BOŞANMANIN ÇOCUKLARA ETKİSİ



Henüz koltuğuna oturmuştu ki, “ben son günlerde hep böyleyim…” sözünün hemen ardından hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bir süre onu yası ile baş başa bırakmayı uygun buldum. Biraz rahatladıktan sonra geliş şikayetini anlatmaya başladı. Uzunca bir süre bir şey demeden ve müdahale etmeden onu dinledim. Yasına saygı duydum. Onun derdi; boşanmaktan çok, çocuğuna karşı yaptıklarının bir haksızlık olduğuna dair inancı ve böylesi bir sonucu çocuğunun hak etmediğiydi…Seansın sonlarına doğru kısa bir konuşma yaptım. Bazı bölümlerini şimdi sizinle paylaşıyorum…

Boşanmanın başlı başına bir sorun doğurduğunu ifade ederek konuya girdim… Üstelik  tek çocuğunun var olması ayrı bir sorun teşkil ediyordu. Anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla işi gereği çocuğuna yeterince zaman ayıramıyordu. Bu durum onda bir telafi stratejisi geliştirmişti ama bu yararlı sonuçlar doğurmamıştı. Çocukta muhtemel algıları ve asıl yapılması gerekenleri şu şekilde açıklamaya çalıştım…

Boşanmanın yaşandığı ailelerde kayba bağlı yas, anlaşılmamaya ve reddedilmeye bağlı öfke sıkça rastlanılan duygulardır. Bu duyguların yıkıcı ve olumsuz nüanslar içerdiği herkes tarafından bilinir. Özellikle çocuklar yaşları gereği bu durumu doğru bir şekilde değerlendiremezler. Onlar kabul edilmemenin hatta reddedilmenin değersizliği içindedirler. Her ne kadar sizin haklı gerekçeleriniz olsa da onlar sevilmediklerini düşünürler. Sevilselerdi bir değerleri olsaydı anne babanın ayrılmaması evi terk etmemesi gerekirdi. Çocukların belki de en çok ihtiyaç duydukları duygu olan sevginin hem de bu yaşta örselenmiş olması telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açabilir.

Yaşının ilerlemesiyle birlikte bazı gerçeklerin farkına varan çocuk, yaşanılan bu duruma uygun hareket etmeye, buradan bir takım kazanımlar edinmeye başlar. Ebeveynlerinin sözünüzü dinlememesi ve kimi zamanlar tehditvâri yaklaşımlar sergilemesi durumdan ikincil kazanç elde etmeye yönelik girişimlerdir. Aynı şeyleri, eğer kabul ettirebilirse (ve babanın bir yumuşak karnı ise bu durum) babaya da yapar. Bu yolla bazı isteklerinin yerine getirildiğini gören çocuk, bunu devamlı olarak  kullanmaya başlar. 

Boşanmış ailelerin en çok hata yaptıkları nokta, karşı tarafı kötü göstermektir. Bu yüzden boşanmış olmaya rağmen eşler arasında büyük sorunlar yaşandığına tanık oluyoruz. Çocukların bilir bilmez arada laf taşımaları ve maalesef büyüklerin de, hiçbir araştırmaya baş vurmadan bunu doğru kabul edip (etmek isteyip…) buna göre davranmaları olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Yapılması gereken; ayrılınmış olsa da  anne, anne baba da  babadır. Çocuk büyüklerini sevmeye devam etmelidir. Hatta eşler bunu teşvik etmelidir. Çocuk arada bir laf getirecek olursa bunun doğru olmadığı kendisine gerekçeleriyle birlikte anlatılmalıdır. Ne zamana kadar? Anlayana kadar! Ve sabırla…

Aileler ayrılmayı takip eden süreçte çocuklara karşı birbirini tutmayan davranışlarda bulunmaktadırlar. Toleransın arttığı ama çocuğun aklının karışmasından öte hiçbir anlam ifade etmeyen bu davranış, ikilemlerin yaşanmasına ve güvensizliğe yol açar. “Arkamda beni koruyan ve kollayan birileri var” düşüncesi, bu tür davranışlarda ağır darbe almaktadır. Taraflardan biri, diğerine göre şirin görünmeyi seçtiğinde, aslında farkında olmadan çocuğun psikolojisini daha da bozmaktadır.

Çocuğun geleceği bakımından ortak bir noktada buluşulması gerekir. Hiç değilse ilk badire atlatıldıktan sonra, konuşulmaya çalışılmalı ve bunda çocuk merkez alınmalıdır. Onu anlamak burada da çok önemlidir. Yaşamı hakkında, yeni duruma uyumu hakkında konuşmak, boşanmaya bağlı onu rahatsız eden şeyler varsa onunla bunları paylaşmak iyi gelir. 

Her ne olursa olsun, iyi bir karı-koca olamasanız da, iyi bir anne- baba olmaya özen göstermelisiniz.

YORUM EKLE