Duygularımızı ifade etmek

Biz insanlar duygularıyla varolan canlılarız. Bunlar depresif ruh halinden maniye kadar geniş bir alanı kapsar.Yeri geldiğinde bir başkasını rahatsız etmeyecek onun sınırlarını zorlamayacakşekilde duyguların ifadesi sağlıklı bir süreçtir. Ne kadar çok bastırılır,ifade etmede çekimser kalınırsa o denli sorunlarla karşılaşılması olasıdır.Sürekli bir şekilde duyguları bastırmak, rahatsız olduğumuzda bunu yutmak ifadeetmemek, korkularımızı gizlemek, kızgınlığımızı belirtmemek sağlıklı bir durumdeğildir. Bunu, içi basınç dolu bir kaba benzetebiliriz. Belli hacimdeki bukabın daha fazla basınçla zorlanması onun patlamasına yol açabilir. İnsanlar dasınırları zorlandığında dağılabilirler.


Bir çok olayda kullanılan savunmamekanizmaları arasında yer alan bastırma, gerektiği zaman gerektiği ölçüdekullanıldığında psikolojimizin dağılmasını önleyen bir denge unsuru iken,sürekli yapıldığında psikolojimiz üzerinde derin hasarlara neden olan bir bombagibidir. Her zaman her yerde her duygu açıklanmaz. Nerede nasıl davranacağımızızamanla öğrenir ve uygulamaya koyarız.


Yapılan bazı araştırmalarda,aşırı miktarda duygusal bastırmaya başvuran ve duygularını ifade edemeyenkişilerin zamanla ruhsal ve fiziksel sağlıklarında sorunlar meydana geldiği yada var olan sorunlarında artışlar gözlendiği saptanmıştır. Astım, bazı ciltrahatsızlıkları, baş ağrıları (özellikle gerilim tipi…), psikosomatikşikayetler, bazı mide bağırsak rahatsızlıkları ve kalp- damar hastalıklarıbunlar arasında göze ilk gelenlerdir.


Nasıl ki, başkalarını dinlemeyive sonra anlamayı en önemli becerilerden biri olarak görüyorsak bu özelliğimiziöncelikle kendi üzerimizde uygulamalıyız. Duyguların ifadesi illaki sertçıkmak, bağırmak çağırmak, kırmak dökmek, erkeklik(!) gösterisinde bulunmak,efelenmek demek değildir. Önce  kendimizianlamalıyız. Ne kadar objektif olabilirsek o kadar iyidir. O an hangi ruhhalinde olduğumuzu, olayın boyutlarını, alternatifleri, elimizdeki yaptırımgücünü mutlaka gözden geçirmek gerekir. Tüm bunlardan sonra, eğer ortam uygunsaduygularımızı “BEN” dilini kullanarak ifade etmek uygundur. Saldırganlığın obüyüklenmeci görüntüsüne aldanmadan kendini basitçe ifade etmek en doğrusudur.“Yapılan bu davranış beni çok olumsuz etkiliyor ve ben bu duruma çokkızıyorum!”, “evet, belki inanmayacaksınız ama ben bundan gerçekten çokkorkuyorum.” . “ şu an kendimi oldukça gergin hissediyorum, lütfen beni yalnızbırakır mısınız?”. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Burada bilinmesi gereken;kullanılan dil (kendi duygularımızı ifade eden ben dili…) ve ortamınuygunluğudur. Amaç daima üzüm yemek olmalı, bağcıyı dövmek değil…


Bazen duyguları yaşamadığımızgibi yaşanmasına da müsaade etmeyiz. “Çok gülme ağlarsın, ne var o kadargülecek? Ne var bunda ağlayacak?...” kendimize yararımız yoksa bari diğerlerinezararımız olmasın. Duygularını yaşayanlara üstelik de doğru yaşayanlara engeldeğil destek olmak gerekir. “erkeler ağlamaz!” bu söze çok bozulurum. Onlarinsan değil mi? Niçin ağlamasınlar?


Uzun sözün kısası, kendimizibelli ölçüler içerisinde ifade etmek, ama önce anlamak, sonra kırmadan dökmedendoğal, içten ve samimi bir şekilde ifade etmek sanıyorum en doğrusudur. Kimizaman duyguların dışa vurumunu önleme işe yarar gibi görünse de uzun vadededoğallığı elden kaybetmemekte yarar vardır. Siz zaten yaşıyorsanız, bırakınbirileri görecekse görsün. Kimden neyi gizleyeceksiniz?. Dışınızdakibireylerden duygularınızı gizlediniz, pekiii… Ya kendinizden?

YORUM EKLE