DEĞERLER EĞİTİMİ

Çocuklarımız, yaşamda son derece gerekli olan bazı değerlerden yoksun olarak yetişiyorlar. İyilik, güzellik, doğruluk, erdemli olma, haklılık, yanlışlıklara hayır deme; büyüklere saygı, küçüklere sevgi, yardımlaşma, dayanışma... gibi yaşam değerlerinin farkında değiller. Hepsi mi? Hepsi değil tabiî. Bu değerlerin farkında olan, bunlarsız yaşanamayacağını bilen çocuklar da var. Bu değerleri içinde barındıranların, arkadaşları arasında pek etkin oldukları söylenemez. Eskiden bu değerlere sahip olanlar örnek gösterilir, sınıflarında etkili olurlardı. Diğer çocuklar onlar gibi olmaya çaba gösterirlerdi. Bu değerlerle yetişen çocuklar hem kendilerini, hem de toplumun genel düzeyini yükseltmeye çalışırdı. Eğitim bilimciler bu saydığımız ilkelerle yetişme çabasına “ değerler eğitimi “ diyorlar. Bu değerler olmadan eğitim eksik kalıyor; öğretilenler içi boş bilgiler yığını olmaktan öteye geçemiyor.

Çocuklara sadece bilgi yükleyerek istenilen hedeflere ulaşamayız. Çocuklara birçok şey öğretiliyor; bunun yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Çocuklara verilen öğretimin eğitim boyutu göz ardı edilmemeli. Çocuklara yaşamda tutunabilecekleri bir takım davranış biçimleri de kazandırmalıyız. İşte burada değerler eğitimi devreye girer. Sadece eğiticiler değil, toplum da değerler eğitimiyle pek fazla ilgili değil. Halbuki herkesin kabul ettiği güzel değerlerle yetişen çocuklar hayata boş gözlerle değil, daha anlamlı bakabilecek; olup bitenlere izleyici olmaktan çıkacak. Biraz dikkatli bir gözlemci, eğitim- öğretim konusunda, bir şeylerin ters gittiğini rahatlıkla görebilir. Bu konuda düşünmeye başlarsak, olumsuzlukların giderilmesi yolunda adım atılabilir. Önemli olan düşünmeye başlamaktır; düşünmekten vazgeçmek, sorunların çözümünden uzak durmak demektir.

***

Değerler eğitimi konusunda konuşmak, düşünce üretmek sadece uzmanların işi olmamalı; öğretmenler, anne-babalar, toplumun geniş kesimleri de kafa yormalı. Genel gidişe eleştirel yaklaşımlar, iyi niyetli girişimler sorunların çözümü yolunda bir ilk adım olabilir. Eğitimciler, anne-babalar birlikte, dayanışarak ortaya çıkan sorunlardan yola çıkarak doğru çözümler üretebilirler. Çocukların bireysel ve toplumsal gelişimlerinin önündeki engeller kaldırılabilir; yeter ki bunun bilincinde olalım. “ Bana ne, beni ilgilendirmez “ anlayışından kurtulmamız lâzım. Bireysel gibi görünen sorunların çözümü de aslında toplumsal.

Okul çıkışında öğrencilerden biri düşüyor, koltuğunun altındaki kitaplar etrafa saçılıyor. Bunu gören arkadaşları kahkaha ile gülüyor; yaşanan durum onlara çok gülünç geliyor. Gülmeye bir neden olarak gösteriyorlar. Doğal davranış gülmek, bundan bir eğlence çıkarmak yerine arkadaşı elinden tutup kaldırmaktır. Hasta olan birine geçmiş olsun demek, ölenlerin yakınlarına baş sağlığı dilemek, arkadaşlarımızın başarısına sevinmek, yanlışlıklar karşısında özür dilemek, birinden yardım gördüğümüzde teşekkür etmek, çok önemli vazgeçilmez insanî davranışlardır. Çocuklarımızı bunları öğreterek yetiştirirsek anne-babalar, eğitimciler ve toplum rahat eder, günlük insan ilişkileri daha düzgün bir seyir izler. Bu değerlerle yetişen çocuklar sorumluluk bilinciyle yetiştiklerinden derslerinde daha başarılı oluyorlar.

***

Değerler eğitimi konusunda Eğitim-Sen bir kitapçık hazırlamıştı. Bu kitapçıkta çok önemli konulara değinilmiş, olumsuz davranışlar, kişilik bozuklukları ile ilgili bilimsel ve akılcı değerlendirmelerde bulunulmuştu. Titizlikle hazırlanmış bu değerli kitapçığı eğitimcilerin ne kadarı okudu bilemiyorum. Bu kitapçık eğitimciler arasında tartışılmalı, anne-babaların da desteği alınarak gözlenen yanlışlıkların üzerine gidilmeliydi. Kitapçık çoğu eğitimcinin gözünden kaçtığından dolayı yararlı olamadı. Sendikaların bu tür çalışmaları ufuk açıcı, insanın çok yönlü gelişimine yardımcı bir girişim olarak görülmelidir.

