İş insanı Kocasert, Merkez Bankası kararını değerlendirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan ihracat genelgesi kapsamında TCMB'ye yapılacak döviz satışına ilişkin uygulama talimatı hakkında konuşan iş insanı Süleyman Kocasert, “Bu düzenleme aslına bakarsanız yeni bir düzenleme değil, daha değişik bir versiyonuyla önümüze tekrar geldi. 2018’de benzer bir düzenlemeyle karşılaştık ama o zaman da ihracatçılar bu düzenlemeye tepki göstermişler ve sıcak bakmamışlardı” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ihracat genelgesi kapsamında TCMB'ye yapılacak döviz satışına ilişkin uygulama talimatı yayımladı. TCMB’ye yapılacak döviz satışına ilişkin uygulama talimatta, İhracat Genelgesi kapsamında TCMB'ye yapılacak döviz satış işlemlerinin uygulama ayrıntıları düzenlendi. Buna göre, İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesi'ne (DAB) bağlanan ihracat bedeli dövizin yüzde 25'i, söz konusu belgelerin düzenlendiği tarihteki işlem kuru üzerinden TCMB'ye satılmak üzere belgeleri oluşturan bankaya satılacak. İş insanı Süleyman Kocasert, TCMB'nin uygulama talimatını değerlendirdi. Kocasert; “Bu düzenleme aslına bakarsanız yeni bir düzenleme değil, daha değişik bir versiyonuyla önümüze tekrar geldi. Merkez Bankamız böyle bir düzenlemeyi 4 Eylül 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan bir tebliğle karşımıza çıkardı. Aslında o zaman ihracatçı bedel geldikten sonra yüzde 80’ini 180 gün içerisinde herhangi bir bankaya bozdurmak zorundaydı. O zaman da tepkiler gelmişti ve bu düzenlemeye Aralık 2019’da şöyle bir ifade getirildi; ‘Bedelinin en az yüzde 80’inin bir bankaya satılması zorunludur.’ Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kaldırıldı. Yani ilk 2018’de benzer bir düzenlemeyle karşılaştık ama o zaman da ihracatçılar bu düzenlemeye tepki göstermişler ve sıcak bakmamışlardı. 31 Aralık’ta kaldırıldı. 16 Ocak 2020’de ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin bu sefer yeni bir genelge yayınlayarak bu 2018’de ki genelge ortadan kalkmış oldu. Adeta yenilenmiş oldu. Sonuç olarak 2018’den beri aslında hayatımızda buna benzer bir düzenleme var. Buradaki en önemli fark şu; o zaman oran yüzde 80’di ve herhangi bir bankaya bozdurulması isteniyordu. Şimdi oran yüzde 25 döviz alım belgesi düzenlendiği andan itibaren aynı gün Merkez Bankası kurundan bu sefer Merkez Bankası’na satıyorsunuz. Ben buradaki amacın Merkez Bankası rezervlerini yukarı çekmek olduğunu düşünüyorum.

“TEPKİLER ÜZERİNE GERİ ADIM ATILABİLİR"

2018 yılında ihracatçılardan tepki geldiğini ifade eden Kocasert; şunları kaydetti: “Özellikle önceki günden beri sadece Denizli’den değil İstanbul’dan, İzmir’den, Adana’ya, Antep’e kadar bütün ihracat çevrelerinde konuşulan bu düzenlemenin tıpkı 2018’de olduğu gibi bir tepkiyle karşılandığını görüyoruz. İhracatçılar bu düzenlemeden memnun değil. Sanırım dövizi istedikleri zaman, istedikleri oranda, istedikleri muhatapla, bir finans kurumuyla, bankayla bozma hürriyetini, özgürlüğünü o tasarruf hakkını herkes kendinde tutmak istiyor. Yani böyle bir uygulamaya sıcak bakan ihracatçıya şuana kadar rastlamadım. Önümüzdeki günlerde de homurtuların giderek artacağını ve yükseleceğini duyabiliriz. Daha önce de olmuştu ancak bir süre sonra karar değiştirilmişti. Bakalım bu sefer de benzer bir uygulama olabilir diye düşünüyorum. Tepkiler üzerine geri adım atılabilir.”

“OCAK'TA DA REKOR BİR ENFLASYONLA KARŞILAŞACAĞIZ"

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını da değerlendiren iş insanı Kocasert; “Son 19 yılın enflasyon rakamlarıyla karşı karşıyayız. Aslına bakarsanız bir süreden beri sokaktaki enflasyon, vatandaşın cebindeki enflasyonla TÜİK’in açıkladığı rakamlar çok örtüşmüyordu. Aralık ayında bu kadar çok çıkan enflasyonla birlikte TÜİK, birden bire 30’lu rakamların üzerinde bir enflasyon açıkladı. Sokaktaki vatandaşımız için bu oran sürpriz bir oran değil hatta ve hatta şunu da söylemek istiyorum ki gıda enflasyonumuzun ne yazık ki yüzde 45’lerde, ulaşım enflasyonunun yüzde 50’nin üzerinde, enerji enflasyonunun da yine yüzde 50’lerde olduğu da bir gerçek. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus 19 yıl aradan sonra bu kadar büyük bir enflasyonla karşılaşmaktan daha da çok bununla daha ne kadar mücadele edebileceğimiz ya da edeceğimiz gerçeği. Bakın tüketici enflasyonu yüzde 36 ama üretici enflasyonu neredeyse yüzde 80. Bu da henüz imalat sanayindeki bir takım maliyetlerin tüketiciye, raflara henüz yansımadığı demek. Yine aynı şekilde ocak ayından itibaren köprü geçiş ücretlerinden, otoyol ücretlerinden, ruhsat harçlarına, cezalara, vergilere, her şeye çok ciddi zam geldi. Asgari ücret arttı, memur zamları vesaire özellikle elektriğe, enerjiye, petrole gelen ocak ayı zamlarıyla birlikte biz muhtemelen ocak ayında da ne yazık ki rekor bir enflasyonla karşılaşacağız. Benim tahminim yüzde 40’ların üzerinde olacak. TÜİK verilerine göre; belki de yüzde 50’lere yaklaşacaktır. Bunun önümüzdeki aylarda da devam edeceğine de ne yazık ki kesin gözüyle bakabiliriz; baharla birlikte mevsimsel bir iyileşme olana kadar. O yüzden enflasyonist baskının artarak devam ettiği dönem hala devam ediyor diyebiliriz” diye konuştu.

“ENDİŞE EDİYORUM"

Başkan Kocasert, şöyle devam etti: “Her ne kadar dövizde bir gevşeme olsa da imalat sanayideki yüzde 80’e varan artışın şuanda neredeyse ancak yarısı fiyatlara yansımış görünüyor. Bundan dolayı bir takım ürünlere artan asgari ücretin yani işçiliğin, artan enerjinin özellikle elektrik ve doğal gazın yansımaları olacaktır. Ocak ayı ve muhtemelen şubat ayı da zamlarla geçireceğimiz aylar olacaktır diye düşünüyorum. Endişe ediyorum, hatta korkuyorum ama korkunun ecele faydası olmadığını da biliyorum. Bunlar önümüze gelecek.”

Güncelleme Tarihi: 20 Ocak 2022, 16:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER