ÇIKIŞ ATATÜRK’TE

Bu günlerde ülke olarak başta ekonomide olmak üzere, tarımda, eğitimde ve bir çok alanda sorunlar ve sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sıkıntı ve sorunlardan kurtulmak için de çözümler arıyoruz. Bulunan çözümler işe yaramayınca, derdimize derman olmayınca da bulunan çözümleri sürekli değiştiriyoruz.

Oysa tüm sorunlarımızın çözümü Atatürk’ün bu alanlarda uyguladığı politikalarda yatıyor.

Bakanlıklar, bürokratlar, kısaca tüm ilgili kurumlar hiç gocunmadan, korkmadan, üşenmeden Atatürk’ün bu alanlarda uyguladığı politikaları incelemeliler, onlardan öğrenmeliler ve onları günümüz şartlarına uyarlayıp, geliştirip hemen uygulamaya sokmalılar. Elbette siyaset kurumu da tercihini bu yönde yapmalı.

Savaştan çıkmış, yanmış, yıkılmış ve yokluklar içinde bir ulus. Para veya insan gücü yok. Sadece akıl, istek, bilim ve halktan yana tercihler var.

Tarımda halktan ve çiftçiden yana tercihlerle, “köylü milletin efendisidir” ilkesiyle, kısa zamanda tarımda kendine yeter bir duruma geliniyor. Bugün kuruluş amacından uzaklaştırılmış Ziraat Bankası ile çiftçi desteklenip korunuyordu.

O günkü zor koşullarda kendi uçağımızı yapıp hem kullanıyor hem de ihraç edebiliyorduk. Bugün yapmak için uğraş verdiğimiz ve yapar mıyız, yapamaz mıyız diye tartıştığımız “yerli ve milli” otomobilimizi yapma aşamasına gelmiştik. Atatürk’ün ekonomi politikalarını sürdürebilseydik, bugün diğer ülkelere silah satan bir durumda olurduk.

Yanlış tercihler veya hainlikler yüzünden uçağımızı da otomobilimizi de silahımızı da başka ülkelerden almak zorunda kalarak o ülkelere bağımlı hale geldik.

Gene o zor koşullarda Atatürk, halktan ve üretimden yana yaptığı tercihlerle kısa zamanda yüzlerce fabrikayı hizmete sokmuştur. Demir çelikten tekstile, şekerden üzüme, tersanelerden ampule, sütten cama, kâğıttan basmaya, elektrikten kömüre, sigaradan çimentoya… (Ne yazık ki bugün hepsi haraç mezat satıldı.)

Atatürk’ün ulaşımdaki ana politikası toplu taşımadan yanaydı. Demiryollarına büyük önem veriyordu. Ama sonrasında yöneticiler ya saflıklarından, bilmeden; ya da bilerek hainliklerinden tercihlerini bireysel taşımacılıktan yana kullandılar. Böylece petrole bağımlı bir ülke haline geldik.

Hele eğitimde, Atatürk dönemiyle bugünkü gelinen durumu karşılaştırınca insanın içi acıyor.

Kesinlikle eğitim en büyük sorunumuz. Sorunun büyüklüğünü en tepedeki yönetici de biliyor ama çözüm için gerekli doğru tercihi yapamadıkları için çözemiyorlar. Her iki yılda bir bakan ve sistem değiştiriyorlar. Her gelen yeni bakan ‘yeni başlangıç’ yapacaklarını belirtiyor. Ama maalesef hep ‘geri başlangıç’ oluyor.

En son gelen yeni M. E. Bakanı Sayın Ziya Selçuk, “Köy Enstitüleri devam etmeliydi, kapatılmamalıydı” diyerek doğru bir tespitte bulunuyor. Ama sorunun çözümündeki tercihini aynı yönde kullanabileceğinden endişeliyiz.

Diğer her şeyde olduğu gibi, eğitimdeki büyük sorunun çözümü de Atatürk’ün eğitim politikalarını uygulamaktan geçiyor.

Atatürk, halktan yana, bilimsel, laik ve çağdaş bir eğitim politikası uygulamıştır. Böylece kısa zamanda özgür düşünen, bağımsız, aklını kullanan, laikliği ve demokrasiyi benimsemiş, üreten, çağdaş bireyler yetiştirilmiştir. Böyle yetişen bireyler hiç kimseye ve hiçbir kuruma kulluk etmezler. Kulluk etmek bağımlılık demektir. Bağımlı olan biri ne düşünebilir ne de üretebilir. Çünkü aklını kiraya vermiştir.

Kısaltarak değindiğimiz bu sorunların çözümü, bu çıkmazların çıkışı, Atatürk’ün uyguladığı politikalardadır. Bunları geliştirerek, çoğaltarak, ekleyerek ve günümüz koşullarına uyarlayarak sorunlardan kurtulabiliriz.

Çıkışımız Atatürk’tür.

Başka çıkış, başka çözüm aramak nafile…

‘Atatürk bize yeter’

YORUM EKLE

banner21

banner124