7 ASIRLIK NİKFER BEZİNİN SON USTASI

Yaklaşık 7 asırlık geçmişe sahip Nikfer bezinin bilinen son dokuma ustalarından Ümmühan Apalı, bu geleneği annesinden kalma tahta tezgahında yaşatıyor.

7 ASIRLIK NİKFER BEZİNİN SON USTASI
banner22

Bir dönem Tavas İlçesi’nde yaşayan halkın en önemli gelir kaynağı olan ve yüzde 100 pamuğun işlenmesiyle üretilen Nikfer bezi, gelişen teknolojiye bağlı ortaya çıkan yeni ürünlere rağmen zamana karşı mücadele veriyor. Nikfer bezi dokumacılığında, pamuktan sonraki bütün işlemlerin tek bir ustanın elinden çıkması dikkati çekiyor. Yörede elbise, gömlek, bel kuşağı ve şapka yapımında kullanılan Nikfer bezi, uzunca bir dönem her evin altında kurulan tezgahlarda üretildi. Islandıkça sağlamlığının artmasıyla tercih edilen ürün, bir dönem belediye olan ve adını da bu bezden alan Nikfer Mahallesi'nin markası olarak tanınıyor.

YAPIMI 1300’LÜ YILLARDA BAŞLADI
Bazı tarihçiler, Nikfer bezi dokumacılığının 1300'lü yıllarda bölgenin yerleşim yeri haline gelmesiyle başladığını belirtiyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın 1521'de Rodos Seferi’nde 3 gün dinlendiği Yoran Yaylaları'nda sağlam ve dayanıklı olması nedeniyle gemilerin yelkenlerinde kullanmak için metrelerce Nikfer bezi aldığı da rivayet ediliyor. Yine İtalya'ya zeytin ihracatının yapıldığı 16. ve 18. yüzyılda daha dayanıklı olduğu için Nikfer bezinden yapılan çuvalların kullanıldığı anlatılıyor.

“10 YAŞINDA TEZGAHA OTURDUM”
Yüzyıllardır süregelen bu geleneğin son temsilcilerinden 78 yaşındaki Apalı, annesinden miras kalan tahta tezgahın başında 68 yıldır üretim yapıyor. Apalı, 10 yaşında oturduğu tezgahın başında bez dokumaya devam ettiğini söyledi. Nikfer bezi ustasının pek kalmadığını belirten Apalı, “Ben de yaşlandım artık. Annem babam bu işle geçimini sağladı. Önce çıkrıkta iplik sarmaya başladım. Ardından da tezgahta dokuma yapmaya devam ettim” dedi.

“BU BEZ ARTIK ANTİKA OLDU”
Günde 6 saat tezgah başında vakit geçirdiğini anlatan Apalı, şöyle konuştu: “Nikfer'e gelen yabancılar yanıma uğramadan gitmez. Bu bezi çok merak ediyorlar. Ben de onlara 'hatıra olsun' diye dokuyor gönderiyorum. Dokuduklarımı büyüklüğüne göre 10 ila 100 Lira arasında satıyorum. Bu bez artık antika oldu. Gençlere öğretmek istiyorum ama öğrenmiyorlar. Bu bezden yapılan elbiseleri giymek zamanında çok lükstü. Büyüklerimiz daha çok bel kuşağı olarak kullanırlardı.”

“GELENEKSEL SANATTAN VAZGEÇMİYORUM”
Geleneksel sanattan vazgeçemediğini belirten Apalı, çalışırken eski günleri hatırladığını ayrıca vücudunun dinçliğini de buna borçlu olduğunu dile getirdi. Apalı'nın oğlu Ali Apalı da annesinin dokuduklarını kendine ait mağazada sattığını söyledi. (AA)

Güncelleme Tarihi: 19 Eylül 2018, 18:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER