Dünyaya Meteor Çarptı

66 milyon yıl önce dünyaya çarparak dinozor neslinin yok olmasına yol açtığı sanılan göktaşının çarptığı yer olan Meksika’nın Yucatan yarımadasında ki 200 kilometrelik Chicxulub Krateri’nde  yapılan araştırmaları yayınlayan Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları komisyonu (ECORD), yaptıkları sondajlarda yerin bin 300 metre altından çıkardıkları tortul kayalarda, osmiyum (Os)  ve  iridyum (Ir) elementlerine rastlamış olmalarının nedenini gök cisminin dünyaya çarptıktan  sonra tamamen toz haline gelerek atmosfere yayıldığını ve başta dinozorlar olmak üzere yaşayan canlı türlerinin yüzde 75’ini yok ettiğini belirterek , gök cisminin içerdiği metallerin dünyanın atmosferini zehirlediğini, bu nedenden dolayı büyük bir faciaya sebep olduğunu açıkladı.

Bugün dünyayı etkisine alan ölümcül Corona virüs de benzer şekilde meteor (göktaşı) etkisi yarattı. Corona virüs ilk ortaya çıktığı yer olan Çin’in Wuhan kentinden  başlayarak tüm dünyayı etkisi altına aldı, adeta bir topaç hızında dönen  dünyamız yavaşladı ve hatta durma noktasına geldi. Dünyada yaptığı tahribata bakarak ‘’Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’’ diyebiliriz. Buna benzer bir  senaryoyu yıllar önce  1976 yapımı Cassandra  Geçidi (Cassandra Crossing) filminde izlemiştik . O zaman da kanımızı donduran sahneler vardı, ekranda. Bugün ise çok daha iç karartıcı bir tablo ile karşı karşıyayız.

 Mikroorganizmaların yayılımını önlemeye ne askeri gücümüz, ne de sınır tanımaz saldırganlıklarımız karşı koyabildi.

Dünya bir bütündür, yeryüzünü bölgelere ayırarak sağlıklı ve mutlu bir yaşam oluşturamayacağımızı Corona virüs bizlere hatırlattı.

Bundan 2.5 milyon yıl önce Doğu Afrika’dan başlayan yolculuğumuz  gezegenin her tarafına dağılan kalabalık bir insan nüfusuna dönüştü.

Sapiens’in yazarı Yuval Noah Harari, ‘’İnsanoğlunu hayvanlar aleminden ayıran  en büyük fark soyut kavramlar üzerine yoğunlaşabilmesidir’’, diye açıklıyor.

Bir başka değişle, hayvan dostlarımızın et, su, sebze, gibi maddesel (somut) bağımlılıkları vardır. İnsanın dışında hiçbir canlı türü  yemek yerine önüne konulan parayı kabul etmez. Üzerinde sayılar yazan bir nesnenin et, su, ekmek …vs yerine geçebileceğine sadece insanoğlu ikna olabilmiştir. Belki de bu özelliğimiz bizleri çevremize zarar veren bir canlı türüne dönüştürdü.

Soyut değerlerin etrafında toplandık ve kendimize aslında var olmayan sanal bir dünya yarattık.

Oysa ki gerçekler farklıdır. Gerçek ilimdir. İlim ise yaşadığımız gezegeni tanımaktır. Onun özelliklerini öğrenmektir. Bunun için daha çok okul yaptırmalıyız.

Bu gezegenin varlığını sürdürebilmesi için nelerin gerekli olduğunu bilimsel çalışmalar belirler. Örneğin tüm canlılar için hayati önemi olan suyun buharlaşmasının önemini düşünelim. Su ancak saf(temiz)halde istenilen verimle buharlaşır ve yağmur bulutlarına dönüşebilir. Suyun saflığını(temizliğini)bozarsanız buharlaşma istenilen hız ve seviyede olamaz, maddenin faz geçişleri Kimyanın Termodinamik yasalarında açıklanmıştır. Bizler çocuklarımıza bu bilgileri aktaramazsak ve bilinçli nesiller yetiştiremezsek sağlıklı ve mutlu bir şekilde dünyada varlığımızı sürdüremeyiz.

Bizleri uyuşturan sanal kavramlardan  uzaklaşıp bilimsel kavramlar üzerine yoğunlaşalım.

YORUM EKLE