Merkez Bankası kararını DRT'ye değerlendirdiler

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan indirerek yüzde 14'e çekti. İş insanı Süleyman Kocasert ile Mali Müşavir İzzet Özer alınan kararı değerlendirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 15'ten yüzde 14'e indirilmesine karar verdi. İş insanı Süleyman Kocasert, Merkez Bankası’nın kararını değerlendirdi. Kocasert, “Merkez Bankası’nın geçen ayki açıklamasında ‘Hala bir miktar faizin aşağı indirilebileceği alan var’ ifadesi, zaten aralık ayındaki toplantıda minimum 100 baz puan belki de 200 baz puan tekrar aşağı çekilebileceği yönünde yorumlanmış ve bütün beklentiler de bu yönde oluşmuştu. Tahminler ve beklentiler gerçekleşti diyebilirim ama umulan gerçekleşmedi. Pazartesi gününden beri dövizdeki dikkat çekici yukarı yönlü hareket, bu sefer Merkez Bankamızın, enflasyon üzerindeki baskının toplum genelinde büyük bir rahatsızlık yaratacağı gerçeğinden yola çıkarak faizdeki indirim isteğinden ve politikasından vazgeçer mi bu ayı pas geçer mi diye ben başta olmak üzere bilhassa pek çoğumuz umutlanmıştık. Umut edilen olmadı ama beklenen ve tahmin edilen oldu. Bizi ne bekliyor? Pazartesiden beri toplamda neredeyse yüzde 10’un üzerinde artış gerçekleşti. Bana göre bu 100 baz puan fiyatlandı. Eğer faizde düşme gerçekleşmeseydi, pas geçilseydi ne olurdu? Merkez Bankası piyasalara bir miktar daha ‘ben aktif rol alabilirim’ açık konuşmak gerekirse ‘yanlıştan dönmesini de bilirim, dünyadaki gelişmelere kayıtsız da değilim’ mesajları verirdi. Maalesef böyle bir mesaj gelmedi. Şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız; faizin Merkez Bankası tarafından ne kadar düşürüldüğünün günümüz Türkiyesinde ne yazık ki çok fazla önemi yok. Çünkü reel faiz çok farklı, bugün borçlandığınız faiz oranı çok farklı, mevduatlara verilen faiz oranı çok farklı. Benim çok meşhur bir lafım vardır; bakkal hesabı, ‘kapıda yazıyor ekmek 1 lira diye ama içeri giriyorsunuz içeride 1 liralık ekmek yok.’ Şuanda ben dövizin önündeki frenin kalktığını düşünüyorum. Dövizdeki yukarı yönlü hareketin nerelere kadar gidebileceğini tahmin bile edemiyorum” dedi.

“FAİZ İNDİRMEMİZ PİYASA GERÇEKLERİYLE ÖRTÜŞMÜYOR"

Kocasert, şunları kaydetti: “Dünyada bugün Norveç gibi çok gelişmiş ekonomilerde bile merkez bankaları faiz arttırırken, yine aynı şekilde Amerika, ‘Enflasyonun önündeki geçici ifadesini kaldır’ deyip enflasyon beklentilerini yukarı yönlü revize ederken ve önümüzdeki yıl en az 3 defa faiz arttıracağını duyururken, bizim hala faiz indirmemiz bana göre piyasa gerçekleriyle örtüşmüyor. Gerçekte yüzde 30-35 olan sokaktaki enflasyonun çok yakın bir gelecekte çok daha yüksek oranlara çıkma ihtimali var. Yüzde 15’in altında bir politika faizi yüzde 20 civarında bir negatif faiz demek bu. Bu kadar negatif faizin olduğu bir yerde kem gider ki parasını Türk lirasında değerlendirir, Türk Lirası nasıl itibar ve değer kazanır ki bu şartlar altında bunların hepsi çok ciddi soru işaretleri. 2022 yılına tahminlerin çok üzerinde bir dolar ve euro kuruyla giriyoruz. Faizi aşağıya çekiyoruz ama bunun piyasalarda yansımasını yaşayamıyoruz. Bu şekilde Türk Lirası değer kaybettiği sürece ülkemizdeki dolarizasyon tarihte görülmediği kadar yüksek seviyelere ulaştı artmaya da devam edecek. Çünkü insanlar nasıl 90’lı yıllarda mark taşırlardı TL tutmazlardı. Şimdi sokaktaki vatandaşların cebinde bile dolar, euro olacak haftalık ihtiyaçları kadar bozdurup kullanacaklar öyle bir hale doğru gidiyoruz. 20’li rakamlar görülebilir mi? Evet, görülür ben buna şaşırmam ama benim bir hayalim, bir umudum var. Bu yanlıştan dönülecek yani yağmurun sebebinin şemsiye olmadığı er ya da geç anlaşılacak ama bedeli ağır olacak. Bunları söylediğim için çok mutlu değilim ama dolar, euro ne olur bu karardan sonra ya da faiz indirimi devam eder mi artık bunları Allah biliyor şeklinde en sağlıklı cevaplandırabileceğiz. Rasyonel yaklaşımlarla ‘ne söyleyeceğimi bilmiyorum’ derler ya ben de zorlanıyorum.”

“PİYASANIN BEKLEDİĞİ BİR FAİZ İNDİRİMİYDİ"

“Piyasanın beklediği bir faiz indirimiydi” diyen Mali Müşavir İzzet Özer, “Her ne kadar piyasa beklemiş olsa da belki Merkez Bankası bunu indirmeyip pas geçebilirdi diye umutlar da vardı, olmadı. Buradaki 100 baz puan indirimden sonra tabii döviz de bir yükseliş oldu artı piyasalarda bir dalgalanma oldu. Bunun sonucu olarak da ister istemez enflasyonda bir maliyet enflasyonu etki yapacaktır diye düşünüyorum. Kesinlikle yeni zamlar kapıda. Maliyet enflasyonu getireceği için kur artışları zamlar kaçınılmaz olacak. Üstelik şimdi bir de açıklama yaptılar. ‘2022’nin ilk çeyreğinde gözden geçirilecektir’ diye Merkez Bankası açıklama yaptı. 2022’nin ilk çeyreğinde de faizler yeniden artmaya başlayacaktır. Artıramazlarsa durduramazlar ve dövizin dolar endeksindeki yükselişiyle birlikte kendimizden kaynaklanan iç piyasadaki güvensizlik olaylarından dolayı dövizde hızlı yükseliş devam edebilir. Bunu durdurmanın tek yöntemi elimizdeki silah olan 2022’nin ocak, şubat, mart aylarında hızlı bir şekilde faiz artışına geçmek zorunda. Geçemezsek bunun nerede duracağını kimsenin bilmesi mümkün değil. Çünkü arz-talep dengesi, insanlar şuan döviz aldı, yükselecek diye önümüzdeki dönemde yine döviz alırlar, döviz alıp talep arttıkça da fiyat yükselir, fiyat yükseldikçe de piyasadaki çalkantı ve sıkıntı devam eder” diye konuştu.

İzlemek için tıklayınız.

Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2021, 16:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER