DENİZLİ İŞ DÜNYASINA YÖNELİK VERGİ VE MUHASEBE TELKİNLERİ

Öncelikle 2020’yi geride bıraktığımız bu günlerde şirketlere yıl sonu kâr veya zarar tahminlerini gözden geçirmelerini, vergi planlamalarına ve bütçe çalışmalarına yoğunlaşmaları gereğini hatırlatmak gerekir. İşletmeler, ihracatlarını arttırma yönünde çabalar içinde olmalı, dijitalleşme sürecine uyum sağlamalı ve kurumsallaşma süreçlerine önem vermelidirler. Aile anayasası, şirket mali planlaması, şirket öz kaynaklarının güçlendirilmesi, bugünlerde dikkate alınması gereken hususlar içerisinde yer almaktadır.  Unutmamak gerekir ki, “Hangi fırtınalarla karşılaştığınızdan çok gemiyi karaya yanaştırmanız önemlidir” veya “Nereye gideceğini bilmeyen bir gemiye hiçbir rüzgârın faydası yoktur.”

Vergi planlaması dedik. Denizli ve vergiye dair neler söyleyebiliriz. 2019 kesin rakamlarına göre mükellef sayısı noktasında Türkiye’nin 15.’si diyebileceğimiz Denizli ilindeki tahakkuk eden vergi miktarındaki artış oranı yüzde 17,8 iken bu oran Türkiye genelinde yüzde 16,3’tür. Tahakkuk artışının il düzeyinde sıralaması ise Türkiye 8.’sidir. Türkiye geneli tahakkuk eden toplam vergiler açısından Denizli ilinin toplam tahakkuk içindeki payı binde 60 civarında olup sıralaması ise 14 ile 17 arasında değişmektedir. Tahakkuk eden vergilerin tahsilata oranı ise 10 yıllık dönemde yüzde 75’tir. (Türkiye genelinde %84). Bu verilere göre tahsil edilen vergi/tahakkuk oranının (vergi gayreti) Türkiye ortalamasının altında kaldığı görülmektedir. İl düzeyinde sıralaması ise 15 ila 52 arasında değişmektedir.

***

2010-2019 yılları arasında vergi tahsilatında artış Denizli ilinde yaklaşık yüzde 18 iken Türkiye genelinde bu oran yüzde 15’tir. Tahsilat artışında iller bazında Denizli sıralaması ise 11 ile 59 arasında değişmektedir. İlin Türkiye geneli tahsil edilen toplam vergi gelirleri içindeki payı, yaklaşık binde 54 iken iller bazında sırası ise 15 ile 18 arasında değişmektedir. Pandemi sürecinde bu oran ve rakamların azaldığını düşünebilirsiniz fakat tam tersi. E-Ticaret ile hem herkesin uzaktan ve bol alışveriş yapması hem gıda, market ve benzeri sektörlerin beklenenden çok fazla hareketlilik yaşaması ve bu sayılanların kayıtlı ekonomi içerisinde gerçekleşmek zorunda kalması doğal olarak vergi tahakkuk ve tahsilatını da artırdı, belki ilginç görünüyor, ama doğal ve gerçek bir sonuç.

Vergi böyleyken sosyal güvenlik penceresinden en güncel ve sık konuşulan gelişme kısa çalışma ödeneği meselesidir. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’nda, Kısa Çalışma Ödeneği başvurularının tekrar başladığı ve 31 Aralık 2020 tarihine kadar başvuru yapılabileceği belirtildi. Yayımlanan kararda, 30 Haziran 2020 tarihinden önce başvuru yapmayanların da ilk defa başvuru yapabileceği hükme bağlandı. Daha önceden başvuru yapan firmalar ise ilave işçileri için başvuru yapma imkanına sahip olmuşlardır. Cumhurbaşkanı Kararı ile İş Kanunu uyarınca, COVID-19 pandemisi nedeniyle yapılan düzenleme gereğince, işverenin çalışanını işten çıkarma yasağı uzatılmıştır. Bu karar gereğince işçiyi işten çıkarmak, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, iş yerinin faaliyetinin sona ermesi, işin sona ermesi halleri dışında yasaktır.

