BAŞKAN ZOLAN'IN UĞRAMADIĞI İLÇE YOKTUR

Yeni Asır Denizli Bürosu’nun 1980’li yıllardaki  şefi ve Yeni Asır Bölge Haberleri eski Müdürü Tevfik Tortamış, sosyal medya hesabından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’a hitaben, “Seferihisarlı patron Kiraz’a uğrasa” başlıklı bir paylaşımda bulundu… Gazeteci abimiz Tortamış’ın yazısından sonra, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’la birkaç anektod aktaracağım…

Tevfik Tortamış

İşte Tortamış’ın yazısı…

“Seferihisarlı patron Kiraz’a da uğrasa.

Kemal Sunal filmlerini severim. Onun filmlerini izlerken ekrana veya beyaz perdeye sadece güldürü gözüyle bakmam, her senaryoda toplumsal bir eleştiri görürüm. Her filmde, talana, soyguna, riyakarlığa, sahtekarlığa bir başkaldırı olduğunu fark ederim…

Mesela Korkusuz Korkak filmi…

Hastane dosyalarının karışması sonucu altı aylık ömrünün kaldığını öğrenen Mülayim’i izlerken İstanbul’un haracını yiyen mafya babalarının aslında bir limonla bile devre dışı bırakılabilen çakma kabadayılar olduğunu görürüm.

Korkusuz Korkak’ta çok beğendiğim bir sahne de odacı Mülayim’in çalıştığı ofisteki yalakaların halidir. Ofis çalışanları, kendilerinin bakması gereken tüm dosyaları, üzerinde çalışması için Mülayim’in masasına yığar, ‘Patron geliyor’ haberini alınca da koşuşturarak dosyaları kendi önlerine alıp patrona iş yapıyormuş modunda görünürler.

Ben buna daha önce çalıştığım bir kolejde ve gazetede de tanık olmuştum. Patronun siyah cibi okul yolunda görülünce sabahtan beri odalarından çıkmayan müdürler bir anda koridorlara fırlar, kimi çiçeklerle, kimi temizlik görevlileriyle ilgileniyormuş gibi görünürdü. Patron da yerdi tabi… Çünkü karşısındakilerin önlerini düğmeleyip el ovuşturmaları onun da koltuklarını kabartır, erk sahibi olmanın dayanılmaz keyfini yaşardı.

Çalıştığım bir gazetede, muhabirler, editörler, grafikerler işlerini aksaksız yaparken, yazı işleri müdürleri ‘lay lay lom’ peşindeydi. Kimi önlerindeki bilgisayarlarda oyun oynar, kimi borsayı takip eder, kimi porno siteler arasında dolaşırdı. Akşam saatlerine doğru en tepedeki isim aşağıya indiğinde de bir anda hazırlanan sayfaların yazıcı çıktılarının sıralandığı masanın başında toplanır, ‘’Tevfik Hoca bu resmi değiştir’’ , ‘’Muhip bu başlık olmamış’’ , ‘’Cafer, zemin rengini yeşil yap’’ türünden ifadelerle malum zata karşı ‘çok çalışıyorlarmış’ havasına girerlerdi.

BÜROKRATLAR SEFERİHİSAR İÇİN AYAKTA

Önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu döneminde İzmir’deki bürokratların Seferihisar’a bakışı, Mülayim’in odacı olarak çalıştığı ofis memurlarının davranışlarıyla bire bir aynıydı. Seferihisar’dan gelen dosyalar, ya dolaplarda istiflenir ya da aylarca oradan oraya dolaştırılarak adeta süründürülürdü. Bu yüzden Seferihisar, Kocaoğlu döneminde diğer ilçelerin aldığı hizmetin binde birini alamadı. Çünkü ilçenin başkanı Tunç Soyer, adım adım büyükşehir adaylığına gidiyor ve Aziz Kocaoğlu’nun koltuğunu sallıyordu.

Ancak Tunç Soyer, Seferihisar Belediye Başkanlığı’ndan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna geçince İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki Mülayim’in oda arkadaşları, bir anda Seferihisar dosyalarının başına üşüştüler. Seferihisar Belediyesi’nden gelen istekler, ‘acil’ koduyla anında yerine getirilmeye başlandı.

