BAŞKAN ZOLAN’A AÇIK MEKTUP

31 Mart Yerel seçimlerine bugün 21 gün kaldı. Belediye başkan adayları 5 yıldır heybelerinde biriktirdiklerini pazarlamaya çalışıyor. Yeni dönem içinde projelerini açıklıyor.  Muratdede Mahallesi’nde yaşayan Denizlili Yılmaz Şentürk, Başkan Osman Zolan’a açık mektup yazdı. Şentürk, yazının yayınlanmasını ve kamuoyu ile paylaşılması için gönderdi. Elçiye zeval olmaz dedim ve sizinle paylaşıyorum...

“OSMAN ZOLAN’A AÇIK MEKTUP”

“Şehirler tarihleriyle var olurlar. Bu topraklarda 800 yılı devirmiş dedelerin torunları ve Ulu Camisini yıkan bir şehir olarak tarihe adımıza yakışmayacak bir sabıka bıraktık.  Kendine mahsus atmosferiyle İstiklal Mahallesi’ndeki Denizli evlerini birbirinin kopyası ve ruhsuz betonarmelerle takas ettik. ‘Tarihini gelecek kuşaklara aktaramayanlar yarınlarda var olamayacak’ ilkesini okulda tarih kitaplarında okuduk ama gereğini yerine getiremedik.

Basından Denizi Büyükşehir Belediyesi’nin imkânları ile Tekden Hastanesi’nin arkasından Eski Zahire Pazarı’na inen güzergâhta inşa edilen Yeni Cadde’de sona yaklaşıldığını öğreniyoruz. Belediyenin bölgedeki trafiği rahatlatacak bu yol çalışması takdir edilecek bir hizmet. Son yıllarda şehrin Başkarcı tarafına kaydığı düşünülürse özellikle sabah ve akşam trafiğini nefes aldıracak bu yolun şehre uzun yıllar hizmet edeceğinden şüphemiz yok.

Haberlerde geçen bir husus dikkat çekici: Caddenin adı. Farklı haber kaynakları ısrarla “Yeni Cadde”  vurgusu yapıyor. Caddenin adı gerçekten “Yeni Cadde” mi yoksa henüz isminin netleşmemiş olması nedeniyle böyle bir geçici çözüm mü bulundu?  Bu sorunun cevabı dileriz ikincisidir.

Eskiden dere olan o caddenin halk arasındaki adı “Dere Tekke” idi.  Zahire Pazarı’nın hemen üst tarafında dere içinde yer alan bir tekkenin varlığı büyüklerimizce anlatıla gelir. Malum onun karşı tarafında “Yediler Türbesi” vardır.

Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Osman Zolan’a soruyoruz:

Denizli tarihinin önemli simalarından İnanç Beyliği kurcusu İnanç Bey’in oğlu Murat Aslan Bey’den adını alan Murat Dede Mahallesi’nde inşa edilen bu yeni caddenin adı ile ilgili bir çalışma var mıdır?

Biz Denizlililer olarak o caddenin adının “Murad Aslan Caddesi”, “Murad Dede Caddesi”,  “Dere Tekke Caddesi”, “Yediler Caddesi” gibi bölgenin tarihi bağlamına denk düşecek bir isimle taçlandırılmasının münasip olacağınızı düşünüyoruz. Bu, sadece atalarımıza göstermemiz gereken bir vefanın sonucu değil aynı zamanda çocuklarımıza ait olduğumuz kültür dünyamıza da işaret eden bir tavır olacaktır. Takdir yetkililerindir. Saygılarımla.”

Yılmaz Şentürk böyle diyor...

Biz köprü olduk... Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Osman Zolan, Murtadede Mahallesi sakinlerinin seslerine kulak verirse, her şey mutlu sonla biter...

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLARI ANMA GÜNÜ....

Erkek egemen bir toplumda kadını hep tartışma konusu yapıyoruz. Politikada kadın kotası koyuyoruz, bu mesleği kadınlar yapamaz diyoruz... Tartışanlar kim erkekler... Kadınlar hep tribünde seyrediyor... Erkek egemen toplumda kadına hep ev işleri, çocuk büyütmek ve kocasına hizmet rolü verilmiş... “Bu konuda sen ne düşünüyorsun” denilmemiş... Sosyal medya da kadınlar günü için birçok övgü yazıldı çizildi... Demirören Haber Ajansı Ardahan Temsilcisi Suat İncedere, “ANADOLU KADININI” çok kısa özetlemiş... Sizinle paylaşmak isterim...

“8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLARI YOK”

Bir undan 100-200 tür ekmek yapabilen, aynı una yoğurt ekleyip çorba yapabilen, aynı unu kavurup bir şekerle helva yapabilen, kapısındaki koyun yününden nakış nakış halı, kilim, kazak, çorap dokuyan, bir inek, üç beş koyun sütünden türlü damak lezzetini sofralarımıza dizen "Anadolu Kadını" yok! Zannedersiniz ki, Anadolu’da bizim eli hamurlu, toprak kokan kadınlarımız hiç yaşamadı, yaşamıyor.

Yavrusunu taş dibinde uyutup, tarlada üreten, bir gıda mühendisi gibi harikalar yaratan, kışlıklarını hazırlayıp ailesini en sağlıklı şekilde besleyebilen, yani üreten Anadolu Kadını Yok. Dikkat edin, TV'de, dizilerde sadece tüketen, tüketim ekonomisine esir olmuş, cinselliğini sürekli vurgulayan kadınlar var...
İçinde SEN olmayan TV programında ANA-dolu kadın yok, kafa ANALİZ,” Suat İNCEDERE...

ASLINDA ZAMANI YAŞAMAK GEREKİR
 

WhatsApp artık günümüzün en önemli haberleşme aracı oldu... Sevdiğiniz bir sözü, hikayeyi WhatsApp dostlarınızla paylaşmak istiyorsunuz... Gazeteci abimiz Tevfik Tortamış “Ne güzel çocuklardık” diye yazı paylaştı... Yazının kendisine ait olup olmadığını sordum. Anonim bir yazı olduğunu yazdı... Evet hep çocukluğumuzu hatırlayıp, tekrar yaşamak isteriz... Ama saati geriye almak olmuyor... Aslında zamanı yaşamak gerekiyor... 

“NE GÜZEL ÇOCUKLARDIK

Kesme şekeri ilk gördüğümüzde, buna nasıl şekil vermişler de böyle olmuş diye heyecanlanan çocuklardık biz.

Bir gün benim de bir uçan balonum olsa diye hayaller kurarak uykulara dalan hüzünlü çocuklardık biz.

Karnemize zayıf düşürdüğümüzde, ailemize bunu nasıl izah edeceğiz diye yüzü kızaran çocuklardık biz.

Ahizeli telefonlara kimin aradığını bilmeden, herkesten önce ilk alo’yu diyebilmek için koşan telaşlı çocuklardık biz.

Siyah beyaz televizyonlar ile gördüklerimizin rengini hayal eden, yayın bitince okunan İstiklal Marşımızı duyduğumuz anda yattığımız yerden ayağa kalkıp saygı duruşu yapan onurlu çocuklardık biz.

Doğum günlerimizde kendisine kitap armağan edilen, gazetelerden günlerce kupon biriktirilerek sahip olduğumuz Temel Britannica, Meydan Larousse, Gelişim Hachette gibi merak ettiklerimizi öğrenmeye çalışan ansiklopedi çocuklarıydık biz.

Uzaktan kumandalı televizyonla ilk tanışmamızda oturduğumuz yerden sadece 3-5 kanalı değiştirebildiğimiz halde mutlu olan mütevazı çocuklardık biz.

Belediye otobüslerinde, hamile, yaşlı teyze ve amcaları gördüğümüzde yerimizi onlara vermek için ayağa kalkan merhametli çocuklardık biz.

Bayramlarda bizleri lavabo pompası gibi öpen teyzelerin verdiği mendilleri, harçlık veren amcaları, dedeleri özleyen, kazandığımız paraları,  cep harçlığı yapan çocuklardık biz.

Kışın soğuklarında pekmez ile tahini karıp yiyen, üşümemek için içimize yünlü içlik giyen garip çocuklardık biz.

Sokaklarda gazoz kapağı toplayıp, mektup pullarından koleksiyon yapan, akşam ezanı okundu mu dayak yememek için evlere koşan çocuklardık biz.

Hafta sonları mahallenin sütçüsünü elimizde tencerelerle bekleyen, sonra o sütü kaynatıp üzerindeki kaymağı afiyetle yiyen, komşudan aldığımız maya ile o sütün yoğurt olmasını bekleyen sabırlı çocuklardık biz.

Kışlık kazaklarımızı güveler yemesin diye bolca naftalinleyip valizlerde eşyalarını saklayan umutlu çocuklardık biz.

Komşunun  meyve ağaçlarına gizlice çıkan, dalından meyve yemenin zevkini çıkartan ama yaptığıyla da utanan, içinde “Allah” korkusu olan çocuklardık biz"

Mahallemizde kızlarla erkeklerle toplaşıp yakan top, yedi kiremit oynayan, küfür etmeyi bilmeyen centilmen

Masum* çocuklardık biz.

 Bisküvi arasına sade lokumu bastırıp pasta niyetine afiyetle yiyen mutlu

Yokluğu bilen çocuklardık biz.

Siyah önlükleri, beyaz yakaları olan, sabahları okulda Andımızı bağıra bağıra söyleyen vatansever çocuklardık biz.

Daha sizlere ne söyleyeyim,

Bizlerin o tatlı ve telaşlı heyecanlarından şimdi ne kaldı ki? yazık ...

Aslında bizler çok şanslı ve çok mutluyduk!..”

Bazen eve misafir geldiğinde televizyonu kapatıp, cep telefonlarını çıkartmamaları istenirse, işte gerçek DOST MECLİSİ buna denir...

Biz mi zamanı yeniyoruz, zaman mı bizi yeniyor?... Zaman akıp gidiyor ve ona yetişmek isterken biz yok olup gidiyoruz....

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1460’INCI GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tuncay Tosun
Tuncay Tosun - 3 ay Önce

Şehirler hatıraları ile yaşarlar.
Kültürel mirasımızı canlı tutmak adına talebi önemli buluyorum.
Murat Aslan Caddesi ismini öneriyorum.

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik - 3 ay Önce

Bencede Murat Aslan olsun.

Ş.Zihni Gönen
Ş.Zihni Gönen - 3 ay Önce

Yılmaz kardeşimiz çok güzel bir yazı kaleme almış. İnşAllah sesi(mizi)ni duyarlar ve ilgili adımları atarlar.

banner21

banner124