BİR ÇOCUK SESSİZ AĞLAR MI?

Bir psikolog olmayı isterdim. İhtiyacı olan her ruha iyi gelmeyi ve iyi geldikçe içimdeki hiçbir şey yapamamış olmanın verdiği çaresizlik hissinden kurtulmayı. Kendi içinde derin uçurumlara atılmış bir kalbi olduğu yerden çıkartmayı belki...

Ama en çok üzüldüğüm çocuklardı, bir kötülüğün kelime anlamını bile bilmiyordu ki onlar. Kimileri şanslı, kimileri daha az şanslı, kimileri ise bahtsız bir hayat sürüyordu işte...

Mülteci çocuklara bakıyorum bazen, yaşadığı bu hayatın sorumluluğu kimindi? Nefes almak için, bir yudum hayat için ülkesinden kaçıp gelmişlerdi. Gezmeye gider gibi değil, ayaklarında, üstünde, başında ne olduğuna aldırmadan ölümden kaçıştı. Salça tenekeleri kucaklarında (uzun süre dayandığı için) bir parça ekmek bulursak sürer karnımızı doyururuz düşüncesiyle. Yaşamak, yaşıyor olmak lütuftu onlar için...

Onlar savaştan kaçıyordu, ya diğerleri... Psikolojik bir savaşın içinde yaşayan çocuklar, konuşursam bana kızacaklar diye sessizliği seçen çocuklar... Ve karşılaştığı muameleyi adlandıramasa da kötülük olduğunu bilerek susan çocukların gözlerindeki çığlıklar...
Korkuyla büyüyen çocuklar gördüm...
Sessiz ağlayan çocuklar gördüm. Bir çocuk sessiz ağlar mı?

Aç karnına uyuyan çocuklar ve.... daha niceleri. Azımsanamayacak kadar çoklar üstelik. Dünyayı Tanrı yarattı ya bu kötülükleri nasıl kabullenmeli? Dur levhası her sokak başında varken bu insanlara, bu davranışlara niye yok? Düşündükçe aklımı yitirecek gibi hissediyorum.

Psikolog olmalıydı diyorum ya ; 'Seni anlıyorum, acını hissediyorum ve yanındayım.' diyebilmek ve en azından birkaçına dokunup yaralarını sarabilmek için. Dünya için küçük belki ama o minik kanaatkâr kalpler için kocaman bir umuttu yalnız olmamak, en önemlisi anlaşılıyor olmak...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mert
Mert - 2 ay Önce

çok doğru