Allah’tan rahmet, mekanı cennet olsun dilerim…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1972’İNCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz.

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE