DUYMAK İSTEDİKLERİN VAR

Keşke biri sana sürekli ne kadar güzel, yakışıklı, akıllı, zeki; ne kadar da muhteşem olduğunu söylese… Kanmak istiyorsun bir yalana. Oysa kandırdığında kendi kendini, gerek yok duyduklarına. Çoktan savrulmuş bir rüzgara gidiyorsun… Ta ki gerçek yüzüne çarpana kadar.

Dopamin seviyen düşüp de gözlerin açılınca (genelde aşkın süresi 2 yıl 8 ay olarak kabul edilir) bir de bakmışsın ki kaybolmuşsun. Buraya nasıl geldin bilmiyorsun… Tek bildiğin gözlerin kapalı yola çıktığın. Takılsan da tökezlesen de elini tuttuğuna öyle güveniyorsun ki, seni uçurumun kenarında bir başına bıraktığını anlamıyorsun. Uçurumun kenarında tabelada yazıyor: “Buradan sonrası aşk acısı”

                                                                                              ***

Kavrulmak, yanmak, kül olmak, küllerinden tekrar doğmak karşılıyor seni her bir virajda. Merak etme, ölmeyeceksin, ağır yaralı çıkacaksın uçurumun kenarından… Yaraların, kabuk tutacak, iyileşecek ve en sonunda hiç yaşanmamış gibi tekrar aşık olacaksın. Ama bu sefer kanmayacaksın güzel sözlere, yanında mı zor anında ona bakacaksın, sana emek veriyor mu hesaplayacaksın, ilişkinizi besliyor mu tartacaksın, çaba gösteriyor mu sorgulayacaksın, sonra bir adım atacaksın, o da geliyorsa tekrar bir adım daha, yolundan ayrılmayacaksın, hiçbir zaman gözlerini kapamayacaksın, hep gözün yolun kenarındaki kılavuz çizgilerde olacak, kılavuzunsa tecrübelerin…

Kendinden de ondan da asla emin olamayacaksın, ağır yaralıların izleri bedenlerinde hiç yok olmaz… Sonra kendini mutlu hissedeceksin, düşmediğin için, yara almadığın için, eksilmeyip tamamlandığın için, “bu bana yeter” diyeceksin… Yaralarını sarmanın başarısı, yeni aşka yelken açmanın hazzı birbirine karışacak, yeter ki “onursuz olmasın aşk” diyeceksin…

YORUM EKLE