Nitekim Tunç Soyer’in Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ardından başlatılan asfaltlama çalışmaları 1.5 yıla varmadan tamamlandı, yıllardır mezbelelikten kurtulamayan Kocaçay’ın ıslahı, patron gelince hatırlandı… Seferihisar yakında katlı otoparka da kavuşacak…

Tunç Soyer

KİRAZ İÇİN DE KOŞSUNLAR

Büyükşehir Belediye Başkanı, yani İzmir’in büyük patronu… Seçimden sonra size ez az oy çıkan Kiraz’ın bir mahallesini ziyaretinize ve kovan desteğine teşekkür ederiz. Fakat o ziyaretin arkası pek gelmedi. Ara sıra Kiraz’a da uğrasanız, bürokratlarınızdan Kiraz ile ilgili dosyaları isteseniz, eminim Seferihisar söz konusu olunca ‘‘Koşun koşun, patron geldi’ diye seferber olan bürokratlarınız, ‘’Koşun koşun patron Kiraz’a da geldi’ diyerek biraz da bizimle ilgilenecektir… Mesela tarla yollarının onarımı, mısır tarlalarından yollara taşan suların arklar içine alınması, zirai tarıma ve hayvancılığımıza yapılabilecek destekler konusunda kafa yorsalar, hayvan, karkas et ve süt fiyatlarındaki oynaklığa eğilip, ‘’Koşun koşun patron geliyor, bir şeyler yapalım’’ deseler… Kiraz’ın da otopark ihtiyacı olduğunu görseler, nasıl olur? Sizce de iyi olmaz mı?..” diye sitem bulunuyor.

BAŞKAN ZOLAN’IN, UĞRAMADIĞI İLÇE YOKTUR…

Gazeteci abimiz Tevfik Tortamış’ın yazısını okuduktan sonra, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ın hümanist tutumuyla hayata geçirdiği projeler bir bir gözümün önünden geçti.

Başkan Zolan’ın bu ilçenin alt yapısı biraz beklesin dediği bir ilçe yok… Denizli Büyükşehir Belediyesi  sınırları içerisi adeta şantiye gibidir.19 ilçemizde alt yapı ve üst yapılar önceliğine göre başlanıyor. Bir üre sonra bittiği haberini alıyorsunuz. Yıllardır su bekleyen köyler Başkan Zolan’ın yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi ekiplerince susuzluk hasreti giderilmiştir…

Osman Zolan

Başkan Osman Zolan, haftanın en az duruma göre iki gününü ilçelere ayırdığını biliyoruz… İlçe Belediye Başkanlarına bile sürpriz yapan Başkan Zolan, projelerin her aşamasında bilgiler alıyor… Elbette, projeler bittikçe insanların yüzü gülüyorsa, Başkan Osman Zolan’ın da yorgunluğu gidiyordur…

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Corona virüs nedeniyle normalleşme öncesi Gazi Bulvarı’nda vatandaşlarla ve dükkan sahipleriyle sohbet etti. Başkan Zolan’ı Belediye Basın Halkla İlişkiler Başkanlığı’nda görev yapan fotoğrafçı Murat Çiçek’le birlikte dolaşırken selamlaştık…

Başkan Osman Zolan’a 24 saat mesaj ulaştırabilirsiniz… Elbette her insanın sinirlendiği kadar Başkan Zolan’da sinirlenir… Ama bize yansıyan bir sinirlenmiş hareketini duymadık… İşini düzgün yapmayan personeline sinirlendiği oluyordur... Bunu da olumlu ve yapıcı tavrıyla tatlıya bağlandığını düşünüyorum…

Başkan Osman Zolan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle Çamlık Çalışma Ofisi’nde açıklama yaptı.

“Biz göreve geldiğimizde, şebekedeki suyun yüzde 60’ı evlere ulaşmıyordu” dedi. Evet başkan Zolan burada çok haklı. 1968-1973 yıllarında görev yapan eski Başkan Ali Dartanel döneminde döşenen şebeke yenilendi. Zolan, haklı olarak “Denizli en teniz suyu içiyor.. Yeni doğmuş bir bebeğe bu su içirilebilir.” dedi. Başkan Osman Zolan’a başarılar dilerim…

“BİR YILLIK SİLAH VE SAVAŞ HARCAMALARIYLA ÇÖLLER YEŞERTİLEBİLİR”

Almanya’da yaşayan yazar Kemal Yalçın, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün kutlama değil uyarı günü olduğunu sosyal medya hesabında yazdı.

Kemal Yalçın

Silahlar için harcanan paraların çevre için harcanması halinde, çöllerinde yeşilleneceğini yazdı. Yazar Yalçın, “5 Haziran Dünya Çevre Günü hepimiz için kutlama değil uyarı günü. Korona salgını tüm dünyayı sardı. Aklımıza gelmeyen olaylar başımıza geldi. Korona ve benzeri salgınlar ile dünyadaki iklim değişiklikleri, çevre kirliliği arasında bağlantılar olduğunu bilim insanları gösteriyorlar. Sağlıklı, temiz bir dünya vatanı için her insan bir şeyler yapabilir. Bir yıllık silah ve savaş harcamalarıyla çöller yeşertilebilir, nehirler temizlenebilir, yedi milyar insana her gün bir bardak temiz su verilebilir. Elini yıkayacak suyu olmayanlara su bulunabilir. Bu dünyada yılanın da insanın da yaşama hakkı var. Dünya hepimizin vatanı. Başka dünya yok! Bochum, 5 Haziran 2020” dedi.

Evet Kemal Yalçın, çok önemli bir yaraya parmak bastı. Bu duyarlılığı kaçımız anlıyoruz… Anladığımız yok… Çevremizi temiz tutmuyoruz: Suyu hor kullanıyoruz…

Temiz bir çevre hepimiz için geçerlidir…

Nasıl bir çevre almışsak, gelecek kuşaklara öyle devretmeliyiz.

ÇETİNER’DEN MÜTHİŞ AÇIKLAMA

Denizli Orman Bölge Müdürlüğü’nden tanıdığımız orman Mühendisi Rasim Çetiner, Denizli ve yöresinde ender bulunan endemik bitkiler konusunda sosyal medya hesabından paylaştı. 

Çetiner, “İsviçreli Botanikçi P. E. Boissier (1810-1885), 15 Mayıs 1842 de İzmirde başladığı 40 gün süren, Botanik çalışmalarına Aydın ve Denizli Bölgelerinde devam etmiştir. Afrodisias (Geyre) civarında 4 gün çadırda kalmıştır. Denizli civarında Babadağ ve Honaz dağını gezmiş, Laodikeia ve Hierapolis'e uğramıştır. Bölgede, çoğu Endemik 228 bitki kaydı yapmıştır. Bu endemik bitkilerimizden birinin Latince adı Hierapolis, Türkçe adı ise Pamukkale'den esinlenmiştir. İşte 178 yıl önce adı konan bir Denizli Endemiği. Centaurea hierapolitana Boiss. – Pamukdüğme” dedi.

Evet ne kadar güzel bu toprakların değerini bilmeliyiz… Bilmediğimiz için kurutuyoruz. Doğada açan çiçeğin ve canlının bir rolü olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bu habitattı korumak için değil, yok etmek için planlar yapıyoruz…

ATİLLA SEZENER’DEN BİR FOTOĞRAF BİR ANI DAHA…

Avukat Atilla Sezener, sosyal medya hesabından anılarını paylaşmaya devam ediyor ve Denizli tarihine not düşüyor. Sezener, “Yıl:1961-Eski bir Denizli anısı. Ayakta en sağda Valilik Özel Kalem Müdürü rahmetli Kazım Honazlı. Honazlı pek çok vali ile çalıştı. İnanır mısınız onlardan daha ünlüydü. Kazım Bey'in yanındaki benim. Valilik Koruma Polisi Hasan Kabaoğlu ayakta soldaki. Hasan, süper bir insandı ve polisti. Süratle yükseldi ve en son Garanti Bankası Genel Müdürlüğünde Koruma Amiriydi. Onun vefat haberinde ağlamıştım. Oturanlar en sağdaki can dostum rahmetli Kemal Tartılacı. Ortada bıyıklı Eflatun olarak tanınan PTT'de memur Naim Beydi. Eflatun da rahmetli oldu. Genç arkadaşın adını anımsayamadım.” Dedi.

Denizli’nin yakın tarihine tanıklık edenlerin verecekleri bilgiler, gelecek kuşaklara bırakılacak bir mektuptur.

DR. HALİS ÖDEL’DEN SÜMERBANK ANIMSATMASI

Sosyal medyayı en etkin kullananların başında Denizlili işadamı Dr. Halis Ödel gelir…

Tecrübelerini ve gördüğü aksaklıkları paylaşan Dr. Halis Ödel,  kriz dönemlerinde, “Elektrik trafosu, geleneksel üretim ve salgın ekonomisi” başlıkla bir yazısı yazdı. Yazıda alınacak dersler var. Ulu Önder Atatürk tarafından temelleri atılan Sümerbank Fabrikalarının hikayesini anlatan Dr. Halis Ödel, gelecek kuşaklara anımsatmak yapıyor.

İşte yazı:  

“ELEKTRİK TRAFOSU, GELENEKSEL ÜRETİM ve SALGIN EKONOMİSİ.

1950'li yıllarda Sümerbank Dokuma Fabrikalarından hurdaya ayrılmış dokuma tezgahları Buldan, Babadağ, Tavas-Kızılcabölük ve Denizli merkez gibi geleneksel dokuma üretiminin yapıldığı kentlerimize genellikle "Dokumacılar Kooperatifleri" aracılığıyla getirilir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri "KİT"lerin görevlerinden biridir de bu konu; Kullanılmış makinelerin üretici halka bir şekilde ulaştırılması ve üretimin yaygınlaştırılması.

