“Bizim yararlanabileceğimiz argüman; güneş enerjisidir”

DRT ekranlarında yayınlanan ‘Güne Bakış’ programında Enerjide dışa bağımlılığına azaltmak için yapılması gerekenler hakkında konuşan Denizli Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Başkanı İbrahim Şenel; “Biz, toprak altındaki enerji kaynakları anlamında oldukça fakir bir ülkeyiz. Bizim, sürdürülebilir enerji kaynakları anlamında yararlanabileceğimiz ve gelecek kuşaklara daha temiz bir dünya bırakmak adına kullanabileceğimiz argüman da bizim güneş enerjisidir” dedi.

Denizli Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği (DESİAD) Başkanı İbrahim Şenel, DRT ekranlarında yayınlanan ve Can su Karacık Yazıcı tarafından hazırlanıp sunulan ‘Güne Bakış Programı’nın canlı yayın konuğu oldu. İlk olarak sanayicilerin sorunları hakkında konuşan Başkan Şenel, şunları söyledi: “Sussam gönül razı değil, konuşsam kelimeler yetmeyecek. Denizli’nin girişimcisi devletten bir şey beklemez. Denizli’ye baktığınızda devlet yatırımı, kamu yatırımı yok. Neredeyse tamamı özel sektör, aile şirketleridir. Denizli,  ciddi bir KOBİ dinamizmi olan bir kenttir. Aslında biz üretmek için birilerinden bir destek beklemiyoruz. Gölge etmesinler, başka ihsan istemiyoruz. Dolayısıyla bizim üretim yapmak, katma değer oluşturmak, kentin, bölgenin ve ülkenin ekonomisine bir kıymet kazandırabilmemiz için yaptığımız tek şey; kendi imkanlarımızla üretmek ve çalışmaktır. ‘Üretim’ dediğimiz şeyin en önemli etkenlerin başında enerji maliyetlerimiz var. Biz bırakın enerjinin maliyetini, harcayacak enerji bulamıyor isek; neyi üreteceğiz, nasıl bir katma değer sağlayacağız? Bulduğumuz enerjinin maliyeti, öngörülebilir maliyetlerimizin çok üzerine çıkıyor ise biz, yapmış olduğumuz üretimden bu kente ve bu bölgeye nasıl bir katma değer sağlayacağız? Yani biz üretmeliyiz, ürettiğimizin hakkını almalıyız ki bu ülkenin ekonomisine bir katkımız olsun. Şu anda Denizli’deki sanayici, üretici, tüccar, esnafın harcadığı elektriğin faturası, ödediği kiranın üstünde. Biz bütün üretim katmanlarımızın sadece ayakta kalmasına imkan verecek bir enerji politikası yürütüyorsak, burada bir hata var. Buna yönelik çok şey söylenebilir. Biz, çok yüksek elektrik faturalarından, doğal gaz kısıtlamalarından müthiş zararlar ettik. Sanayi Odası Başkanımızın yaklaşık 100-150 milyon liralık bir zarara sebep olduğuna dair bir açıklaması oldu.”

“Hepimiz aynı gemideyiz, bundan hepimiz etkileniyoruz”

Yaşanan enerji kısıtlamasının yeni zamların habercisi olabileceğinden söz eden Başkan Şenel, “Yarın biz başka bir enerji problemi veya başka enerji problemiyle tetiklenen başka maliyetler veya zamlarla uyanabiliriz. 3 ay boyunca hiçbir şey de olmayabilir. Zaten problemimiz bu. Bizim bütün üretim katmanlarındaki dert şu; ihracat yapan sanayici de tost satan dükkan da 1 ay sonra ürettiği, sattığı malın ona neye mal olacağını bilmiyor. Önünü göremiyor. Zam gelebilir, gelmeyebilir de. Ben gayrimenkul sektöründeyim, inşaat yapıyorum. Bir arsayı alıp o arsanın üzerine bir bina oluşturup, onu satarak para kazanan biriyim. 10 liraya arsayı aldım. Ben malı oluşturup sattığım gün, bu arsanın maliyeti ne olacak? Ben bu malı üretmeye başlıyorum. Ben bunu şimdi satmak istesem, bir rakam vermek zorundayım. Ben üretimimi tamamladığım gün, bugün sattığım rakamın çok üstünde bir maliyetle sonuçlandırabilirim. Yani eriyoruz. Gayrimenkulde hedef; ben bu malı satıyorsam, bunun yerine yenisini koyabilmeliyim. Para kazanmak aslında bu. Fakat ben bu malı satıp, kağıt üzerinde para kazandığımı zannederek, bu malın yerine yenisini koyamıyorsam, bu aslında bir ilerleme değildir. Bu sürdürülebilir değil. Bu, geçici aksiyon alma yöntemidir. Hepimiz aynı gemideyiz, bundan hepimiz etkileniyoruz. Kimisi milyon dolarla etkileniyor, kimisi 3-5 milyon lirayla etkileniyor. Herkesin kendi alanına göre etki alanı var, herkesin canı eşit miktarda yanıyor” diye konuştu.