***

Diğer taraftan devlete olan 500 Milyar TL tutarındaki borç için yapılandırma imkânı getirildi. 31 Ağustos 2020 tarihinden önceki borçları kapsayan 7256 Sayılı Kanun kapsamındaki vergi, SGK ve diğer kurumlara olan borçların yapılandırılması kanunu başvuruları 31.12.2020 tarihine kadar (Cumhurbaşkanlığınca bir uzatma olmazsa) devam edecektir. Başvuru yapan mükelleflerin peşin ödeme, 6, 9, 12 veya 18 taksit olanaklarından birini seçmeleri mümkündür. Taksitli ödeme halinde ise ödemeler iki ayda bir gerçekleştirilecektir. Ayrıca bazı cezaların tamamının ya da yüzde 50’sinin silinmesi, peşin ödemelerde yüzde 90 indirim, trafik ve diğer idari para cezaları peşin ödenirse yüzde 25 indirim yapılması da bu yasa kapsamında yer almaktadır.

Pandeminin tesirini sertleştirmesi sonrası tekrar mecburi yasaklarla karşılaştık. Fakat hem üretim hem hizmetler sektörüne dair yasaklarda esneklikler söz konusu. Yurt içi ve dışı taşımacılık (ihracat/ithalat/ transit geçişler dâhil) ve lojistiğini yapan firmalar ve bunların çalışanları son sokağa çıkma kısıtlaması düzenlemesinden muaf tutulmuşlardır. Saat 21:00’den sonra ve hafta sonu sokağa çıkma imkanına ihracat firmalarımız dahil olup üretimlerine devam edebileceklerdir. Üretim ve imalat tesisleri ile inşaat faaliyetleri ve bu yerlerde çalışanlar da bu kapsamda kısıtlamalardan muaftırlar. Bu arada ekonominin kayıt emekçiliğini yapan muhasebeciler namı diğer mali müşavirler de serbestçe çalışabilecek. Bu arada, ne zaman herkes tüm verilerini bir an evvel ve gerçek değerleriyle muhasebecilerine aktarabilecek; muhasebecileri/mali müşavirleri de bu veriler üzerinden vergi ve sair hesaplamaları yapabilecek, işte o zaman hem kayıt dışı ekonomi konuşmamaya, vergi tahakkuk ve tahsilatından dert yanmamaya başlayacak, belki de reel ekonomi verimliliğine dair felsefi konuşmalar yapmaya başlayacağız.

***

Ekonomik büyüme veya bu süreçte küçülme ne durumda? Açıklanan üçüncü çeyrek büyüme rakamlarında OECD ülkeleri içinde sadece Türkiye pozitif büyümeye yüzde 6.7 ile sahip oldu, diğer ülkeler, örneğin ABD ve Almanya ile Fransa dahil lokomotif ekonomilere sahip birçok ülke yüzde 10’dan fazla küçüldüler. İhracatta COVID-19 nedeniyle bu yıl sonu itibarıyla ekonomik daralma beklenmekle birlikte, biz yani Türkiye küçük de olsa ARTI büyüme ile kapatacağımızı tahmin ediyoruz.

COVID-19 nedeniyle Çin’den ithalat yapan firmalar ve Avrupalı alıcılar yönlerini Türkiye’ye doğru çevirmişlerdir. İhracat artışı sağlayabilmek için bu talepleri izlemek, değerlendirmek ve karşılamak gerekmektedir. Özellikler kurlarda görülen hareketlilik ihracata uygun bir ortam meydana getirmektedir. Mikro ihracatçı diyebileceğimiz bireysel ihracat yapanların PTT, FedEx veya DHL gibi hızlı kargo yöntemleriyle bu işi yapması da elektronik ticaretin ihracat için ne kadar önemli bir alan olduğunun göstergesidir. İhracatçı firmalarımızın web sitelerine gerekli özeni göstermeleri, sitede güncel/farklı dillerde bilgiler, kataloglar, ürün fiyatlarının yer alarak hazırlanması gerekmektedir. Uluslararası ihaleleri takip etmek ve bunlara katılmak da ayrıca önem arz etmektedir.

Nihayetinde 1929 Ekonomik Buhranı’ndan bu yana dünya, en ağır olağanüstü sağlık ve negatif ekonomik durumu ile karşı karşıyadır. Belki de son 150 yılda böyle bir ekonomik daralma hali ile karşılaşmadık desek yanlış olmaz. Aslında, ekonomik olmaktan çok sağlık kaynaklı bu olağanüstü durum negatif dışsal etkileriyle firmaların risklerini de artırmaktadır. Ekonomik olarak yeni normale uyum sağlayan firmalar, bu süreci daha kolay atlatabileceklerdir. Bu nedenle şirketlerin “Ben nerelerde yanlış yapıyorum”, “Daha iyiye nasıl ulaşabilirim”, “Bu tür kriz hallerinde dijital ticarete hazır mıyım, eksiklerim neler”, gibi sorulara yanıt araması önemlidir.

YORUM EKLE