Prof. Dr. Yıldıran ile Başkan Keçeci'den enflasyon raporu değerlendirmesi

Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci ile Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Yıldıran; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından açıklanan enflasyon raporunu değerlendirdi.

Prof. Dr. Yıldıran ile Başkan Keçeci'den enflasyon raporu değerlendirmesi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), enflasyon raporunu açıkladı.

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, 2022 yıl sonu enflasyon beklentisini geçen rapor dönemine göre 19,6 puanlık artışla yüzde 23,2’den yüzde 42,8’e yükselttiklerini belirtti.

Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Başkan Keçeci, şunları kaydetti: “Bu durumda enflasyonu biraz daha yaşayacağımızı düşünüyorum. Çünkü kendileri de Rusya Ukrayna çatışmasında küresel ekonomiyi emtia ve tedarik zinciri kanalları üzerinden etkilediğini belirtti. Arz ve tedarik sorunları henüz düzelmedi. Dolayısıyla ticaret ortaklarımızla da büyüme rakamları da hep aşağı yönlü güncellendi. Dünyada manşet ve çekirdek enflasyonda yüksek seviyede ulaştı diye başkan ifade ederken; Türkiye ekonomisini de her şeye rağmen katkıyı Türk sanayisinin gerçekleştirdiğini ve hizmetlerden de büyük destek aldığını ifade etti. Ekonomik faaliyetlerde iyileşme eğilimi devam ettiğini söylüyor. O da doğrudur, gerek kapasite kullanma oranımız gerek sanayideki büyüme oranlarımız müspet cereyan ediyor. İlk çeyrek verileri de iktisadi faaliyetteki kompozisyonun iyileşmekte olduğunu zaten TÜİK’in rakamlarından görüyoruz. Yatırım harcamalarında ilginç bir şey söyledi. Yatırım harcamalarının güçlü olduğunu yani Türkiye’de önemli bir yatırım teşebbüsünün Türk sanayisi tarafından heyecanlanıldığını öngördü ve bu nedenle uzun vadeli Türk lirası kredinin mutlaka oluşturulması gerektiğini Merkez Bankası Başkanı olarak önerdi. Bizim için bu önemli. Çünkü biz Türk sanayisinde uzun süredir yatırımlar için orta ve uzun vadede yatırıma dönük finansman bulamıyoruz. Dolayısıyla bu noktada önemli. Önümüzdeki dönemde istihdamında artacağını bu nedenle beklediğini ifade etti. Yani dolayısıyla zaten istihdamda da ufak bir takım iyileşmeler görülüyor doğrusu ve bütün bunlarla birlikte ilginç bir şey daha ifade etti ki, o da doğru. Rusya Ukrayna ihracatımızı düşürdü ama Avrupa Birliği, ihracatı bu eksikliği telafi etti. Bu da ihracattaki artışımızın sebebi oldu. Ne olursa olsun enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle ithalatında ilk çeyrekte çok yüksek olduğunu ve özellikle enerjinin ve hammaddenin ve ithal edilen malzemelerin sanayicinin fiyatlarının çok yüksek olması önemli bir enflasyon sebebi olarak açıkladı ki, doğrudur. Her şeyden önce tabii ki 2022 yıl sonu yüzde 42,18’e çıkarılması 2023 sonunda hala yüzde 12,9 hedeflenmesi, yani demek ki Türkiye’de enflasyon yaşamımızı devam ettireceğimizi görüyoruz. Özellikle biz bunun orta ve uzun vadede alınacak birtakım tedbirlerin de canlı bir şekilde ifade edilmesi iktisadi tedbirlerin dengeli bir şekilde alınmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü enflasyonla yaşamak hem yaşam koşulları açısından hem de sanayici açısından gerçekten zor.”

“ENFLASYON, YAKLAŞIK 8 AYDAN BERİ SÜREKLİ YÜKSELMEKTE”