Ukrayna-Rusya krizi

Ukrayna-Rusya krizine dair de konuşan Başkan Şenel, şu ifadelere yer verdi: “Avrupa ve Türkiye’nin doğal gazı büyük miktarda bu coğrafyadan geliyor. Doğal gazımızın yüzde 15’ini aldığımız İran ile geçtiğimiz aylarda yaşadığımız doğal gaz sıkıntısı sanayicimize nelere mal oldu. Yanlış bilmiyorsam biz, doğal gazın yüzde 15’ini İran’dan kalanını ise Rusya’dan alıyoruz. Kapımıza böyle bir sıkıntı gerçekleştiğinde ne olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Avrupa Birliği ülkelerinin bu krizde Rusya’ya çok dişlerini gösterememesinin sebebi, Almanya’nın ‘Biz Ukrayna’ya silah yardımı yapmayacağız’ açıklamasının altındaki temel neden, ülkelerin petrol ve doğal gazın büyük kısmını Rusya’dan alıyor olmasıdır. Bütün bu dış ekonomik şartlarda zaten çok kırılgan olan yapımızın zarar görmesinden korkuyoruz.”

“Yararlanabileceğimiz argüman; güneş enerjisidir”

Enerjide dışa bağımlılığına azaltmak için yapılması gerekenlere ilişkin de konuşan Başkan Şenel, “Biz, toprak altındaki enerji kaynakları anlamında oldukça fakir bir ülkeyiz. Bizim doğal gazımız ve petrolümüz, yakın coğrafyamız kadar zengin değil. Bizim, güneş enerjisi gibi ekstra o ülkelerde olduğu gibi olmayacak bir kaynağımız var. Bizim, sürdürülebilir enerji kaynakları anlamında yararlanabileceğimiz ve gelecek kuşaklara daha temiz bir dünya bırakmak adına kullanabileceğimiz argüman da bizim güneş enerjisidir. Türkiye’nin bu anlamda tekrar bir enerji politikasını oluşturmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Sanayicimiz, kendi elektrik ihtiyacını karşılamak için işletmelerinin çatısına güneş panelleri koyuyor. Şu anda böyle bir yaygın uygulama var. Çok da mantıklı. Çok kısa sürede enerji maliyetlerini amorti edebilecek bir imkan sunuyor. Bunun bireysel, çatı çatı bir sistem olmaktan çıkarılması lazım. Türkiye böyle şeylerde genellikle aynı hataları yapıyor. Geçtiğimiz yıllarda ‘Kentsel dönüşüm’ çıktı. Kentsel dönüşümün mantığı; kentlerdeki çürük, depreme dayanıksız yapıların ayıklanması ve bunların daha yeni teknoloji ile elde edilmiş, depreme dayanıklı binalara dönüşmesidir. Yani buradaki amaç, bir doku yenileme idi. Fakat bu; bölgesel olarak ele alınmadı, parsel ve bina bazında yenilemeye döndü. Ama bunun adına ‘Kentsel dönüşüm’ demiştik. Biz, kentsel dönüşüm yapmadık, parsel ve bina bazında dönüşüm yaptık. Bizim daha bütüncül problemlerimizi, daha tekil çözümlerle halletmek gibi bir hastalığımız var. Bundan sonuç alamayız. Enerji ile sıkıntı yaşayıp da genel bir enerji politikasından söz edip, hala sanayicinin, işletmenin çatısına güneş paneli kurarak bu sorunun çözmesini bekliyorsak burada da aynı yanlışı tekrarlıyoruz. Derhal bölgesel olarak bir enerji politikası ortaya koymamız lazım. Sanayici veya üreticiler kendi imkanlarıyla yapıyor. Bence Türkiye’nin önüne konası gereken birincil meselenin bu anlamda bir enerji politikası oluşturması gerektiğidir. Kaynağı dışarıda olan enerji ile kaynağı dışarıda olan ideoloji, topluma yarar sağlamıyor.”

