DEPRESYON VE CİNSEL YAŞAM

Haluk Alan

Depresyonun belirtileri bölümünde ve ilk girişte depresyonla cinsel yaşam arasındaki ilişkiden söz etmiştik.
Depresyonun asıl ölçütlerinden birincisi yaşama karşı ilgi azalmasıdır.İnsanlar önceleri zevk aldıkları bir çok faaliyetten zevk almamaya,onlara karşı ilgi göstermemeye başlarlar.Depresyonun derecesine göre ortaya çıkan bu duygu durumun içerisinde tabiki cinsel isteksizlik de yerini almıştır.Cinsel isteksizlik zaman zaman öyle boyutlara ulaşır ki,eşlerden biri için hayatın rengi konumundaki arzular,bir diğeri için kabus dolu firari duygular halini alıverir.Cinsel yaşamdaki olumsuz gelişmeler depresif kişilerde kimi zaman cinsel yaşamın toptan ve geri dönüşsüz iflası şeklinde yorumlanabiliyor.Ve bu durum Performans anksiyetesi şeklinde tanımlanıyor.Depresif hasta psikolojik yapı itibariyle olumsuz değerlendirmeye yatkın kişiliğin verdiği etkiyle bu durum karşısında kısır bir döngüye girerek her geçen gün taşınması zor bir yükün altında yaşamını devam ettirmeye çalışıyor.

Bizler gibi kapalı ya da yarı kapalı toplumlarda sözü edilen konuya ilişkin düşünceler hala gizlilik arzeder.Cinsellik tabu konumundaki yerini henüz terketmiş değil.Oysa bazı şeylerin “kırılıp-dökülmeden” tartışılması,bazı kişilerin de cinselliği konu ediniyor diye “sapıklıkla yaftalanmaması gereken bilim ve düşünce dünyasında yaşıyoruz.Elbette kastım;”televole vari” cinsellik ya da “magazinsel” yaklaşımlar değil.Konuyu bilimsel,etik,kültürel ve çağdaş bir platforma oturtmaktan başka bir düşüncem yok.
Cinsel davranışların toplumdan topluma farklılıklar gösterir.Bu doğal bir sonuçtur.Kültürel birikimler,dinsel yaklaşımlar,toplumun değer yargıları,cinsiyet,eğitim,algılama yetimiz,bedensel ve beyinsel sağlığımız cinsel davranışlarımız üzerinde farklı ağırlıklarda söz sahibidirler.Bu bağlamda sanıyorum çok kısa da olsa “cinsel davranışlar” ile ilgili bazı bilgiler vermek yerinde olacak.
İnsan cinsel davranışları,psikofizyolojik bir temel üzerine kuruludur.Psikolojik etkilenmenin dominant olduğu “istek safhası”nı,fizyolojik öğelerin egemen olduğu “uyarılma safhası” izler.Kişi “orgazma” ulaşır.Ulaşılan bu tepe haz noktasından sonra genel bir “gevşeme” ile aktivite son bulur.Dolayısıyla,cinsel aktivite sahibi erişkin bir insanın yaşadıkları bu dört safha ile açıklanabilir.Normal şartlarda ve sağlıklı bireylerde bu dört aşama kendi içinde değişiklikler göstererek belirginleşir. Bu yazımızda birinci aşamayı ele alacağız devamı Cuma günki yazımızda olacak…

1. Aşama İSTEK;en önde gelenidir.Psikolojik etkilenmenin dominant olduğu safhadır.Kişi düşünür,fantaziler üretir,motive olur.Cinsel ilişki için istek bir ön şart olarak değerlendirilebilir.Psikolojik rahatlamanın ve isteğin olmadığı cinsel ilişki başarı ve hazla sonuçlanamaz.Depresif hastalarda topyekün yaşama dair bir isteksizlik olması,boyutları itibariyle cinselliği de kapsamakta,isteksizlik,peşinden diğer safhaları da sürükleyerek netice itibariyle,cinsel işlev bozukluklarına yol açmaktadır.Pek tabiki genelde isteksizlik içinde olan birinden cinsel arzular için bir ayrıcalık beklemek doğru değil.Yemeyen (veya çok yiyen) ,içmeyen,gezmeyen,görmeyen,istemeyen,hayata küsmüş,zevk,tad,haz...hiçbir şeyi eski güzelliğinde göremeyen,yaşayamayan bir kişinin gündemine cinselliği olumlu biçimiyle sokmak pek o kadar değildir.Üstelik bizim gibi toplumlarda artı bir uyarma olmadıktan sonra bu tür “mahrem”konular gündeme gelmez.Siz hekim olsanız dahi...Ne zaman ki, ön plandaki depresyon tablosu düzelmeye başlar o zaman cinsellik,biraz da hekimin hatırlatmasıyla gündeme gelebilir

Dolayısıyla cinsel isteksizlik ve devamında cinsel işlev bozukluğu bizatihi depresyonun bir ürünü olabilir.(Ancak şunu da hemen ifade edelim,belki biraz kafa karıştıracak ama,depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar da cinsel işlev bozukluklarına yol açabilmektedirler.Depresyon tedavisinde olan ve diğer depresif belirtilerde tedavide belli başarıya ulaşmış hastaların bu yönde dikkatli olmaları ve hekimleriyle görüşmelerinde gerekli bilgileri almaları yerinde bir davranış olacaktır.
Devamı Cuma günki yazımızda…

YORUM EKLE