CUMHURİYET VE ÖNEMİ

Mustafa Kemal Atatürk dah Samsun’a çıktığı anda kafasında oluşturduğu Cumhuriyeti kurma düşüncesi vardı. Ulusal kurtuluş savaşının her aşamasında bunu koruduğu ve buna ilişkin gerekli adımları attığı gibi, savaşı kazandıktan sonra da cumhuriyet yapısının siyasal temelinin taşlarını döşemeye devam etti.

19 Mayısta Samsun’dan Anadolu’ya geçti, ulusal çapta örgütlü güçleri birleştirerek önderlik etti. TBMM’yi aştı, kurtuluş ve kuruluş stratejisini planladı. Birinci sorunun yurt savunması olduğunu vurgulayarak yeni bir siyasal sistem olmadan askeri kurtuluşun, bağımsızlığın olmayacağını bildirdi. Osmanlı Devleti çok çeşitli, etnik, dini grupları bir arada tutabilmiş bir devletti. İmparatorluk dini temellere dayalı bir devlet iken, yani teokratik- mutlak bir saltanat iken, meşrutiyet rejimine, daha sonra cumhuriyetin ilan sürecinde laik sisteme geçmiştir.

Osmanlıda batılılaşma hareketleri kesintili aşamalarla devam ettiği için, eski ile yeninin çatışması şeklinde devam etmiştir. Eski ve yeninin çatışmasından gelecek inşaa edilmez. Osmanlı entelektüeli Osmanlı ve Müslüman kimliği ile imparatorluğun ayakta tutulamayacağını görmüş ama yeni bir kimlik yaratma konusunda çaresiz hissediyordu kendini. Türklük böyle bir siyasi iklimde 1908 (ikinci meşrutiyet) sonrası konuşulmaya başlandı. Yeni bir Türk kimliği yaratmak, farklı etnik yapıları birbiriyle kaynaştırmak kolay bir iş değildi. Kimlik bir aidiyet duyguydu aslında. Dile, vatana, yüce ortak bir geçmişe ve ideallere ihtiyaç vardı. Cumhuriyet ve ulus bilinci bu temel değerler üzerinde yükseldi.

***

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan herkes sayısal varlıklarına, toplumsal statülerine, inanç ve etnik yapılarına bakılmaksızın eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Cumhuriyetin kuruluşunun 96 yıl geride kalmış olması değerini yitirdiği anlamına gelmiyor. Aksine yaşadığımız bu süreçte ne kadar önemli, anlamlı ve değerli olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Cumhuriyetin ulusumuza kazandırdığı Anadolu aydınlanmasıdır. Cumhuriyetin en önemli ilkelerinden biri laikliktir. Devlet tüm inanç ve mezhepler karşısında tarafsızdır. Bu tarafsızlığın bir yararı da şudur: Tüm dinsel gruplar karşısında devletin tarafsızlığının sağlanması, iç barışın, huzurun güvencesi olur. Cumhuriyet aklın ve bilimin ışığında eşitlik, özgürlük, insan hakları açısından laik, modern ve çağdaş bir devlet olma iradesidir. Cumhuriyet Anadolu Rönesans’sı ve hümanizmasıdır. Atatürk hümanist bir devlet adamıdır. Başkomutanlık meydan savaşından sonra tutsak düşen Yunan başkomutanı general Trıkupis önüne getirildiğinde gösterdiği centilmenlik, İzmir’de yere serilen Yunan bayrağını çiğnemeyi reddetmesi, Anzak ölüleri için yazdıkları hep bir hümanist yaklaşımdır.

xx. yüzyılın ilk çeyreği imparatorlukların yıkıldığı ulus devletlerin kurulmaya başladığı bir zaman dilimidir. Almanya, Avusturya, Macaristan’dan sonra 29 ekim 1923 te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Türkiye’de anti emperyalist bir zafer ve kurtuluşla Cumhuriyet kuruldu. Diğerlerinde ise 1. Dünya Savaş yenilgisinin bozgununun üstünde kuruldu.

SONUÇ

Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırarak ülkemizin huzurlu, mutlu, aydınlık geleceği hep birlikte yaratalım.

Farlı siyasi görüşlerimiz, farklı inançlarımız, farklı etnik kökenlerimiz olsa da bu ülke bu Cumhuriyet bizim. Yurdumuz işgalden kolay kurtulmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı. 7 den 70 e savaşarak, bedel ödeyerek bağımsızlığımıza kavuştuk. Cumhuriyeti bize armağan edenleri özlemle, şükranla, saygıyla anıyoruz.

YORUM EKLE