EBEVEYN OLMAK

Onlar fiziksel güç bakımından zayıf ve çelimsizler. Onlar şu yaşam döngüsü içinde tecrübesiz ve saflar. Onlar tıpkı yeni filizlenmiş bir çiçek, bir ağaç fidesi kadar narinler. Onlar boyca ve yaşça küçükler. Onların adı, çocuk.

Böyle anlatınca içi kıyılıyor insanın, öyle değil mi? Bir de şöyle deneyelim:

Onlar istediklerini elde edebilmek için yeri geldiğinde gök kubbeyi yere indirecek avazla ortalığı birbirine katabilirler. Onlar bir arkadaşınızla kesintisiz sohbetinizi sürekli sabote edebilirler. Onlar bir alış-veriş merkezinde sizi utandırabilirler. Hatta en olmadık yerde ve zamanda hayatı zehir edebilirler.

Yukarıdaki paragrafı uzatıp gitmek mümkün. Fakat ne olursa olsun ilk paragrafı anımsayıp onların yetişmelerinde en önemli rehber olduğunu unutmaması gereken ebeveynler biraz sakin ve kesinlikle net olmalılar.

Ne demek istiyorum?

Örnek olayla anlatayım. Çok basit ve eminim pek çoğunuz ya duyuyor ya da yaşıyordur. Kulübe gelmeyen her çocuğumuzu ararız. Hasta mıdır merak ederiz. Arıyorum anneyi. “Kusura bakmayın haber veremedim. Gelmemesinin sebebi gece uyumadı, sabah kaldıramadım,” diyor.

“Ne oldu? Neden uyuyamadınız?”

“Ya, misafirlerimiz vardı, o da bizimle birlikte saat üçe kadar oturdu. Sabah da kalkamadı tabii.”

Şimdi birinci paragrafı anımsayalım. O henüz bir fidan ve düzenli bir uykuya ihtiyacı var. Ertesi gün okula gidecek bir çocuğun, gecenin üçünde ayakta olması ne denli zararlı ve suçu kimin?

Sürekli duyduğum bir başka ve genel şikayet de şu: “Ben akşamları kitap okuyalım diyorum kendi kitabımı elime alıyor, o telefonla oynuyor.” Ne zaman bu cümleyi duysam gülesim tutuyor. Telefon annenin. Çocuk annenin ve ikisini birbirinden ayıramıyor. Çünkü evde küçüğün dediği oluyor.

Ebeveyn olmak çocuğun her isteğini yerine getirmek demek değil. Tam tersine onun yararına olacak, onun hayata karşı güçlü ve bilinçli hazırlanmasında destek verecek ilk eğitimi vermek demek. Ve bu eğitimi verirken zaman zaman çocuğun hiç de hoş karşılamayacağı ama onun için elzem olan kuralları koyabilmek demek. Asla şiddet içermeden, asla onun ruhuna zarar vermeden ama anayasa gibi vazgeçilmez aile kuralları olmak zorunda. Yoksa çocuğun aileye direttiği ucu hep açık, geçerliliği hep değişken bir yasalar bütünü içinde bulursunuz kendinizi ki sonrası vahim. Elbette vahşi sertlikten söz etmiyorum. Tatlı ama net kurallar. Örneğin yatma saati, örneğin yemek seçmeme öğretisi, örneğin nezaket, saygı…

Saksı çiçeği gibi düşünün çocuğu. Yeterince köklenip, güzel çiçekler açıncaya kadar ışığa, suya, besine ihtiyacı var. Sırf o istiyor diye gölgeye alır, sırf o istemiyor diye suyunu keserseniz hiç büyüyemez. Belki de kişiliğini öldürürsünüz de farkına varamazsınız.

Ebeveyn olmak hakikaten zor iş. Biraz kitap okumalı. Çocuk anne karnına düştüğü an başlamalı eğitim. Ve keşke devlet tarafından da anne-baba eğitimi hep sürdürülebilse. Çocuk üniversiteye gidene kadar ebeveyn destek kursları olsa. Üstelik bu kurslar cazip hale getirilse…

YORUM EKLE