DEPRESYONLU YAŞAM

Haluk Alan

Depresyonbelirtileri,mutsuzluğun,umutsuzluğun,tedirginliğin,karamsarlığın,kötümserliğin,isteksizliğin,ilgisizliğin,yalnızlığın ve topyekün bir olumsuzluğun hakim olduğu negatif duygu durum temelinde kurulu belirtilerden ibarettir.
Depresyondaki insanların içinde bulundukları duygu durum davranışların yanısıra dillerine de yansır.Dolayısıyla konuşma veya yazma esnasında (Elemi ifade eden yüz tipi eşliğinde) yine mutsuzluğu,elemi,kederi,sıkıntıyı,yalnızlığı,karamsarlığı çağrıştıran kelimeler vardır.

Depresif kişilerde olumsuzluğun sürekliliği de esasdır.İçinde bulundukları kötümser,kederli,olumsuz havanın hiç bitmeyeceği,devam edeceği,kalıcı olduğu,olumlu bir hal almayacağı inancı hakimdir.Hastalığın yaşandığı dönem içerisinde karşılaşılan sorunlara belirli ve tatminkar karşılıkların bulunamaması işte bu sürekliliğin bir eseridir.Hayattan zevk alamayan,hiçbir beklentisi olmayan bir kişiden zaten daha fazlası da beklenemez.
Görece ılımlı tiplerinde isteksizlik,tepkisizlik ve üzüntü hali söz konusuyken ağır formlarında mutsuzluk elemli ve kederli bir ruh hali ön plana çıkar.Önceleri,hayattan zevk alamayan,şakadan hoşlanmayan ve kendi kabuğuna çekilen hastalar zamanla yoğun kederli duygu durumlarının pençesine düşerler.Günlük hayat çekilmez bir hal alır.Kişiler arası iletişimsizlik,muhakeme yeteneğindeki azalma en basit işlerin bile başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olur.Hasta zamanla kısır bir döngüye girer.Bu başarısızlık kendine güveni sarsar,”yapabildiği” işler olsa bile haz almasına engel olur,suçluluk duygusunun ortaya çıkmasına ve güçlenmesine yol açar.Artık geçmişteki başarılarını değil,başarısızlıklarını hatırlar olur.Bağlantı daima bu başarısızlıklara yapılır.Oraya bir takıntı gelişir.Kendisinin hiçbir işe yaramadığına,sık sık yanlış yaptığına,her şeyleri unuttuğuna bu yüzden de karar veremez duruma düştüğüne,muhakeme yeteneğini kaybettiğine inanır.Tüm bu olumsuzlukları kendi bünyesinde barındırabilme becerisine (!) gösteren bir kişinin yaşamaya hakkı olabilir mi(?!) İşte bu noktadan sonra “intihar” düşünceleri sahneye çıkar.

Depresif hastalar önceleri belki de her gün görmek istediği oturup konuşmaktan zevk aldığı yakınlarına eşine ve dostuma karşı belli bir ilgisizlik göstermeye başlar.Espri üstüne espri patlattıkları dönemler çok gerilerde kalmıştır.Şimdilerde yapılan şakalar ona batmaya başlar.Hasta için çevresiyle olan ilişkiler artık anlamsız birer ilişkiler yumağıdır.