Yörede Buldan,Babadağ, Tavas-Kızılcabölük ve Denizli'de yüzyıllardır süregelen dokumacılık bu sayede motorize hale gelir. Tezgah sayısı her geçen gün artar ve geleneksel dokuma merkezlerine tahsis edilen elektrik yetersiz gelmeye başlar.

1960'lı yıllarda elektrik tahsisatı önceki dönemlere göre çok daha arttırılırken, dokuma tezgahlarının yoğun bulunduğu mahallelere trafolar yerleştirilir. 1970-80'li yıllarda Buldan, Babadağ, Tavas-Kızılcabölük ve Denizli merkezde toplam dokuma tezgahı sayısı on binleri bulur.

1980'li yıllara gelindiğinde 12 Eylül Askeri Darbesi sonrası Devletin "İhracata teşvik" ağırlıklı uygulamaları ve Organize Sanayi Bölgelerinin faaliyete geçmesi sonrası dengeler değişir...

Geleneksel dokuma üretiminin yapıldığı merkezlerde "zanaat" ve üretimin çapı, sağladığı istihdam hızla azalmaya başlar. Bir yada iki dokuma tezgahı ile kendi işinin patronu olan hemşerilerimiz bu kez iş aramak için fabrikalara başvurmak zorunda kalırlar...

Yıl 2020, Korona Salgın sürecinde "IMF" Uluslararası Para Fonu Başkanının açıkladığı gibi, dünya en son 1929 yılından beri böylesine bir ekonomik kriz ile karşı karşıya gelmemiştir. Üstelik 21. Yüzyılın üretim ve ekonomik koşulları çerçevesinde yaklaşmakta olan ekonomik krizin boyutlarını kestirmek şimdiden mümkün değildir; Kuramlar geliştirerek bunu saptama olanağı yoktur.

Dünya halkları neler olacağına, nelerin gelişeceğine hep birlikte tanık olacak. Ancak bireylerden, kurumlara herkesin olası gelişmelere hazırlıklı olunması, hızla yaklaşmakta olan ve tahrip gücünün yaşanmadan kestirilemeyeceği bu krizin daha az zararla atlatılmasını sağlayacaktır. Saygı sevgi ve selamlarımla”

Virüs sonrası yaşanacaklara hep birlikte tanık olacağız. Hayatımız virüsle alt üst oldu. Ekonomi nasıl seyredecek yaşayacağız ve göreceğiz.

BİRAZ GÜLELİM Mİ?!

Evet biraz gülelim. Sosyal medyada dolaşan anonim yazıyı köşeye taşıdım. Sağlıklı gülüşler dilerim.

1-Eğer uzaylılar gerçekten varsa buradan seslenmek isterim. Yeriniz varsa yatıya gelelim. Dünya çekilmiyor artık!

2-Bir kadın söyleyecek çok şeyi olduğu halde susuyorsa, o kadın değildir. Travesti falandır. Kadının sustuğu nerde görülmüş!

3-Mezarlık girişinde, “Biz de gezerdik siz gibi, / Siz de geleceksiniz biz gibi..” yazıyor. Adam ölmüş hâlâ laf sokuyor.

4-Kebapçıya, “Abi Urfa ile Adana arasında ne fark var? “ * diye sordum. “300 kilometre” dedi. Sustum, lahmacun söyledim, yiyorum.

5-Ben sineği öldürmemek için camı açıyorum. O gidip arkadaşlarını getiriyor, şerefsiz.

6-Mantara bile kültür veren Rabbim, sana vermediyse, vardır bi bildiği!

7-Doğru insanı bulduğunuzda beni de çağırın ne olur. Neye benziyormuş şu, bi bakıyım. Meraktan çatlayacağım valla!

8-“Erkeklerin hepsi odun” diyen kızlar, sabah o kadar makyajı ormana gitmek için mi yapıyorsunuz?

9-Doktora gittim, “Ağrı nerde?” dedi. Doğu Anadolu Bölgesinde” dedim. Oksijen tüpüyle kovaladı beni. Salak mıdır nedir?

10-Bir erkeğin en lezzetli yeri başının etidir. Milyonlarca kadın yanılıyor olamaz…

11-Uzaydan astronot kağıda şunu yazmış. “Burada Tanrı falan görmüyorum!” Aşağıdan efsane bir yorum gelmiş. “Oksijen tüpün bittiğinde göreceksin!!!

“Alıntı”

ÇEVRE MÜDÜRLÜĞÜ, YUNUS EMRE PARKI’NDA BULUŞTU

Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Enis Serter, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle personeliyle Yunus Emre Parkı’nda buluştu. Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Serter ve İl Müdür Yardımcısı Murat Vardar, Yunus Emre Parkta sosyal mesafeyi koruyarak bir araya geldi.

 “PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1923’ÜNCÜ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz.

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE

banner212

banner211