DEPRESYON

Haluk Alan

Hiç kendinizi bu kadar halsiz hissetmemiştiniz değil mi?
Bu halsizlik dayanılır gibi değil,hatta son günlerde ölümü düşündüğünüz bile oldu...
Taşı sıkıp suyunu çıkardığınız günler çok gerilerde mi kaldı?
O şarkıyı ne zamandır dinliyorsunuz? Depresyondayım...
Ya şu baharın müjdecisi bülbül şakımalarının ne zamandır farkında değilsiniz?

Güneş kaç vakittir size gülmüyor?
Bir tüy kadar hafif,dağdan akan sular kadar duru,içtiğimiz ak süt kadar lekesiz,bembeyaz,yarımız,yarınımız,yani çocuklarımız..onlar ne zamandır bizim için yük olmaya başladı?
Her gün yüzlerce sayfa okuduğumuz, içinde kimi zaman kederlerimizi,kimi zaman ümitlerimizi bulduğumuz o güzelim kitaplar size ne zaman küstü?
Ne zamandır çatılmış kaşlar,kırışmış alın sizin yüz ifadeniz oldu?
Kaç zamandır gülmemeyi adet edindiniz?
Son günlerdeki kilo kaybınızın hala organik bir nedeni bulunamadı mı yoksa?
“Kafamı yastığa koyduğum gibi uyurum.Yanımda davul çalsa duymam” derdiniz bir zamanlar ya şimdi?
Ya o kalp çarpıntısına ne demeli?
Üstelik şimdilerdeki sadece çarpıntı da değil.”Bunda bir tuhaflık var,sanki soluğumu da alamıyorum gibi bir his var.”
Her gün görüştüğünüz,merhabalaştığınız ,dertleştiğiniz hoş sohbet insanlarla görüşmeyeli ne kadar oldu?Görüşseniz de “bir daha mı hiç gereği yok!” dediğiniz çok mu yeni?
Bu günlerdeki kararsızlığınız sizi de rahatsız ediyor değil mi?Elbette daha önce çeşitli alternatifler karşısında kısa süreli kararsızlıklar yaşamıştınız.Ama bu onlara hiç benzemiyor. Çünkü alternatifleri değerlendiremiyor,düşünemiyor ve sağlıklı karar veremiyorsunuz.
En çok sevdiğiniz hatta,zaman zaman sırlarınızı paylaştığınız en yakın dostunuz bile artık size “zor” mu geliyor?
Her gün laflaştığınız,şakalaştığınız dostlarınızın yaptıkları da mı artık batar oldu?

“Hayır dostum sen son günlerde bayağı değiştin” diyenler arttı mı? Ya da siz olur olmaz her şeye kızıp bağırmaya mı başladınız? Sahi,geçen gün elinizdeki kalemi niçin fırlatmıştınız?
Henüz tanışalı 6 ay bile olmamıştı.Oysa ne kadar da güzeldi...Hem güzeldi,hem de güzel konuşuyordu,güldürüyordu sizi...Rüyadaymışcasına sorunsuz,mutlu ve güzel günlerdi...Değişen nedir?Niçin o eski hazza ulaşamıyorsunuz? İlginizin böyle azalması ve maalesef sürüyor olması ne tuhaf değil mi?
Unutkanlıklarınızın,dalgınlıklarınızın son günlerde ulaştığı boyutlar sizi ürkütüyor mu?

Ya cinselliğiniz? Bir zamanlar bütün benliğinizi saran arzu nerelerde kim bilir?
Birçok okurumuz yukarıda yazılanları okuduğunda “Aaa bu belirtiler bende de oluyor,öyleyse ben de rahatsız mıyım,yoksa bende mi depresyondayım...” demiştir.Bu doğal sayılabilecek bir tepki.Ancak depresyon belirtileri;uzun süreli,kişinin yaşantısını etkileyen,gerçeklik duygusunu yitirmesine neden olan, benliğinden uzaklaştıran,uyku,iştah ve bazı aktivite bozukluklarına yol açar boyutlara ulaşırsa hastalık teşhisi alabilir.Yoksa normal günlük hayatta üzüntü,mutsuzluk,durgunluk,endişe,isteksizlik,kötümserlik,karamsarlık,muhakeme ve karar verme yeteneğinde azalma gibi negatif duygulanımlar her zaman için mümkündür.Ancak,dikkat edin bunların hepsi gelip geçici duygulardır.Uzun sürmezler ve normal yaşantıyı genelde olumsuz yönde etkilemezler.Zaten yaşanılan hayat hiç bir zaman her yönüyle mükemmel ve arzu edilen tarzda gerçekleşmez.Yaşam mutlaka artıları ve eksileriyle bir bütündür.İnişleri ve çıkışları olmayan bir yaşam,monoton ve tekdüzeliğiyle içinden çıkılmaz bir hal alır.Her öğünde tatlı yiyen bir kişi var mıdır acaba? Ya da o insan günün sonunda ne hale gelirdi dersiniz? Limonun o enfes ekşiliğini tadamayan,Maraş’ın acı biberinin lezzetini bilmeyen biri, tatlının tadını ne ile ifade edebilir?

Öyleyse tıpkı sevinç,mutluluk,neşe,umut gibi insanı motive eden duyguların yanısıra elbette negatif sonuç doğuran duyguları da yaşayacağız.Tabiki, bu tür olumsuz duygulara yaşantımızda kalıcı yerler verilmemeli ve böylece depresyona kadar gidebilecek sürece fırsat tanınmamalıdır.Bunu söylemek kolay da yapması pek o kadar basit değil diye düşünüyor olabilirsiniz.Bir bilseniz ne kadar yanılıyorsunuz.Kişisel gelişime yönelik kaleme alınmış kitaplarda bunu başarmakla ilgili yığınla bilgi var.Bir başka dizide biz de konuya ilişkin bilgiler vereceğiz.Ancak burada tek bir cümleyle ifade edecek olursak,Olumlu veya olumsuz düşünmeyi sağlamak tamamen insanın kendi insiyatifindedir.Aksini düşünmek, insanın kendi kendini tanımamasından başka bir şey değildir.

Gerçekten bir düşünsenize,hiçbir kaygı çekmeyen devamlı bir refah ve mutluluk içinde olan herkese aşırı güven duyan bir insanın hayatı ne kadar çekilmez olurdu...Böyle bir insan aslında o zaman insan değil ancak bir yaratık olarak tanımlanırdı.Tahmin edilenin aksine kesinlikle mutlu olamazdı.Ağlamasını bilmeyen,bu zevki tatmayan bir kişi için gülmenin ne anlamı olabilirki? Taşıdığı kalp merhamet ,şevkat ve insanlık gibi asli duygulardan çok uzaklarda sadece o şahsın hayatiyetini devam ettirmeyi sağlayan bir organdan öte değer taşıyamaz.Mutsuzluğun soğukluğunu tatmamış bir kişi,mutluluğun doyumsuz zevkine erişebilir mi?

Özetlersek;günlük yaşantıda önemli yer tutan depresif belirtiler insanlığın olağan duygu durumlarından başka bir şey değildir.Ne varki; bu belirtiler üst üste getirilir(gelir değil!),sürekli kılınır ve yaşamın olumsuz yönde etkilenmesine fırsat verilirse gerçek bir depresyon hastalığı ortaya çıkmış olur.

YORUM EKLE