Hayata renk katan neşe ve mutluluk kaynağı olan davranışlar depresif hastalar için eziyet kaynağıdır artık...Çevrelerinde meydana gelen olaylar onlar için sadece karamsarlık,mutsuzluk,elem ve keder üretirler.Bardağın boş tarafı daha bir göze çarpar.
Depresyonun başlangıçta hafif dönemlerindeki “zevk alamıyorum,canım!” ifadesi bile,ciddi depresyon vakalarında “ağlamalı kriz” boyutlarına kadar varabilir.
Dikkatsizlik;dikkatin yoğunlaşmaması,dikkat uçuşmaları depresyonlu hastaların sıklıkla ifade ettikleri yakınmalardandır.hasta dikkatini belli bir noktaya yoğunlaştırmakta güçlük çeker.İyi öğrenemediği belleğine tam anlamıyla kaydedemediği her bilgi onun için gelip geçici bir format halini alır.Zamanla unutkanlık gelişir.tabloya hakim olur.Hastalar hatırlamaz olurlar.Bu durum gerek aile ortamında ve sosyal yaşamda ve gerekse iş ve okul hayatında başarısızlıkları da beraberinde getirir.Başarısız olan bir kişi öncelikle kendini suçlar,değersiz görür,yaşadığı şu anın dışında geleceğe yönelik olumsuz,hatta kötümser öngörülerde bulunur.Tünelin ucu bir türlü görünmezdir.Ümidin ve ışığın olmadığı kapkaranlık kasvetli bir dünya...Sonuç;intihar düşünceleri...
Özellikle stresli durumlarla karşılaştıklarında geleceğe ilişkin bu tür olumsuz değerlendirmeler kişinin kendisiyle sınırlı kalmayıp,çevresini de kapsar hale gelmektedir.
Bu tür olumsuz düşüncelere sahip olan hastaların doğal olarak,kabul edilebilir,geçerli bir dayanak noktaları da yoktur.Olayları olduğundan farklı boyutlarda abartmak veya küçümsemek ya da aşırı genellemeye tabi tutmak esiri oldukları düşünce kalıplarının bir sonucudur.
Kendine güvenmeyen,bütün enerjisini tüketmiş,geleceğe yönelik planları olmayan,her şeyiyle olumsuz duygu ve düşünce içerisinde olan bir kişinin karar verme yeteneği de bozulur.Ne kadar düşünmeye çalışırlarsa çalışsınlar bunu beceremezler.En basit bir karara varırken bile çevrelerine danışma (bu zaman zaman herkesde görülen istişare ihtiyacından daha farklı bir durumdur.Depresyondaki hasta rutin günlük işlerinde bile bu ihtiyacı hisseder.) duyarlar.Çünkü kendilerine karşı aşırı güvensizdirler.Önceleri yaşamı pek olumsuz etkilemese de zamanla bu yetenek tümüyle kaybedilir.Hatta zamanla tablo ağırlaştıkça,hastalar karar verme noktasında her hangi bir girişimde dahi bulunmazlar.
Depresif hastalarda uyku bozuklukları da görülmektedir.Bu kimi zaman uyuyamama kimi zaman da aşırı uyuma gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.Kişiler uyusalar bile sabahleyin zinde bir şekilde huzurla kalkamazlar.Yine yorgun,yine halsiz,yine isteksizdirler.
Cinsel isteksizlik depresif hastalığın en erken dönemlerde bile karşılaşılan bir belirtidir.En erken ortaya çıkar ama tedaviye en geç cevap veren belirtidir.
Anksiyete sıklıkla depresyona eşlik eden huzursuzluk endişe ve korku halidir.
Depresif hastaların hekime başvuru nedenleri arasında “bedensel şikayetler” önemli bir yer tutar.Hatta çoğu zaman hekime müracaatta temel neden bedensel şikayetler olabilir.Zaman zaman depresyon tanısını geciktiren ya da engelleyen bu belirtilerin mutlaka değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
Bedensel şikayetlerin başında;halsizlik,yorgunluk,güçsüzlük,yorulma ve takatsizlik gelir.Her hangi bir aktivitede bulunmak için enerji toplayamazlar.Bu yüzden bir çok işleri yarım kalır.Konuşmaya mecalleri yoktur.
Kendilerine göre vücutlarında ağrımayan yerleri de yoktur.Hele başağrısı şikayeti hep ön planda yer alır.Ellerinde,kollarında,bacaklarında uyuşmaların varlığından söz ederler.

YORUM EKLE