CUMHURİYET NEDİR?

Cumhuriyet bir ışıktır; kendi aklıyla yaşama hakkı ve yeteneği olan bir varlık olduğumuz gerçeğini öğretir, ülke ve ulus olarak yolumuzu aydınlatır. Köy Enstitüleri ve Halkevleri ile imece gelenekli halk kültürünün üzerinden evrensel bilgiye ve estetiğe ulaşmak için Anadolu insanına yol gösterir. Bugünlerde bazılarının özlemini duyduğu Osmanlı Saltanatının dışladığı Türkçemize, ulusal kültürümüze sahip çıkar...

Cumhuriyet, insan onuruna en çok değer veren, en adaletli yönetim şeklidir. Tüm halkıyla, birlikte aynı yaşam koşullarını paylaşır, saltanat ile asla bağdaşmaz.

Cumhuriyet, kadınımızı eşit yurttaş sayar, Batı ülkelerinden çok daha önce kadınımıza seçme seçilme hakkı sağlar…

Cumhuriyet, uçurumun başına gelmiş, gerilik, yoksulluk içindeki ülkede doğmuş bir güneş olup; topraklarını paylaşmaya, zenginliklerini yağmalamaya kalkmış Batı emperyalizmine kafa tutar, diğer mazlum milletlere de örnek olur…

Cumhuriyet ten önce ülkemizde çok kurtuluş yolları arandı ve denendi. Ancak, dizginler Saltanatın elinde kaldıkça, akıl, bilim ve sanattan uzaklaştıkça daha çok batıldı.

Türkiye'de Cumhuriyet demek; ülkenin bağrına oturmuş olan Emperyalizmle, Saltanata karşı kurulmuş bir savunma kalesi demektir. Bu nedenle Anayasadaki Türkiye Devleti’nin bir Cumhuriyet olduğu maddesi hiçbir zaman ve hiçbir kimsenin değiştiremeyeceği bir madde olmuştur. Bunun için Cumhuriyet, bugünlerde azıcık kalmış sorgulama olanağı ile hayatına özgürce bakan her insanın saygı ve minnet duyması gereken bir büyük nimettir.

Bu günlere nasıl geldiğimizi anlamak ve unutmamak için kapatın gözlerinizi, dalın tarihin derinliklerine:

Günlerden bir gün... Uzak değil, dün gibi yakın. Ne Fatih'le İstanbul, Ne Süleyman'la Viyana önlerindeyiz. Atatürk ile Çaldağı’nda, Kurtuluş Savaşı'nın zor günlerindeyiz… Yukarıda gök çökmüş üstümüze, aşağıda yer yarılmış yutmakta hepimizi. İngiliz'i, Fransız'ı, Yunan’ı kıskıvrak yakalayıp tutmuş bizi. Yakılıp yıkılmış her yer… Sonunda: Bir "Adile Onbaşı"nın, bir "Sütçü İmam”ın, bir "Dadaş"ın, bir “Efe”nin, bir "Adsız Kahraman"ın attığı mermi savaşta dengeyi bozmuş… İşte bu zaferin önderi ATATÜRK, bayramı ise CUMHURİYET’tir.

***

Şimdi kendi kendimize soralım:

Türk ulusunun yarattığı Kurtuluş Destanı ile kazanılan Cumhuriyet, Mustafa Kemal'in gösterdiği hedefe varabildi mi bugün? Türkiye’de, Saltanat düşüncesi kökünden kurutuldu mu? Devrim yasaları yürürlükte mi hala? Doğunun vicdan sömürüsünden, Batının Emperyalizminden kurtulabildik mi tamamen?

yazık ki bu sorulara olumlu yanıt verebilmek zor bugün… Saltanatın tepesi padişahlık ve hilâfetti. Cumhuriyet, tepedeki padişahlığı ve hilâfeti kaldırdı. Bugün ne yazık ki tabandaki saltanat ve din bezirganlığı budanmış ağaç gibi dört bucağımıza dal budak salarak büyütülüyor. Geleceğimiz karartılıyor… Bununla mücadele de kuşkusuz Cumhuriyete sahip çıkılarak; demokratik parlamenter sisteme dönülüp Atatürkçü Düşünce’ye sımsıkı sarılarak olacaktır. Özgürlüğü sevenlere ve koruyanlara Cumhuriyet yaraşır. Cumhuriyeti daha büyük saadetlerle kutlayabilmek için her zamankinden daha çok çalışmak daha büyük işler başarmak zorundayız.

Haydi Denizli! 29 Ekimde yeni bir umut, yeni bir coşkuyla Cumhuriyete sahip çıkalım!

Genç yaşlı, kadın erkek on binlerle Cumhuriyet coşkusunu yaşayalım. Cumhuriyet Yürüyüşü için 29 Ekim Saat 19:00’da Atatürk Stadyumu önünde buluşalım.

Yaşasın tam bağımsız, laik, çağdaş Türkiye!

Yaşasın Cumhuriyet!

Nihat ÇETİN

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

DENİZLİ ŞUBESİ BAŞKANI

YORUM EKLE