DEPRESYON DAHA ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Haluk Alan

Depresyon,her yaş,cinsiyet,ırk ve ekonomik düzeyde görülebilir.
Yapısı,süreci,sınırları,belirtileri,ifadesi gibi tanımlayıcı enstrümanları farklılık gösterse de hemen hemen toplumda az veya çok depresyon görülmektedir.

Her iki cinsten;kadınlarda daha sık (yaklaşık 2-3 kat) rastlanan depresyonun genelde başlangıç yaşı,18-44 yaşları arasındadır.Özellikle 25 yaşından sonra daha sık gözlenir.
Fakat bu sınıflama kesinlikle yanılmalara yol açmamalıdır.Çünkü günümüzde depresyonların bebeklik dönemini de kapsayan çok geniş bir yaş skalasında gözlemlendiği bilinmektedir.
Bir erkeğin tüm yaşamı boyunca depresyon geçirme riski %8-12 iken bu bir bayanda yaklaşık iki kat artışla,%20-26’lara kadar yükselmektedir.

Kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanan depresyonun kimi zaman ilk başlangıç atağı doğum sonrası döneme denk düşmektedir.Bu atağı takiben gerek diğer doğumlar ve gerekse doğumun gerçekleşmediği yaşam peryodunda depresyonun tekrarlama riski her zaman vardır.

Kadınlarda daha sık görülme nedenleri hep bir araştırma konusu olmuş,biyo-psiko-sosyal bir çok neden bulunmuştur.
Kadın-Erkek ayırımındaki bu durum akıllara şöyle bir soru da getirebilir; acaba depresyon gelişimine belli bir yatkınlık söz konusu mudur?

Elbette bazı özelliklere sahip kişilerde depresyon eğilimi daha fazladır.Ancak yatkınlığı sadece bireysele indirgemek yanlış olur.Toplumsal bazı etkenler de belirleyici roller üstlenmektedir.
Organik hastalığı olanlarda depresyona yatkınlık söz konusudur.Uzun süredir devam eden “ağrılı” rahatsızlığı olan kişilerde depresyon gelişme eğilimi daha fazladır.Örneğin;Şeker hastalığı olan ve uzun süredir tedavisi devam eden bir kişi normal sağlıklı bir insana göre daha fazla risk altındadır.Tiroid bezi hastalıkları,bazı romatizmal hastalıklar,Epilepsi,bazı enfeksiyon hastalıkları,bazı vitamin yetmezlikleri,bazı ilaç kullanımları bu grup içinde değerlendirilebilecek faktörlerdir.Görüldüğü gibi söz konusu hastalığın çok ciddi boyutları olma mecburiyeti yoktur.

Doğum sonrası kadınlar; az önce ifade edilen kadınlardaki farklılık özellikle kendini doğum sonrası göstermektedir.Ancak bu durum yaklaşık her doğum sayısının yarısında karşılaşılan lohusalık dönemi depresif duygu durum ile karıştırılmamalıdır.Burada kast edilen semptomlarıyla gerçek bir depresyonun doğum sonrasında gözlenmesidir ki bunun oranı %10’lar civarındadır. Yoksa yaşanan organik değişimlere ve çevresel etkileşimlere bağlı depresif duygu durumu söz konusu olabilir. Bu durum illaki hastalığa yol açacaktır diye bir çıkarımda bulunamayız.

Gençler ve yaşlılar: 18-28 yaşları arası,ilk kez depresyona maruz kalma ihtimaline karşı dikkatli olunması gereken dönemi ifade etmektedir.Buna karşılık 60-80 yaşlar arası da depresyon açısından riskli dönem olarak gösterilebilir.Geriartrik depresyon olarak tanımlanan bu dönem aynı zamanda İntihar riski ve intiharın gerçekleşmesi oranı bakımından da ayrı bir öneme sahiptir.
Kişilik yapısı: Aslında tek başına belirleyici bir faktör değildir.Ancak koşullara bağlı olarak depresyon gelişimi söz konusudur.Aşırı duyarlı,mükemmeliyetçi,titiz,iyiliksever,alıngan,çekingen,özenli,kurallara,değerlere aşırı bağlı,herkese güvenen,onları üzmek ve incitmek istemeyen,sorumluluk sahibi,yakınlarına eşine,işine ve sevdiklerine bağlı ve bağımlı,onurlarına düşkün,kin ve nefret duygularını dışa vuramayan içe yönelik tiplerde depresyona eğilim daha fazladır. Bu özelliklerin bir çoğu toplum tarafından desteklenen değerlerdir. Ancak fazlası kişiyi baskı altına alabilir ve kendisi olmaktan uzaklaştırır. 
Bu özelliklere sahip kişilerde depresyona eğilimin yüksekliği dışında hastalığın seyri de farklılık göstermekte,depresyonun sürekliliği ve yineleme riski de artmaktadır.Çünkü depresyon psikoterapinin eşlik etmediği  tedavi uygulamalarında daha kolay tekrarlayan bir hastalıktır.Bir kez depresyon geçirenlerde yaşamları boyunca tekrar hastalıkla karşılaşma ihtimalleri yaklaşık %75 dir.
Depresyona yatkınlığa neden olan diğer faktörlere de birer satırla yer verelim;

• Erken yaşta,11 yaşından önce anne-baba kaybı
• Problemli geçen çocukluk dönemi
• Ekonomik ve sosyal düzeyin düşüklüğü
• Alkol ve madde bağımlılığı
• Daha öncesine ait depresyon geçirme hikayesi
• Yakın geçmişte yoğun strese maruz kalma
• İş kaybı
• Anksiyete (Endişe,korku,sıkıntı,huzursuzluk)
• Boşanma veya ayrı yaşama
• Yeni bir yere taşınma,göç ve iş değişikliği.

YORUM EKLE