İnsanların çoğunluğu kendini suyun akışına vermiş gidiyor. Bu akıntı bizi nereye götürüyor bilmeliyiz; bilirsek karşılaştığımız sıkıntıları en azından hafifletebiliriz. Âdeta bilmekten, duymaktan, görmekten korkan bir toplum olduk. Bilginin güç olduğunu bilirsek, sorunlarla baş etmemiz daha kolay olur. Bilgisizlik, düşüncenin uzağında yaşamak, hepimizi sıkıntıya sokuyor.

***

Eğitimciler dahil, anne-babalarla konuştuğunuz zaman birbirine yakın ve benzer düşüncelerle karşılaşıyoruz. Herkes çocuğunun tüm soruları fullediğiyle (yaptığıyla) övünüyor. Aslında dilin kullanılışına da önem vermediklerinden, soruların tümünün yanıtlandığını anlıyoruz. Herkes çocuklarını bir yarışa sokmuş, olacakları ve olanları kayıtsızca seyrediyor. Ben insanların önemli bir kesiminden şunları duymak isterim: benim çocuğum iyi insan olsun, iyi yurttaş olsun, insanlar arasında ayrım yapmasın, doğruluk ilkesi içinde büyüsün. Erdemli insanlar yetiştirmek, üretim içinde insanları hazırlamak, bilimsel bilgiyle donatılmış insanlar yetiştirmek bir hayal değil. Ne kadar bilgi  "varsa" çocukların üstüne boca etmek yerine, gerekli olanları verirsek, gelişmeleri daha sağlıklı olur.

Sınav yoğunluğu çocukların kendilerini yetiştirmelerine zaman bırakmıyor. Test soruları çözmekten çocuklar başlarını bile kaldıramıyor. Sınavlar olmasın demiyoruz; olacak ama çocukları gerilime sokacak kadar olmamalı. Çok sık sınavlar heyecanı da ortadan kaldırıyor. Çocukların kendilerine ayıracakları yeterli zamanları olmalı. Spor yapmak, gazete okumak, kitap okumak, bir müzik aleti çalmak, sanatsal faaliyetlerde bulunmak...gibi. Bu faaliyetlere zaman ayıran çocuklar tam bir gelişme içine girebilir. Çocuklarımızın ders çalışmanın yanında, kültürel gelişimlerine de önem vermeleri, iyi insan olmaları için kaçınılmazdır. Çocuklarımız hem içinde yaşadıkları toplumu, hem doğayı, hem de dünyayı tanımalıdır.

***

Öykü okumayan, roman okumayan, şiir okumayan, sanattan zevk almayan bomboş kuşaklar yetiştiriyoruz. Eğitimciler, anne-babalar ve toplum olarak çocukların sadece test kitaplarıyla değil, genel kültür kitaplarıyla da buluşmalarını sağlamalıyız. Çocuklar artık kendilerini ifade edemez oldu; tek kelimelik cümlelerle konuşuyorlar. Sanatsal eğitimden uzak kalan çocuklar, sözlü ve yazılı anlatımda sıkıntılarla karşılaşıyor.

Bu sıkıntıları hep beraber gördüğümüzde, sorunun çözümüne o kadar yakınız demektir. Güzel değerlerimizin korunması ve geliştirilmesi konusunda çabamızı eksik etmeyelim. Hepimiz bir şekilde duyarlı olursak, daha sağlıklı kuşaklar yetiştirebiliriz. İnsanı insan yapan değerler olmadan, hiçbir bilgi ezberden öteye geçmeyeceği gibi kalıcı da olmaz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
H. Yavuzak
H. Yavuzak - 3 yıl Önce

Anlatılan ve önerilenlere katılıyorum, ancak Toplumun değer yargıları arasında öne çıkanları, sırtını bir güce dayayıp köşeyi donmek, gemisini kurtaran kaptandır, altta kalanın canı çıksın, güçlüye yaranayım işlerim yolunda gitsin, harşeyin başı para olunca aksini düşünüp yapmayı kaç kişi becerebilir...Toplumda köklü bir değişim dönüşüm gerekli.

Bayram ayko
Bayram ayko - 3 yıl Önce

Çok güzel bir yazı olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık.

Hüsniye
Hüsniye - 3 yıl Önce

Yüreğinize ellerinize sağlık hocam. Adeta duygularımıza tercüman olmuşsunuz. Teşekkür ederiz.

Orhan Batbay
Orhan Batbay - 3 yıl Önce

Mehmet bir eğitimci gözüyle Turkiyedeki egitimin(hem ailede,hem okulda ve sokakta) bahsettigin değerlerden ne kadar yoksun olduğunu içimiz acıyarak anlıyoruz.Telafisi de giderek zorlaşıyor.Saydigin taraflar bir an önce sorunun farkına vararak harekete geçerlerse çözüm bulunabilir.Kalemine saglik