Dünyadan bir Castro geçti: “Asıl devrimci Atatürk’tür…” DİYEN BİR CASTRO…

Yıllarca Amerika’nın karşısında duran, davası uğruna uzun süre mücadele veren, defalarca öldürülmeye çalışılan Marksist-Leninist devrimci Fidel Castro! Meşhur liderin ismini bilmeyen yoktur sanırım. Ya da Küba devriminin bir diğer önemli ismi Che Guevara ile olan yoldaşlığını. Kuzey Kore, Vietnam, Laos ve Çin ile birlikte dünyanın 5 komünist ülkesinden biri olan Küba’yı uzun yıllar boyunca yöneten Fidel Castro, tıpkı Nelson Mandela ve Vladimir Lenin gibi hayatını davası uğruna feda etmiş bir kişilik.

Ünlü devrimci liderdir FİDEL… Kanının son damlasına kadar davası için savaşacağını söyleyen komünizm savunucusudur. Küba’nın dünyanın 5 komünist ülkesinden bir tanesi olmasını sağlamış, Che ve yoldaşlarıyla birlikte verdiği mücadelesinde büyük başarılar kazanmıştır. Yaklaşık yarım asır boyunca ülkeyi idare etmiş, 82 yaşındayken ise artık sağlığı el vermediği için görevinden resmen ayrılmıştır. Bir tek kendi ülkesinde değil, başka ülkelerdeki hareketlere de destek çıkmış, her zaman devrimcilerin yanında yer almıştır.

13 Ağustos 1926’da dünyaya gelmiş Fidel Castro. Çocukluğu yoksul bir bölge olan Mayari’de geçen Fidel Castro, ilköğretimini Katolik okullarında, liseyi ise Havana’da bulunan bir ilahiyat okulunda tamamlamış. 1945 yılında da Havana Üniversite’ne girmiş ve 1950’de hukuk doktorluğundan mezun olmuş. Ve öğrencilik yıllarında, inanılmaz ezber yeteneği ile öğretmenlerinin hep dikkatini çekmiş. Ayrıca üniversite yıllarında, Küba’daki rejime karşı çıkan pek çok gruba üye olmuş, protestolarda ön sıralarda yer almış. 1947’de Küba Halk Partisi’ne giren Castro, mezuniyetinin ardından 2 yıl avukatlık yapıp, daha sonra Temsilciler Meclisi seçimlerinde aday olmuş.

Ancak 1952’de iktidardaki hükümeti devirip başa geçen diktatör Batista, bu seçimleri iptal etmiş. 1953 yılında Batista hükümetini devirmek amacıyla küçük bir grup kurmuş ve 165 arkadaşıyla birlikte 26 Temmuz’da Moncada Kışlası’na bir saldırı düzenlemiş. İlk etapta kışladaki pek çok silahı ele geçirmesine rağmen sonradan gelen destek kuvvetleri Castro ve grubunu yenilgiye uğratmış. Gerillaların çoğu öldürülmüş ve Castro tutuklanmış. Aynı yılın Ekim ayında mahkemeye çıkan ve 16 yıl ceza alan Castro yargılama sırasında söylediği “Sayın yargıç siz beni mahkum edin. Tarih beni haklı çıkaracaktır” sözleriyle hafızalara kazınmış.

16 yıl mahkumiyet almasına rağmen yaklaşık 2 yılın ardından Batista’nın çıkardığı af sayesinde serbest kalmış. Ama bu ceza, onu devrimci düşüncelerinden vazgeçirmeye yetmemiş. 1954’te hapisten çıktıktan sonra Meksika’ya giden Castro, çalışmalarına burada devam etmiş. Yeniden bir gerilla grubu oluşturmuş ve aynı zamanda kısa sürede yakın dost olacağı Che Guevara ile tanışmış. 26 Temmuz Hareketi adını verdiği örgütle, 2 Aralık 1956’ta Granma yatıyla Küba’ya çıkartma yapmış. Ancak hükümet kuvvetleriyle girdiği çatışmada da başarısız olmuş.

Yoldaşlarının çoğu hayatını kaybeden Fidel Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve Che Guevara’nın da bulunduğu 12 kişiyle birlikte dağlara kaçmış. Maestra dağlarına çıkan devrimciler, burada olduğu 2 yıl boyunca gerilla taktiğiyle hükümete karşı savaşmış. Halkın desteğini de alan Castro, zalim diktatör Batista’nın siyasi desteğini yitirmesi ve pek çok kez başarısız olması nedeniyle 31 Aralık 1958’te Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmasının ardından Havana’ya girmiş. Ve 1 Ocak 1959 tarihinde, Batista hükümetini devirmeyi başarmış.

Fidel Castro başbakanlığa getirilirken, hukukçu doktor Manuel Urrutia Leo da devlet başkanlığına seçilmiş. Hükümet kurulduktan sonra, ülkede pek çok değişiklik yapılmış. Fiyatların ve kiraların düşürülmesi ile toprak reformu yapılan ilk yenilikler olmuş.

Eğitim ve sağlık alanında köklü değişiklikler yapan Castro, okuryazarlık oranını % 90’lara ulaştırmış. Ayrıca herkese çalışma zorunluluğu getirmiş. Tüm bu gelişmeler olumlu sonuç verse de Küba’nın ekonomisi iyileşme göstermemiş.

SSCB ile yapılan ticaretin hacminin küçülmesi ve Sovyet yardımlarının sona ermesi ile ülkenin ekonomik durumu iyice bozulmuş. 2006 yılında sağlık durumu kötüleşince yetkilerini Raul Castro’ya devreden devrimci lider, yaklaşık yarım asır boyunca ülkeyi yönetmiş. Ve 25 Kasım 2016’da çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayata veda etmiş. 90 yaşında ölen siyasi kişiliğin naaşı ise kendisi öyle istediği için yakılmış.

YORUM EKLE

banner21

banner20