Merkez Bankası’nın yılsonu hedefini 42,8 olarak açıkladığını ifade eden Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Yıldıran; “Daha sonraki yıllarda da 12,9 ve 8,3 şeklinde de bir hedef belirledi. Merkez Bankası ölçümlerini yaparken teknik bir takım gerekçelerle yapıyor. Bu hesaplamaları yaptığında ithal girdiler, petrol girdisi, gıda fiyatları girdi olarak nasıl etkiler enflasyonu diye bir takım ekonometrik ve matematiksel çalışmalar sonunda bu tahminde bulunuyor. Önceleri biliyorsunuz defalarca üst üste oldu birkaç defa arttı. Hem dünyada hem Türkiye’de yüksek bir enflasyon trendindeydik. Bunun en temel sebebi küresel tedarik zincirinden kaynaklanmakta ülke içerisinde de enflasyon, yaklaşık 8 aydan beri sürekli yükselmekte. Bu tahmin başarılı olabilecek mi açısından bakarsak; ilk yıl için şu an ki duruma göre biraz iyimser diyebiliriz ama gerçekleşme ihtimali var mı? Gerçekleşme ihtimali de bir takım şartlara bağlıdır. Birincisi; şuan yaşamakta olduğumuz Ukrayna krizinin sona ermesi durumunda petrol fiyatlarında bir düşüş ve bu düşüşün ekonomide oluşacak olumlu etkileri enflasyonu etkileyecektir. İkincisi; mevsim itibariyle gıda fiyatları da düşüş mevsimine girdi özellikle haziran, ekim arasındaki dönemde gıda fiyatlarında ciddi anlamda düşüş olabilir. Bu, önemli bir rahatlama unsuru sağlayabilir, enflasyonu düşürebilecek girdilerden biri de budur. Üçüncü bir faktör; para politikasında şuan görülen istikrarlı bir görünüm var. Bunlarla birlikte çok ciddi riskler var. Bu riskler hem ülke içerisindeki bir takım faktörlerden kaynaklanıyor, hem de ülke dışındaki faktörlerden kaynaklanıyor. Nedir bu riskler? Birincisi; Ukrayna Rusya krizi. Burada özellikle bu dönem gıda fiyatlarını etkileyen tedarik süreçlerinin yeniden olumsuz etkilenmesi ki ekim alanlarının daralacağı özellikle buğday tedariki açısından önemli kapasitesi olan bir ülke Ukrayna ve bu şekilde üretime katılamaması özellikle bizim ekonomimiz ve yakın ekonomiler açısından bir tehdit unsurudur. Bu da gıda fiyatlarının aşağı eğilimini olumsuz etkileyebilecek bir faktör. Diğer önemli bir faktör de sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde özellikle doğal gazda yaşanan yine malum kriz nedeniyle yükselişte. Doğal gaz fiyatları yaz aylarına girileceği için kısmen etkisi azalacaktır ama hala bu konu çözülemediği için buradaki fiyat beklentileri de eylül ayından itibaren yine ciddi endişelere sebep olabilir. Türkiye’nin iç faktörleri açısından baktığımızda da uzun süredir, özellikle son 3 yıldır enflasyon hedeflemesinde ki hedeflerin gerçekleşmemesi gibi ya da enflasyon hedefinin gerçekçilikten uzaklaşmaya başlaması gibi bir sorun var. Bu ne gibi bir soruna sebep oluyor? Beklentilerin bozulması özel sektör davranışlarını fiyatların artışı yönünde etkiliyor. Bu beklentilerin bozulması ekonomide uzun dönemde enflasyona karşı direnci arttırabilecek en büyük faktör.

“HEDEFLERİN TUTTURULMASINDA RİSKLERİN DAHA FAZLA OLDUĞU GÖRÜLÜYOR”

Prof. Dr. Yıldıran, şunları kaydetti: “Zaten iktisatta meşhur bir söz var. Keynes’e ait olan; ‘Fiyatlar yukarı doğru hızla yükselirken, aşağı doğru yapışkandır’ sözü ki fiyatlar aşağı doğru inmesi çok kolay olmaz bu anlamda. Onun için dirençler bu noktadadır ama bir takım avantajlı yönlerden de bahsedebiliriz. Bu özellikle ilk yıl hedefinden çok 2023 ve 2024 hedeflerinin daha iyimser ele alındığı kanaatindeyim. Çünkü yüzde 12’ler ve yüzde 8’ler seviyesine bu kadar kısa sürede inilmesi çok söz konusu olmayabilir. Şu yüzden olmayabilir; tedarik zinciri problemleri dünyada da çözülmüş değil. Bu tedarik zinciri sorunları çözülmeden maliyet tabanlı enflasyonun geriye gidişi bu kadar hızlı olmayabilir. Bizim üretici fiyatları endeksimiz yüzde 100’ün üzerinde dolayısıyla buradaki baskının 1-1,5 yıl içerisinde çok mümkün olmayabilir. Buradaki hedeflerin gerçekleşmesi bu anlamda oldukça risklerin iyimser algılandığı kanaatindeyim. Öyle görünüyor ama gerçekleşmesi ihtimali düşük de olsa bazı şartlara bağlı olarak mümkün. Önümüzdeki yıl için Türkiye hedefinin gerçekleşmesindeki en büyük sorunlardan bir tanesi artık seçim sath-ı mailine girmiş olmamız dolayısıyla buradaki ekonomiyle ilgili beklentilerde özel sektör davranışları ve diğer davranışlar farklılaşabilir. Bu da fiyatlara karşı direnci arttıracak. Yine ülke içerisindeki petrol gibi ürünlerde talep hızının düşmesi durumunda fiyatlar gerileyebilir ama bunun olması ekonomide durgunluk anlamına gelir. Dolayısıyla bu yönde bir şey istenmeyeceği için petrol fiyatlarının da bu krizle birlikte aşağı inimi ile ilgili konular çok hızlı gerçekleşmeyebilir. Dolayısıyla hedeflerin tutturulmasında risklerin daha fazla olduğu görülüyor diyebilirim.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER