BİR YATIRIMCININ HİKAYESİ: BİR KÂĞIT ALSAM VE HEMEN ARTSA

Borsaya merakım üniversitenin ilk yıllarına dayanıyor. Ekonomi bölümünü kazanınca borsadan anlamam gerektiğini düşünerek, daha ders bile almadan bankadan yatırım hesabı açtırttım. Birkaç deneme ve onlarca hisse senediyle mücadelemden sonra para kazanmaya başladığımı düşündüm. Ancak, o sıralar eğitim aldığım Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden bir hocamın cümlesi Türkiye’de borsaya bakış açımı değiştirdi: “Türkiye’de küçük yatırımcı olarak borsaya girmekle bahis (İddia) oynamak arasında hiçbir fark yoktur. Herkes kazandığını düşünür ama aslında sadece sistem üzerinde para döndürmüş olur.”  Bu cümleyi kuran hocam onlarca akademisyen yetiştirmiş ve Dünya Bankası’nda çalışan üst düzey yöneticilerden birisi olmuştur. Peki ama tam olarak neyi kastediyordu?

***

Buradaki mesajı anlamak için cümlede geçen bazı kritik terimlere odaklanmak gerekiyor. İlki ve en önemlisi küçük yatırımcı ifadesi. Yatırdığı miktarın, yatırım enstrümanına etkisi olmayan yatırımcılar için kullanılır. Örneğin; eğer aldığınız dolar döviz kurunda bir değişiklik yaratmıyorsa, siz küçük yatırımcısınız. Kısaca ülkemizde bireysel yatırımcıların neredeyse tamamına yakını küçük yatırımcıdır. Türkiye’de borsa yatırımcılarının yaklaşık % 10’unu bu yatırımcı profili oluşturur. Bir başka deyişle, borsada işlem gören mevduat tutarınız 250 bin Türk Lirası’nın altındaysa otomatik olarak küçük yatırımcı olarak kendinizi yorumlayabilirsiniz.

***

Ekonomistlerin küçük yatırımcılarla ilgili yorumlarında vurguladığı ve hocamın bahis oynamak olarak ifade ettiği konu, ikinci en önemli nokta. Detay analizler, yatırım yapılacak kağıtları yakından takip etme, günlük rapor okuma vb. pek çok faaliyeti yapsanız da aslında sonuç İddia oynamanızdan farklı olmayacaktır. Bunun en önemli sebebi, Türkiye’deki firmaların halka açıklık oranlarındaki düşüklüktür. Küçük yatırımcı olarak etki edebileceğiniz payın düşüklüğüne ek olarak ölçekli firmaların halka arz oranlarındaki seviye, hisse değerlerinin sürekli dalgalanmasına sebep olmaktadır. Burada, özellikle yeni küçük yatırımcıların algısı çeşitli söylemlere kulak kesilir. Birçoğu aslında şehir efsanesi olarak anlatılan bu söylemler genellikle tek boyutludur. En çok duyulan cümleler ise “A kâğıdı 5 ayda % 30 artmış!” şeklinde herhangi bir analiz ve yoruma dayanmayan ancak içinde veri barındıran, iştah artırıcı ifadelerdir. Halbuki, bu ifadenin altında döviz etkisi, yatırımın risk seviyesi, kişinin risk iştahı, diğer yatırım enstrümanlarındaki değişim veya enflasyon etkisi gibi pek çok parametre görmezden gelinerek tek bir boyuta indirgenmiştir. İşte bu sebeple küçük yatırımcı aslında para kazandığını düşünürken küçük kalmaya devam ediyordur.

***

Mesajım, “Borsaya girilmez.” şeklinde yorumlansın istemem. Aksine, gireceksiniz gerçekten yatırım mantığıyla hareket etmenizi, kısa vadeli kazançlardan ziyade orta ve uzun vadeli getirilere odaklanmanızı öneriyorum. (Hatta Warren Buffett’ın söylediği şekliyle, aldığınız kâğıdı ömür boyu tutacakmışsınız gibi yatırım yapmalısınız.) Her ay düzenli olarak belirli bir miktarı, az ya da çok, yatırım araçlarına ayıran kişiler, birikimlerinin ve gelirlerinin katlanarak arttığını birkaç sene içerisinde görecektir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Gönül
Ali Gönül - 2 yıl Önce

Çok faydalı bilgiler yatırıma birikim gözüyle bakmamak gerekiyor

Aslıhan
Aslıhan - 2 yıl Önce

Borsa yerine küçük yatırımcı ne yapmalı, döviz-altın-tahvil öneriniz olur mu?

Ahmet Eren
Ahmet Eren - 2 yıl Önce

Eger 1-2 sene bekleyebilecek durumdaysaniz EGGUB alin bir kenara koyun.