BİR ALKIŞLIK MOLA

Sağlık çalışanları şu sıra pek sevimli, fedakar, cefakar görünüyor ya sevgili halkımıza, yok hayır öyle değilmiş. En azından bazılarının pusuya çekilip fırsat kolladığını gördük, Dr Güle Çınar olayı ile. Ne yapmış Dr Çınar;

Sağlık ekibini toplamış, durumun vahametini anlatarak ekibini canlı, dikkatli, motive ve olaya konsantre etmeye çalışıyor. Konuşmasında özetle diyor ki;

Malzemeleri idareli kullanın ihtiyacımız olacak,

Vaka sayısı açıklanandan fazla aman dikkatli olun,

Aslında durumu iyi idare ediyorduk ama umreciler işi bozdu,

Önce kendimize dikkat edeceğiz,

Haa bir de “Allah korusun” demeyi ihmal etmiyor.

Linç kültüründen beslenenler bunu nasıl okuyor;

Umrecilere kin kusmuş.

Vaka sayısını olduğundan çok gösteriyor veya yetkili makamların sakladığını iddia ederek provokasyon yapıyor.

Kapalı bir toplantıda ileri geri her şey konuşulur. Gerekirse rakamlar ve durum abartılır ki ekip durumun ciddiyetini anlasın. Adı üstünde kapalı toplantı. Ama o da ne? Densizin biri toplantıyı gizlice cep telefonu ile çekmiş ve kamuoyu ile paylaşmış. Bundan muradı ne? Bilgilendirmek ise o fazlası ile yapılıyor zaten. En hafifinden bir işgüzarlık ve aymazlık var. Ancak burada bir provokasyon var ise, işte o provokasyonu yapan kişi, çekimi yapan ve yayan kişidir. Doktorun üzerine özür diletecek kadar gidenler, inşallah bu porovakatör ile ilgili olarak da gereğini yapıyorlardır.

Ben doktor hanımın konuşmasından ne anladım, sadece iki tartışmalı ifadesi üzerinde duralım. Evet, bence de umreciler bir sorun oluşturdu. Zaten yetkililer de bunun farkında ki umreciler yurtlarda karantinaya aldılar. Gönül isterdi ki, karantina kararı daha erken alınsın ve örneğin şu anda karantina öncesi Denizli’de evlerine gönderilen 190 umreci, zaten kapalı ve boş olan öğrenci yurtlarında karantinaya alınmış olsunlar. Toplum da böylece; markette, hastanede umreci gördüm hikayeleri eşliğinde panik yaşamasın.

Doktor Güle’nin özür dileyen açıklamasını okudum ya, kahroldum. Biz konuşamayan bir toplum oluşturmak için elbirliği ile ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Yani bir bakıma başımızı yavaş yavaş kuma gömüyoruz. Yavaş yavaş hepimiz bu girdabın içine giriyoruz. Haç ibadetini yerine getiren biri ve bu konularda ne düşündüğü belli olan biri olmasam, bu kadar rahat yazar mıydım bilemiyorum.

Gelelim ikinci ifadeye. Bu ifadeye aynen katılıyorum ve tekrarlıyorum, “Vaka sayısı açıklanandan fazla”;

Fazla, çünkü bütün insanlara test yapılmıyor, yapılması da gerekmiyor, bütün şüphelilere test yapılmaya yeni başlandı. Bütün virüs taşıyıcıları hasta olmadığı için şüpheli sayısı da olandan az görünüyor. Yani biz sadece test yaptıklarımızdan pozitif çıkanlarını açıkladığımıza göre, vakaların o gün için açıklanan vaka sayısı ile sınırlı olduğunu iddia edebilir miyiz. Nitekim ertesi gün neredeyse ikiye katlanıyor. Yani doktor hanım demek istiyor ki, etrafınızdaki herkese virüslü gibi düşünün ve ona göre davranın.

Neyse, bir hekim olarak yaşadığımız bu balayı günlerinin fazla uzun sürmeyeceğini, top yekün aslımıza, yani linç kültürüne kesin bir dönüş yapacağımızı düşünüyor ve yanılmayı istiyorum. Demem o ki, biz hekimlerin alkışlanmasına teşekkürler, ancak kalıcı bir şey istiyorsak toplumu daha empatik hale getirmek için çalışmalıyız. 

Anlatılanı anlayan, insanın gören gözü ve gönlüdür, bu ikisi nasıl ise karşısındakini de öyle görür…

YORUM EKLE