Efsaneler Çökerken

Haluk Alan

Geçenlerde “ilaçla tedavi efsanesi” başlıkla yazıma gösterilen ilgiye teşekkür ediyorum. Ama bazı yanlış anlamaların önüne geçmek için de oradaki bilgilerin bana değil, araştırmacılara ait olduğunu ifade edeyim. Ben sadece bir aracıyım. Şimdi ikinci bir aracılığı daha yaparak bu konudaki vicdani görevimi yerine getirmiş olayım.
Yazımın hemen başında belirteyim; ne bu yazıyı ne de kitabı okuduğunuzda ve ne de bir yerlerden farklı bir şeyler duyduğunuzda hemen gidip ilacınızı kendi başınıza bırakmayın ya  da değiştirmeyin. Bu tıbbi bir hata olabilir. Bu yazılar ve kitabın böyle bir amacı yoktur, bilesiniz…

 Irving Kirsch’in adını işim gereği eskiden beri bilirdim. Ayıptır söylemesi biraz kitap kurdu olmanın da verdiği avantajla bazı kitaplarını okumuşluğum vardır. Literatürde yer alan yazılarını ve özellikle plaseboya (aslında etkisiz bir ilacın telkine dayalı etki göstermesi…) ve hipnoza ilişkin çalışmalarını eskiden beri bilirdim. Aynı Kirsh’in bir kitabı daha Türkçeye çevrildi; “Antidepresan Efsanesinin Sonu”.

Yine bu kitapta da katılmadığım diğer bir deyişle bana ters gelen kısımlar olmakla birlikte, geneline bakıldığında adeta insanı şoke eden gerçeklerle karşılaşıyorsunuz. Bu konudaki ilk yazımda ifade ettiğim gibi; Sn. Yiğit BULUT’un yazdıklarını da yan yana koyduğunuzda nasıl bir düzen ve sömürünün içinde kaldığınızı fark ediyorsunuz. Buna alet olan varsa onlara acırım. 

Benim için en dikkat çekici durum, ilaçla depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliği üzerine yapılan çalışmalarda bazı çalışma sonuçlarının bilinçli olarak yayınlanmamış olmasıydı. Bilimsel çalışma adı altında yapılan bu uygulamaya bir hekim olarak  ne söylemem gerekiyor bilmiyorum. Psikolojide (PSİKİYATRİ DEĞİL! Haziruna duyurulur.)  uzmanlık için yapacak olduğum saha çalışmasında çalışmalarımın etik açısından uygunluğu için verdiğim uğraşıyı hatırlıyorum da… Bu nasıl bir cesaret ya da nasıl bir vicdanın eseri olabilir bir türlü aklım almıyor. Çalışmayı yapıyorsunuz ancak istediğiniz sonucu alamıyor, hatta bazı istenmeyen yan etkilerle karşılaşıyorsunuz. Anında sonuçları hasıraltı ediyor ve yayınlamıyorsunuz. Aslında olay basit…Hastalarınızı ve bütün insanlığı yanıltıyorsunuz. Ve sonra kalkıp buna “bilimsel” diyorsunuz. Üç beş kuruşun hatırına tüm mesleğinizi ve haysiyetinizi ayaklar altına alıyorsunuz. O çalışmaları yapanların hangi vicdanla böyle bir yola başvurduklarını anlayabilmiş değilim. Ve o meşhur etik kurulların ne işe yaradığını da burada sormadan geçemeyeceğim. Bu ilaçları gereksiz yere yıllarca kullanan kişilerin yaşadıkları ve yaşayacakları mağduriyet bir hamburger firmasının yaptığından daha mı az? Bu yüzden mi bu firmalara ve bunlara alet olan kişilere dokunulmuyor? Ya da onların derin ilişkilerimi buna müsaade etmiyor? Ya devletin milyarlarca dolarlık kaybı ne olacak? Diğer ülkeler ne ise de ülkemiz açısından soralım,  Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bu konuda ne düşünüyorlar acaba? Hala milyarlarca doları heba mı edeceğiz, “bilimselliği bu şekilde kanıtlanmış tedavi” metotları için? 

Ben sözü daha fazla uzatmadan, kitabın derinliklerine de girmeden sadece arka kapağında yazılı olanlardan alıntılarla yazımı bitirmek istiyorum. Neme lazım zülf-i yare dokunmaya pek gelmez(!).
“Hepimiz antidepresanları modern tıbbın mucize ilaçları olarak tanıdık. Prof. Irving Kirsch de böyle düşünüyordu; ta ki araştırması sırasında hayatının en büyük sürpriziyle karşılaşana kadar: bildiklerimiz doğru değildi!

Nasıl olmuştu da antidepresanlar depresyonun sihirli tedavisi olarak böylesine nam salmıştı? Bu sorunun cevabı bizi klinik araştırma ile ilaç pazarlama arasında iyiden iyiye belirsizleşen bir çizgiye götürüyor. Kirsch, Bilgi Özgürlüğü Yasası’nı kullanarak elde ettiği verileri incelediğinde antidepresanlarla ilgili çalışmaların yüzde kırkının yayımlanmadığını ve yayımlanmayan bulguların aleyhte sonuçlar olduğunu fark etti.” (“Antidepresan Efsanesinin Sonu”. Kuraldışı Yayıncılık.2012)

Elbette Kirsch’in çalışmalarını eleştirenler yok değil. Arı kovanına çomak sokacaksınız da- en masum ifadeyle- sizi eleştiren olmayacak mümkün mü? Kirsch’in onlara da verdiği cevaplar var. Bütün bunlar kitabın içinde yer alıyor. Okuyun, gerçekleri görün.
Peki, bu araştırmayı kim yapmış? Desteksiz ve mesnetsiz bir yayın mı bu? Kimdir Kirsh? Bu soruya en güzel cevap çalışmayı yapan kişinin akademik geçmişinden geliyor. Kirsch; Hull Üniversitesi’nde psikoloji profesörüdür. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Plasebo Çalışmaları ve Terapötik Karşılaştırma Programı Müdür Yardımcısıdır. Konuya ilişkin yayınlanmış kitapları ve sayısız makaleleri bulunmaktadır.


YORUM EKLE

banner187

banner186