BENLİK KÖYÜNDE BİR GÜN

Mevsim güz, havalar kısmen ayaz, günlerden 10 Kasım idi.

Doğa yürüyüş sezonu için mükemmel zamanlardı. Ne sıcak, ne de soğuk olurdu şimdi.

Üstelik güz renkleri insanı cezbeder, sarı ve kahverenginin büyüsünde insan kendi iç yolculuğuna bile çıkardı.

Sabahın erken saati sayılacak zamanda il merkezinden yola çıkıp Honaz Dağı’nın güney batısından tırmanıp arkaya Acıpayam ovasına döndüğümüzde güneş karşıdan bizi ısıtmaya çalışıyordu.

Hedefimizde Benlik köyü vardı. Bu kez orada kahvaltımızı yapıp yürüyecek ve günü tamamlayıp dönecektik.

Günler den 10 Kasım olduğu ve ATATÜRK'ün ölüm yıldönümü için saygı duruşu yapacağımızdan resmi bir mekanda olmayı arzu ediyorduk. Saygı duruşu saatine yakın bir zamanda Acıpayam ilçesi - Akalan beldesinde idik. Öyle olunca da Akalan İlköğretim okulunda yapılacak törene katılmak en doğrusu olacaktı ve doğruca aracımızı okulun yakınına park edip okul bahçesinde yerimizi aldık. Okulda az sayıda öğrenci ve öğretmen ile birlikte Atamız ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK için saygı duruşumuzu gerçekleştirdik. Törenin ardından tekrar aracımızla Gireniz vadisi olarak bilinen bölgedeki hedef noktamıza doğru yola çıktık.

Bu mevsimde bölge güz meyve ve sebzeleri ile renkleniyordu. Yolun sağı ve solundaki bu renk cümbüşü ve az akan Dalaman çayı kenarındaki söğütlerin rengine dalarak yolculuğumuz sürüyordu.

Gireniz vadisindeki köy ve kasabalar arasından hızla ilerleyip Gölcük beldesinden Bozdağ yönüne dönüp kahvaltımızı yapacağımız mekana ulaştığımızda zaman kuşluk vakiydi.

Ama hava çok sıcak sayılmazdı. Önceden konuştuğumuz mekanda masalarımız ve çayımız hazır soba da yanıyordu. Burası bir alabalık restoranı idi. Çantalarımızdaki kahvaltılıklarımızı çıkartıp hızlıca burada kahvaltımızı tamamlayıp vadi içerisinden yürüyüşümüze başladık. Bulunduğumuz yer Bozdağ’ın sularının çıktığı alt rakımdaki kaynaklardan biriydi ve adeta bir vaha gibiydi.

Minik şelaleler, sık ve yayvan yapraklı ağaçlar arada çam ağaçları ve kuş sesleri bizleri etkiliyordu.

Zaman zaman dik yamaçlara tırmandığımız için grubumuzdaki bazı arkadaşlar zorlanıyor kondüsyonu iyi olanlar hızlı gidiyorlardı. İlk tırmanışı tamamladıktan sonra grubu toplayıp bölünmeden ve yardımlaşarak bu tür engelleri aşmamız gerektiği yönünde uyarılarımızı yapıp yolumuza daha organize şekilde devam ettik. Artık düze de çıkmış sayılırdık. Yürüyüşün sert tırmanış bölümü geride kalmıştı.

Bu bölgedeki yürüyüşümüzde klavuzumuz köyün delikanlılarından Yılmaz Yıldırım idi. Yılmaz ile daha önceki yıllarda Bozdağ zirvelerinden Tepe Kuyu'ya da tırmanmıştık.

Önceden planladığımız şekliyle köy merkezinde alışverişimizi bakkaldan yapacaktık. Öğle yemeğimizi de köylüye katkımız olsun anlayışımız gereği, oradan bir aileye yöresel yemek yaptırarak yemeyi planlamıştık. Bu iş için yine önceki zamanlardan tanıdığım Muzaffer Aysel ailesiyle anlaştık. Muzaffer ve Yılmaz'ın anneleri ve aileleri Vadi içerisinde bulunan Yılmaz'ın babasının bahçesindeki bağ evinde hazırlayacaklardı. Orada dinlenip yemeğimizi yiyecek ve yürüyüşün kalan kısmına buradan devam edecektik.

Planımızı aynen hayata geçirme fırsatımız oldu. Kahvaltı sonrası yürüyüşümüzün düz alanda geçen kısmında Benlik ve Olukbaşı köyleri arasından Gölcük'e açılan kanyonun batısından yürüyerek devam ettirdik.

Burada ilk molamızı bağ evi-çardak şeklinde inşa edilmiş bir yapıda verdik. Burada 2 katlı yapının çardak kısmına çıkıp çevreyi izleyen arkadaşlarımız ellerinde çayları ve suları ile panik halinde kaçışmaya başladılar. Çardak bölümünde (teras demek daha doğru belki de) ahşap masanın bir yerine saklanmış yılan havaların henüz iyice soğumaması nedeniyle kış uykusuna yatmamış ve oralarda oyalanmaktaymış.

Bizleri orada beklemediği için olsa gerek o da korkmuş arkadaşlarımızda. Kısa süreli yılan ile oyalanıp sonra onu yakalayıp doğal ortamına bırakarak yolumuza devam ettik. Köye yaklaşırken Benlik Muhtarı bize katıldı ve köyün üst bölümündeki çifte değirmenlere kadar bize eşlik etti. Değirmenler den sonra su yolu ve orman yolunu takip ederek öğle yemeğimizi yiyeceğimiz bahçeye ulaştık.

Ortam gayet güzeldi. Kanyonun kenarında türlü türlü bitkiler ve renk renk çiçeklerin açtığı bir bahçe, kanyon manzaralı bir bağ evi ve anlaşmamız gereği yöre ürünlerinden yapılmış Kuru fasulye, bulgur pilavı ve turşu... Yufka, soğan, yeşil biber ve bu mevsimde bahçedeki diğer ürünlerden kurulu sofra... Ve üzerine kaynak suyundan yapılmış ocak çayı...

Buradaki yemek ve dinlenme sonraki yürüyüşümüzün kalan kısmı için suyun aktığı yönün tersine Bozdağ içine ve Olukbaşı kanyonu ağzına doğru kısmen patika ve kısmen de kanal yolundan yürüyüp gittik. Yola ulaştığımızda aslında yürüyüşü tamamlamış oluyorduk. Ama ortamın güzelliği ve arkadaşlarımızın enerjilerinin yeterli olması sebebiyle bu kez kanyon içinden ilk kapız ve bent denen yere kadar tekrar yürüyüşe devam edip noktayı Olukbaşı Kanyonu ağzında koyuyorduk.

Buradaki anı fotoğrafları çekme ve çektirme sonrası geldiğimiz yoldan geri dönüp aracımıza binerek Benlik köyüne geri döndük.

Köy içindeki bakkal ve kahvehanenin olduğu yerde önceden verdiğimiz sipariş üzerine yöresel ürünlerden satın alarak aracımıza binip geri döndük.

Geride yorgunluk, hoş anılar ve güzel anlar paylaşmanın güzelliği kalmıştı.

Bir sonraki yürüyüşlerimizde yine farklı güzellikleri görüp paylaşmak dileğiyle.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf KIVRAK
Yusuf KIVRAK - 2 hafta Önce

Bizlerle paylaştığın için çok teşekkürler