“Yeşil mutabakat önemli bir konu”

Yeşil mutabakata ilişkin de konuşan Başkan Şenel; “Yeşil mutabakat, bizim Avrupa Birliği ile imzalamış olduğumuz bir süreç. Yeşil mutabakatın hedefi; endüstri devriminden bugüne atmosferdeki karbon miktarı ve dünyanın karbon miktarının arttırıcı sebebi ile dünya sıcaklığının artması, gelecek için bir takım felaket senaryoları yazmamıza sebep oluyor. Buna karşılık olarak insanlığın tedbir alması gerekiyor. Karbon salınımın, su tüketiminin ve temiz enerjini odağımızda olması gereken bir üretim prosesini ortaya koymamız lazım. Biz yıllar önce su ve karbon ayak izine bakmıyorduk. Yeşil mutabakat önemli bir konu. Türkiye yeşil mutabakata imza attı. 2030’a kadar bütün sistemlerini buna dönüştürmek zorunda. Aslında bu bir bilinç meselesi. Örneğin ben yaptığım iş itibariyle yeşil mutabakatı çok içselleştirme ihtiyacı duymayacağım ama bundan haberdar olduğumda; evimde kullandığım su, ofisimdeki kapatmadığım bilgisayar benim açımdan bir problem haline gelecek. Ben bunun bir sorun olduğunu bileceğim. Bu duyarlılığı anaokullarına kadar yaymamız lazım” şeklinde konuştu.

Ara Eleman Çalıştayı

DESİAD ile Pamukkale Üniversitesi işbirliğinde yapılması planlanan ‘Ara Eleman Çalıştayı’na ilişkin açıklama yapan Başkan Şenel, şunları kaydetti: “Bizim Pamukkale Üniversitesi ile yürüttüğümüz çok önemli ve önemsediğimiz bir çalışma. Bu, ‘ara eleman’ dediğimiz kavrama yönelik ortaya koyduğumuz, Pamukkale Üniversitesi’nin de çok ciddi bir işbirliği içerisinde olduğu Rektör Yardımcımız Necip Hocamızın da isim babası olduğu bir çalışmadı. Artık, ‘Ara eleman’ değil, ‘Aranan eleman’ diyoruz. Bunun özeti; bütün sanayi ve üretim alanlarımızın, ticaret hayatımızın ihtiyacı olduğu bir takım kadrolar var. Bu sistemin ana besleyicisi meslek yüksekokulları olmalı. Meslek yüksekokulları 2 yıllık okullardır. Biz üniversite ile üyelerimize soralım; ‘Sizin ne tarzda bir eleman profiline ihtiyacınız var? Siz kimi istiyorsunuz?’ Çünkü billboardlara ilan verilecek hale geldi. Bu tarz elemanların sayısı gittikçe azaldığından mıdır yoksa insanlar heves mi etmiyor bilmiyorum, piyasada müthiş bir açık var. Biz bunu soralım. Biz bunun için bir anket düzenledik, üyelerimize gönderdik. Geçtiğimiz günlerde ön toplantıları yapıldı. Bu anketten gelecek sonuçlara göre; meslek yüksekokullarında müfredat yapılacaksa müfredat düzenlemesi, ikinci olarak 2 yıllık eğitimlerinin 1 yılını veya en az bir dönemini sahada yapacak şekilde staj imkanı sağlamak. Yani pratikle teoriyi birlikte değerlendirilebilecek ve iş dünyasının ihtiyacı her neyse o alanda bir müfredat hazırlanacak şekilde düzenlenecek bir eğitim yöntemi ve buradaki mezunların, mezun olduklarında belki de işlerinin hazır olmasını sağlanacağı bir ortam. Temeldeki hedefimiz bu. Bunun çalışmalarını yürütüyoruz.”

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2022, 13:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER