BİR HASAN PULUR KLASİĞİ

Hasan Pulur, ülkemizin yetiştirdiği duayen gazetecilerden birisiydi. Yazılarını yaşam hikayeleri üzerine kurgulardı. Sosyal medya da “Şiiri Hasan Pulur Köşesinde yayınladı” başlıkla bir hikaye dolaşıyor. Yazıyı önemli bulduğum için paylaşmak istedim.

“Şiiri Hasan Pulur köşesinde yayımladı…

Bir okuru göndermişti, yazanı belli değildi… Pulur, defalarca ve ısrarla yazarını bulmak için köşesinde çağrılar yaptıysa da, ne şair ortaya çıktı nede bir bilen, tanıyan vardı. Nerede ne zaman yayımlanmıştı? Bilen de gören de yoktu.

Şiiri birde biz yazalım:

"Kavgayı ağacın yaprağına yaz,

Sonbahar gelsin, yapraklar kurusun diye.

Öfkeyi, bir bulutun üstüne yaz,

Yağmur yağsın, bulut yok olsun, diye.

Nefreti, karların üstüne yaz,

Güneş açsın, karlar erisin diye.

Ve dostluk ve sevgiyi, yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yaz,

Onlar büyüsün, dünyayı sarsın diye."

***

İzmirli öğretmen Rahile Horzum, bu şiiri öğrencilerine değerlendirmeleri için ödev olarak verdi.

"Siz kavgayı, öfkeyi, nefreti, sevgiyi ve dostluğu nerelere yazardınız?"

41 öğrenciden gelen cevap kağıtlarından ikisini seçti.

CEREN:

"Kavgayı eski bir kağıda yazmak isterdim,

Çöp sanılıp atılsın diye.

Öfkeyi, bir mendile yazmak isterdim,

Kullanılıp atılsın diye.

Nefreti, sahildeki kuma yazmak isterdim,

Deniz dalgaları büyüyerek yok etsin diye.

Sevgi ve dostluğu, bir tohuma yazmak isterdim,

Büyüyüp dünyayı sarsın diye."

***

MERVE:

"Kavgayı, kömürün üstüne yazmak isterdim,

Kömür yansın, kavga kömürle yanıp yok olsun diye.

Öfkeyi, gecenin karanlığına yazmak isterdim,

Gün ışıyınca, karanlıkla birlikte öfke yok olsun diye.

Nefreti, toprağın üstüne yazmak isterdim,

Herkes toprağa bassın, nefret ezilsin diye.

Sevgiyi ve dostluğu çınar fidanına yazmak isterdim,

Asırlar boyu canlı ve güzel kalsın diye."

***

Rahile öğretmen, öğrencilerinin kavga, dostluk, öfke ve sevgi hakkında ki düşüncelerini okuduktan sonra kendi defterine şu değerlendirme notunu düştü:

"Bence bu çocuklar böyle düşünüyorlarsa, hiçbir şey için geç değil...

Umudum ve dileğim, onların barış, dostluk ve sevgi dolu bir dünyada yaşamaları."

Herkese Selam olsun…

Selam olsun, umuda, özgürlüğe uzanan ellere…

“EN GÜZEL ZAMANLARDA YAŞAMIŞIZ”

Cumhuriyet Lisesi orta kısmından sınıf arkadaşımız Şerife Düdükçü, sosyal medyada nostaljik bir yazı paylaştı… Düdükçü, yazısını “En güzel zamanlarda yaşamışız” diye noktalıyor…

“Eskiden evler eskiydi,
Eşya fazla yoktu.
Ama insanlık vardı,
Komşuluk vardı.
kapının kilidi üzerinde
kalırdı hep insanların birbirlerine sonsuz güvenleri vardı.
Çat kapı olurdu misafirlikler
hal hatır sormalar..
O eskiler
Eskilerde kaldı
İnsanlıkta öyle
Şimdi ki; nesile üzülüyorum ...
En güzel zamanlarda yaşamışız...”

Evet.. Çocukluğumuzu, oyunlarımızı, mahalle komşularının sohbetini ve yarenliğini özlüyoruz…

BELGİN KARAÇAY ÖĞRETMEN OLDU

Akrabamız Belgin Karaçay, PAÜ Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. Annesi Kadriye Karaçay sosyal medya da mezuniyet coşkusunu paylaştı. Anne Kadriye Karaçay, “16 yıl okudun emek verdin. Önünde tek bir sınav kaldı. Allah’ın izniyle onu da başaracaksın. Benim güzel kızım... Sen artık bir öğretmensin” dedi… Kızımız Belgin Karaçay’a, bahtının ve yolunun açık olmasını diliyorum…

KONFÜÇYÜS’DEN ANLAMLI SÖZ…

Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Alkaya, Çin’in ünlü düşünürü Konfüçyüs’den oğlu Ayber Deniz ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafın altına, ''Küçükler ot gibidir, büyükler ise rüzgar: Rüzgar ne yöne eserse, otlar o yöne eğilir.'' Diye yazdı… PAÜ Öğretim üyesi Doç. Dr. Alkaya, yörükler, kooperatifler, çiftçiler ve Denizli’nin kaybolmaya yüz tutmuş eserlerini sosyal medya da ölümsüzleştiren isimdir….

Evet, gelecek kuşaklarımıza çok iyi eğitim ve öğretim vermeliyiz… Bu konuda öncelikle çekirdek ailelere büyük görev düşüyor… Kendine sonuna kadar güvenen ve sorgulayabilen bir toplumu inşa etmeliyiz… Güzel günler çocuklarımızı bekliyor…

ANILARINI GELECEK KUŞAKLARLA PAYLAŞIYORLAR…

Babadağlıların girişimciliğine hayranım… Babadağlılar, hayatın her alanında kollektif yaşamı hayata geçiriyor… Geçtiğimiz hafta 1946 doğumlular, buluştular ve anılarını tazelediler… Buluşmanın mimarı sanayici Hasan Tekin Ada, “66 yıl önce 7 yaşına gelişimizin anısına 2 yılda bir yaptığımız toplantıların 9’uncusunu yapıyoruz. Anılarımızı paylaştığımız bir gün oldu. Arkadaşlarımızla bir gün geçirerek anılarımızı tazeliyoruz.

Bizim yaş grubu Denizli ekonomisi yön vermiş isimlerden oluşuyor. Babadağ’ın girişimci ruhunu gelecek kuşaklara aktarıyoruz.” diye konuştu… Hayırsever işadamı Hasan Tekin Ada’nın Ada Çorap fabrikasında buluşan 1946 yılı doğumlular, kahvaltıdan sonra gün boyu beraber olabilmek amacıyla ilçenin Karaçöplen Yaylası’nda unutulmaz bir gün geçirdi. 1953-1954 Eğitim Öğretim Yılı’nda vekil öğretmenlik yapan Nurten Hepşen de buluşmaya katıldı...

“2021 YILINDA TOPLANMAK İÇİN YİNE SÖZLEŞTİK”

1946 doğumlular olarak ilk kez 2003 yılında bir araya geldiklerini söyleyen Mesut Kuruoğlu, “Amacımız, anılarımızı taze tutmaktır. Bu yıl ilk kez misafir getirmemelerini istedik. Misafir olunca kaynaşma olmuyor. 2003 yılında yaptığımızı ilk buluşmaya Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan sınıf arkadaşlarımız da katıldı. Çok heyecan yaşamıştık. 2021 yılında toplanmak için yine sözleştik. Aramızdan ayrılanlara Allah’ta rahmet diliyoruz” diye konuştular….

BETÜL VE HALİL MUTLULUĞA YELKEN AÇTI

Denizlililerin yakından tanıdığı İzzet Söylemez’in oğlu Halil Söylemez, avukat Betül Gözüaçık ile Seher Ağaoğulları Düğün Salonu rüya gibi bir düğünle dünya evine girdi.

Betül ve Halil Söylemez’in mutlu gününe Pamukkale Belediye Başkanı Avni Örki, Söylemez ve Gözüaçık Ailelerinin yakınları, akrabaları ve arkadaşları tanıklık etti… Baba İzzet Söylemez’in askerlik arkadaşları düğünde buluştu ve anıları tazeledi… Genç çiftler Betül ve Halil Söylemez’e bir ömür boyu mutluluklar diler, bir yastıkta kocasınlar...

PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1565’İNCİ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Türkiye’nin güvenini amaç edinen, hiçbir başka ulusun aleyhinde olmayan bir barış yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktır. “

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şerife Düdükcü
Şerife Düdükcü - 2 hafta Önce

muhteşem olmuş Muhammet yüreğine emeğine sağlık çok teşekkür ederim