FAİZ DÜŞTÜ, ASGARİ ÜCRET ARTTI, PEKİ NE OLDU?

Bir ülkenin merkezi hükümetinin belirli bir dönemde yapmış olduğu veya planladığı harcamalar ile elde etmiş olduğu veya planladığı gelirler arasındaki fark gerçekleşen veya planlanan bütçe dengesi olarak ifade edilir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre bütçe Kasım ayında 32 milyar lira fazla verdi. Kasım ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 135,8 milyar lira, bütçe gelirleri 167,8 milyar lira oldu. Yapılandırmadan elde edilen gelir ise 53,2 milyar lira oldu.

PEKİ BU DURUM NE ANLAMA GELİR?

Bütçenin fazla vermesi durumunda bu fazlalıklar borçlanma ihtiyacının azalmasına neden olur. Bu durumda olmak, genellikle olumlu olarak ekonominin sağlıklı ilerlediğinin bir işareti olarak görülür. Bütçe fazlasının ortaya çıktığı bu dönemde faiz ödemelerini azaltmak için borç anaparasını ödemek için bütçe fazlası kullanılabilir. Devamında ise cari işlemler ülkenin mal ve hizmet ihracat ve ithalatını gösterir. Bu fark pozitif değer ise ticaret fazlası söz konusudur. Cari işlemler dengesi son 3 yılın ardından 3.16 milyar dolar fazla vermesi iyileşmeyi göstermektedir. Cari dengenin fazla vermesi demek bir ülkenin gelirler ile cari transferler toplamının giderlerinden büyük olması anlamına gelir. Aynı zamanda ülkenin döviz birikimi olduğu ve dış ticaret açığının daralması ve dengeye de işaret eder. Yani cari fazlası olan bir ülkenin diğer ülkelere yatırım yapmak için kullanabileceği fazla döviz sahipliği söz konusu demektir. Cari hesap genellikle döngüseldir. Bir bakarız bir anda cari işlemler açığında bir artış görürüz, çünkü tüketici harcamaları artmıştır. Bu da ithalatta artışa yol açar. Bu kez işsizlik düşerken, enflasyon artar. Ancak durgunluk halinde tüketici harcamaları ithalat ve enflasyonun düşmesine yol açarken cari hesapta iyileşmeye neden olur. Bu durum durgunluktan kaynaklandığı için bu kez de işsizliğin artmasına neden olur.

                                                                       ****

Konut satışlarına ayrı bir paragraf açarsak; satışlarda %50’nin üzerinde artış meydana geldiğini görüyoruz. Konut paranın değerini korumada yatırım aracı olduğunun göstergesi denilebilir. Kasım ayı ve Aralık ilk haftasındaki döviz/TL makasındaki TL aleyhine gelişmeler konut sahipliğine ekstra bir hareket getirdi. Fakat inşaat maliyetlerindeki artışlar yapılan yatırımların azalacağını gösterir. Yatırımların azalması istihdamın da azalacağı anlamına gelir.

Son olarak küresel ekonomiyi 2022’de Kovid-19 sürecinin hala devam etmesi ve ne zaman biteceğinin bilinmemesi olumsuz sonuçları beraberinde getirecektir. Kovid-19 varyantları,  merkez bankalarının arz talep dengesizliklerinin devam etmesi risk altında olduğunu gösteriyor. Peki Türkiye’yi 2022’de nasıl bir süreç bekliyor? Geçtiğimiz dönemlerde sıkıntılı süreçler yaşadık. Ancak güçlü sağlık sistemi ve sağlık çalışanlarının gayretleriyle inişli çıkışlı olsa da büyümeyi başardık diyebiliriz.

Merkez Bankası 2021 son faiz kararında da indirime gitti. Bir kesim, FED’in faizi sabit tutması sonrası merkez bankamızın da sabit tutabileceğini, kur dalgalanmasında bir nefes bırakacağını düşünüyordu, ama merkez bankası indirim yönündeki kararlılığa devam etti. Dolar 15.50’yi altın gramı 880’i geçti. Açıklamasındaki 2022 ilk üç çeyreğinde faize dokunmayacağı sadece izleyeceği yönündeki şeffaf tutum iyi oldu. Artık 2022 mart sonuna kadar döviz ve altın cephesinde bir stabilizasyon bekleyebiliriz. Anlaşıldı ki cari fazla ile büyüme politikası indirilmiş faizle sürdürülebilir kılınmaya çalışılacak. Bu arada merkez bankası her türlü aracını kullanarak yatmak üzere alınacak döviz talebini durdurmalı.

                                                           ***

Asgari ücret son 50 yılın en yüksek seviyeli artışına sahne oldu. 4.253 TL. İstihdam edilen kesimin önemli kısmının asgari ücretle çalıştığı düşünülürse önemli bir kesime ciddi bir destek olarak algılanmalı. Gelir vergisi ve Damga vergisinin kaldırılması da çok isabet oldu çünkü bu ücret adı üzerinde asgari ücret, vergilendirilmemesi gereken bir ücret. Devletin gelir vergisi tahsilatının önemli kısmını ücretlerden kaynakta kesinti suretiyle elde ediyor olmasına rağmen fedakarlık yapıp asgari ücretteki vergileri kaldırması bence çok önemli. İşverenleri de burada alkışlamak gerekecek, çünkü onlar açısından bir maliyet de getiriyor. Ev sahiplerinden kiraları artırmama, taze ve kuru gıda satanlardan da buralarda yaşanan artışlardan etkilenip zam yapmama yönünde anlayış beklemek de hakkımız. Hükümetin artık bu artış sonrası birbirine çok yaklaşan uzman meslek maaşlarında da düzenleme yapması elzem hale gelecek.

YORUM EKLE