BÂRİKA-İ HAKİKAT

2018’DEN KALANLAR

2018 yılını geride bırakacağımız bugünden geriye bakınca “2018 değişim ve zorluklar yılıydı” diyebiliriz. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra fiilen hayata geçen “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi” ile oluşan değişim süreci ve Ağustos ayında çıkan “Dolar krizi” en çok akılda kalanlar oldu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş büyük bir değişim olduğu için, bu geçiş sürecinde sıkıntılar olması normaldir. Hatta mecburen hantal bürokrasimiz aracılığıyla bu geçiş süreci gerçekleşeceğine göre bazı sıkıntıların olması daha da normal görülmeli.

Tam desteklediğim yeni hükumet sistemi için yapılan referandum öncesinde asıl değişmesi gerekenin bizim memur zihniyetimiz olduğunu belirtmiştim. Bu zihniyetin değişmesi zor görünüyor. Sn. Cumhurbaşkanımız birkararname ile “halkın sorununu ilk başvurduğu yerde çözün, kapı kapı dolaştırmayın” dese de bizde bunu uygulayabilecek bir zihniyet, ruh ve cesaret olmazsa pek bir şey değişmiyor. Bu anlayış bir günde değişmez ama adım adım iş yapış biçimimizi dönüştürdükçe bu da düzelecektir. Devlet olarak “kurumsallaşmamız” da bu dönüşüm ile beraber gelecektir.

Bu zihniyet dönüşümünde e-devlet çalışmalarının çok önemli yeri olduğunu düşünüyorum. Hemen hemen tüm bürokratik işlemler e-devlet üzerinden yapılabilir hale gelirse bürokratik hantallığımız da önemli ölçüde azalacaktır.

Yeni hükumet sisteminde yürütme ve yasama organları tamamen ayrıldı. Bunun en büyük avantajı milletvekillerinin kanun yapıcılığına, bakanların ise uygulamaya odaklanabilmesidir. Güzel uygulamalarını gördükçe ideal bir görev paylaşımı olduğunu daha da iyi anlayacağız.

Meclisin aslında yapacak çok işi var. Örneğin, savcı ve hakimlere “Niye bu hırsızı-arsızı hemen serbest bıraktın, niye bu masum kişiler hapiste duruyor?” diyeceğimize, “Asıl bu hataların kaynağı olan kanunları niye düzeltmiyorsunuz?” diye meclise sormamız gerekiyor.

Şimdiye kadar çok şeyler düzeldi. Bunlar da düzelecek inşallah.

2018’in en büyük gündem konularından biri de ekonomik sıkıntılar oldu. 10 Ağustos’ta gördüğümüz 7 TL’lik manipülatif dolar atağı 15 yıldır nispetensakin kalan Dolar/TL kuruna karşı bir endişe oluşturdu. Böyle zamanlarda hemen peydah olan felaket tellalları “dolar 10 liraya çıkacak, 15 liraya çıkacak” diyeyaygara kopardıkça insanlarda doğal olarak bir tedirginlik oluştu.

Bu sırada ortamın belirsizliğinden endişelenen işletmeler, döviz yükselişini bahane eden fırsatçılar, aşırı döviz borcuna girmiş şirketler, dövizdeki aşırı değerlenmeyi ve arkasından gelen enflasyonu dizginlemek için Merkez Bankası tarafından atılan adımlar bir kısır döngü oluşturdu. Kısa süreli bir döviz kuru dalgalanması, ardında %25 civarında bir enflasyon, yüksek oranlı krediler, nakit sıkışıklığı, ticari durgunluk ve en kötüsü de “tedirginlik” bıraktı.

Allah’ın yardımıyla hükumetimizin kararlı duruşu, milletimizin desteği, Merkez Bankası’nın doğru ve temkinli adımları ile bu süreç de ekonomik krize dönüşmeden atlatılmak üzere.

Aslına bakarsanız Ağustos’taki bu aşırı atak olmasaydı dolar kurunun 5 TL civarına normal bir şekilde yükselişi ekonomimizi fazla etkilemezdi. Yine de bu musibetten doğru dersler çıkarırsak bu çektiğimiz sıkıntılar hayırlara vesile olabilir.

Almamız gereken dersler noktasında aklıma ilk gelenler şunlar:

*  Devletimizin tasarruf tedbirlerine daha çok riayet etmesi (Bu tasarruf, yatırımları kısmak değil, yatırım projelerinin daha verimli olarak planlanması, kamu kaynaklarının halka örnek olacak şekilde, uygun kullanılmasıdır),

*  Mümkün olduğunca ithal edilen malların yurtiçinde imal edilmesi için devlet desteklerinin artırılması (Bu destek özellikle kritik ürünler için gerekirse %50’ye kadar artırılabilmeli, bu desteğin maliyeti döviz kurunun risk maliyetinden, işsizlik ve enflasyon maliyetinden daha düşük olacaktır),

*  Şirketlerimizin sermaye yapılarına (borç/özsermayeoranı) daha dikkatli yaklaşarak, ayaklarını yorganlarına göre uzatması,

*  Döviz kazancı olmayan işletme ve bireylerin döviz cinsinden borçlanmaması,

*  Enflasyonun en büyük sebepleri maliyetlerin ve/veya talebin yükselmesi olması gerekirken rekabet üstünlüğü sağlayan büyük işletmelerin küçük bir maliyet artışını bile fiyatlarına kat kat fazlasıyla yansıtmasına önlem alınması. (Bu serbest piyasa kurallarının ihlal edilmesi değil, piyasa hakimiyetinin kötüye kullanılmasına karşı devlet tarafından tedbir alınmasıdır)

Buna benzer başka tedbirler (vergi adaletinin sağlanması, sürekli af getirmek yerine dürüst işvereni koruyan, ödemede zorlanan iyi niyetli kişileri de gözeten bir sistem, vb.) de düşünülebilir. Bu tedbirler zaten devletçe yapılmaya çalışılan, işletmelerce bilinen konular. Burada vurgulamak istediğim bunların hangi seviyede uygulandığıdır.

Bir musibet bin nasihatten evladır. Bu musibet sonucunda edindiğimiz tecrübe ile belki gelecek yıllardaki daha büyük krizlere karşı daha hazırlıklı olacağız. Döviz ile iş yaparken 2018’in Dolar/TL grafiği bize büyük bir ikaz edici olacak. Yanlış anlaşılmasın. İthalattan, ihracattan geri durduran değil. Temkinli, dikkatli, sistemli bir şekilde üretim ve ticaretimizi artırmamızı sağlayan ve dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içine kırılgan değil sağlam bir ekonomi ilegirmemizi sağlayan bir ikaz edici!

2019 yılı tüm milletimize hayır, sağlık ve huzur getirsin inşallah.

TEŞEKKÜR

Cennetlik annemin 5 Temmuz 2018’deki vefatından dolayı üzüntümüzü paylaşan, ilgi gösteren tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. Acılar gerçekten paylaştıkça azalıyor. Uzun süredir yazamadığım için buradan geç de olsa iletmek istedim.

İnnalillah ve innaileyhiraciun.

YORUM EKLE

banner187

banner186