Yeminli Mali Müşavir İzzet Özer, faiz kararını DRT'ye değerlendirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faizini yüzde 14'te sabit tutmasını değerlendiren Yeminli Mali Müşavir İzzet Özer, “Merkez Bankası, 21 Ekim 2021’de yapması gerekeni bugün yaptı. Yapılması gereken zaten faizin sabit bırakılmasıydı ya da birazcık arttırılmasıydı” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14'te sabit bıraktı. Yeminli Mali Müşavir İzzet Özer, DRT ve Denizli Gazetesi’ne TCMB’nin aldığı kararı değerlendirdi. Özer; “Merkez Bankası, 21 Ekim 2021’de yapması gerekeni bugün yaptı. 21 Ekim 2021’de faizler 18’iken 16’ya indirince, ortalık alt üst oldu ve iki aylık sıkıntılı bir süreç yaşadık. Bu sürecin sonunda da yapılması gereken zaten faizin sabit bırakılmasıydı ya da birazcık arttırılmasıydı. İstikrarı sağlamak istiyorsak, dünyadaki tüm merkez bankalarının yaptığı gibi bizim ülkemizin merkez bankasının yapması gereken bu tür süreçlerde faizi yükseltmektir. Gerçi Merkez Bankası’yla birlikte Bakanlık ‘Dövize Endeksli Mevduat Hesabı’ açıklaması yaptı ama o da ileride Hazine’ye zarar verecek bir işlem ve çok sağlıklı değil. Bu nedenle en etkin yöntem faiz yöntemidir. Bugün de o faiz yöntemini seçerek, sabit bırakarak ileri süreçte olacak dalgalanmayı engellemiş oldu. Enflasyon oranında pozitif bir faiz vermezseniz kimse mevduata para yatırmaz. Mevduat sahipleri enflasyondan korunmak için kendi ellerindeki paralarını enflasyondan korunabilecek diğer enstrümanlara yatırır. Örneğin; bizim ülkemizde olduğu gibi dövize, altına ya da gayrimenkule yatırır. Bu sefer de yatırımcının sıkıntısı başlar. Çünkü yatırımcının şuan tek derdi var; ulaşılabilir bir kaynak ileride önünü görüp yatırım yapabilmesi içinde maliyeti düşük finansman kaynaklarıdır. Ülkemizde faiz oranları yüksek olursa ya da kişiler TL mevduata faiz yatırmazlarsa kaynak bulamazsın. Bu sefer yatırımcı yatırım yapamaz, yatırım olmayınca üretim olmaz, istihdam düşer, ihracat azalır ve bu zincirleme gider” dedi.

“DÖVİZ FİYATLARINI STABİLİZE TUTACAK"

Merkez Bankası’nın açıkladığı kararın, döviz fiyatlarını stabilize tutacağını ifade eden Özer, şunları kaydetti: “Merkez Bankası’nın bu kararı, döviz fiyatlarını stabilize tutacak veya bir puan ya da 1 lira gibi bir değerde aşağıya çekecektir. Tabii ki bu iş bir güven meselesi. Yani bu ay arttırılmadı, sabit tutuldu ama şubat ayında, mart ayında ne olacak? İnsanlar önünü göremediği için kimsenin şuan elindeki dövizi bozdurup mevduata gitme yönünde çok fazla meyilli olmadığı görülüyor. Çünkü henüz daha yapılan mevduat hesaplarında açıklandığı kadarıyla çok fazla bir mekan yok. Öyle olunca da önümüzdeki süreçte biraz daha güven, daha inandırıcı ve ileriye dönük politikalar uygulanırsa istikrarı daha çabuk yakalamış oluruz. Tabii cari açıklarımız, ödemelerimiz var. Hazine’nin kaynakları azalacak, akaryakıt fiyatlarının yükselmesi, hammadde fiyatlarının yükselmesiyle birlikte ihracatta da sıkıntılar olabilir. Çünkü elektrik ve doğalgaza gelen zamlar sanayicinin canını yaktı, karşısına çok yüksek maliyetler çıktı.”

“DÖVİZ FİYATLARINDAN YÜZDE 50'LERE YAKIN BİR ENFLASYON OLUŞTU"

Türkiye’deki enflasyonun sadece talebe dayalı bir enflasyon olmadığını ifade eden Özer, “Enflasyon nasıldır? Bir malın talebi artar, talep artınca da arz yetersiz gelir fiyatlar yükselir enflasyon oluşur. Ülkemizdeki enflasyonun oluşması ithal hammaddeye dayalı bir ülke olduğumuz için yani ihracatımızın çoğunun ithal hammadde ağırlıklı olduğu için ya da ülkemizdeki üretim miktarı düşük olduğu için, bazı mallar ithal edildiğinden dolayı dövizdeki hareketlilik enflasyonu etkiliyor. Dolar ekimde 8 buçuk lirayken bugün 13 buçuk lira olmuş. Hammadde fiyatları yükselince bizim ithal ettiğimiz akaryakıt fiyatları yükseliyor, o yükselince doğalgazı etkiliyor. Doğalgaz enerji üretimini etkiledi, silsile yoluyla müthiş bir artış oldu. Yüzde 100’e yakın artan döviz fiyatlarından yüzde 50’lere yakın bir enflasyon oluştu. Bu oluşan enflasyonun sonucunda da ister istemez çalışanlar, emekliler, dar gelirliler ve küçük esnaf sıkıntı çekecek. Bunun sonucu ihracatı da etkileyecek. Çünkü maliyetler yükselince mal satmada rekabet gücü ortaya çıkacak. Rekabet edemez hale gelirsek satışımız da düşer. Ancak döviz fiyatlarının yüksekliği ihracatı arttıracak ama dövizle birlikte hammadde ve maliyetler yükselince dövizin ihracatı arttırıcı etkisi istenildiği gibi fayda sağlayamayacak. Şuan yanlış bir politika uygulanmıyor ama yanlış zamanda uygulanıyor. Bunun 2003-2004’te petrol fiyatları varili 30 dolarken, dünyada bol para varken ülkemizde de düşük kur yüksek faiz varken yapılması gerekiyordu. O zaman çok daha başarılı olurdu ama şimdi ters bir dönemde olunca üstelik dünyadaki bir sıkıntıyla birlikte olunca baya sıkıntılar çektik ve çekmeye de devam ederiz. Ancak stabilize tutabilirsek doları, 5-6 ay gibi bir süre, yine de sıkıntı sonuçta çünkü enflasyon oranında kur artışı olmazsa bu sefer de ihracatçı sıkıntı çekmeye başlıyor. Burada bir kısır döngü oluyor ve sıkıntılı bir süreç” dedi.

Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2022, 15:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER