EĞİTİME BAKIŞ

2019-2020 öğretim yılı 9 Eylül 2019 günü fiilen başlıyor. Her yıl bu köşede sisteme ilişkin görüşlerimizi sayısal veriler üzerinden hareketle değerlendiriyoruz.

Sistem sınav odaklı olduğu için bu yıl da ÖSYM’nin yayımladığı puanlar üzerinden giriş yapalım. Üniversite giriş sınavlarına 2 milyon 375 bin 217 aday katılmış. Ülke genelinde bunların ne kadarı hangi puan aralığında ve akademik bilgi düzeyleri nedir? Bu rakamlara baktığımızda göz ardı ettiğimiz korkunç bir yanılgı var. TYT (Temel Yeterlilik Testi) sonucuna göre öğrencilerimizin içinde sayısal olarak 400 üzeri puan alan 29 bin 332 öğrenci bulunuyor. Sayısal alanda 27 bin 768 ve sözel alanda 1699 öğrencimiz bu seviyede bulunuyor. Toplam tüm öğrencilerin sayısalda %1 ve sözelde ise öğrencilerin ancak % 0,1 kadar 400 puan üzerinde başarı gösterebilmiş. İlk 30 bininci sıralamadaki öğrenciler üniversite öğretiminde başarılı. Her yıl 600 bine yakın öğrenci üniversiteye yerleştiriliyor. Öğrencilerin cevapladığı doğru soru sayısı ve aldığı puanlara göre bakacak olursak akademik bilgi ve beceride yetersizlik var. Üzülerek söyleyelim gerçek bu.

Bir öğretim üyesi arkadaşım orta öğretimin başarısızlığından söz ediyor. Lise deki arkadaşlar da ilköğretim başarısızlığından söz ediyorlar.

BAŞARISIZLIĞIN NEDENLERİ

2018 yılında sınav stratejisi değişti. Bilgiye dayalı sınav sisteminden okuduğunu anlamaya yönelik sisteme geçildi. Öğrencilerimizde soyut düşünme, yorum yapma, sorgulama ve bilgiyi kullanmada yetersiz kaldıkları görülüyor. Bu sistem ilkokuldan başlayarak sonuç verecek. Analitik düşünme yeteneği olan kişiler, karmaşık yapılar karşısında pratik çözümler üretebilirler. Bireyin aklını doğru kullanabilmesi, buna bağlı olarak okul, iş ve toplumsal yaşamında başarılı olabilmesini sağlar. Analitik düşünce sayesinde ezbercilikten uzak, sorgulayan ve araştıran bireyler yetişebilir. Araştırma, gözlem, deney yapmadan fen bilimleri öğrenilmez. Edebiyat ve sosyal bilimlerde de araştırmadan, tartışmadan, farklı yorumlar yaptırmadan öğrenilmez. Farklı bakış ve yorumlar öğrencilerde eleştirel düşünceyi geliştirir, bu da öğrencinin ufkunu açar.

Üniversiteye girişte büyük bir tıkanıklık görülüyor. Ülkenin en büyük eğitimli enerji kaynağından yeterince yararlanılmadığı bir gerçek. Bunun için Meslek Liseleri güçlendirilmelidir. Her öğrenci akademik liseye gidecek diye bir koşul yok. LGS sınavlarında Türkçe ve Fen bilimleri testinde tüm öğrenciler en az bir doğru yanıta ulaşmışken, 15 bin 443 öğrenci Matematikten hiçbir soruya doğru yanıt veremeyerek (0) almıştır. Veliler çocuğunun ilgi, yetenek ve merakını bilmelidir. Ülkemizin orta teknik meslek elemanına ihtiyacı vardır.

Bir başka sorun: “Öğrenci Merkezli Uygulama” diye diye öğretmen yetiştirme politikamızı geliştiremedik. Eğitim fakülteleri nitelikli öğretmen yetiştirme sorununda başarılı olamadılar. Hiç bir şey öğretmen kalitesinden üstün önemlidir.

MEB bağlı tüm eğitim kurumlarında 8’nci sınıfı bitiren 1 milyon 210 bin 112 öğrencinin sadece % 11,4’ü sınavla öğrenci alan liselere yerleşti. Geriye kalan 1 milyon 71 bin öğrenci evlerine yakın ve aynı kayıt alanındaki liselere yerleştirildi.

İlimiz okulları sınav başarısı olarak başarılı iller arasındadır. Ancak sınavla kayıt alan lise sayısı yeterli değildir, mutlaka arttırılmalıdır.

Çağdaş eğitimin amacı Cumhuriyetin kazanımlarına özümsemiş, aklın aydınlığına, bilime, araştırmaya saygı duyan toplumsal duyarlılığı yüksek nesiller yetiştirmektir. Tüm öğretmen ve öğrencilerimize başarılar dilerim.

YORUM EKLE