'BUNDAN SONRA İLLER VE İLÇELER İÇİN 2016 VE 2017 YILLARINI HESAPLAYACAĞIZ'

'BUNDAN SONRA İLLER VE İLÇELER İÇİN 2016 VE 2017 YILLARINI HESAPLAYACAĞIZ'

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Öğretim Görevlileri; Prof. Dr. Ensar Yeşilyurt ve Prof. Dr. Oğuz Karadeniz başkanlığında ve  Atalay Çağlar, Ferda Esin Gülel, Filiz Yeşilyurt, Hülya Karadeniz ve Sinem Pınar Kangallı-Uyar’ın da desteklediği bir grup; yapıkları araştırmayla Türkiye’deki okullaşmanın fotoğrafını çıkardı. Araştırmanın detayları hakkında bilgiler veren PAÜİktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ensar Yeşilyurt, “Bundan sonraki aşamada hem illere hem de ilçeler için 2016 ve 2017 yıllarını hesaplayacağız” dedi.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Öğretim Görevlileri; Prof. Dr. Ensar Yeşilyurt ve Prof. Dr. Oğuz Karadeniz başkanlığında ve  Atalay Çağlar, Ferda Esin Gülel, Filiz Yeşilyurt, Hülya Karadeniz ve Sinem Pınar Kangallı-Uyar’ın da desteklediği bir grup; Türkiye’nin ilçelerinde 25 yaş üzeri kişilerin eğitim düzeyleri ve kaç yıl eğitim aldığı yönünde kapsamlı bir çalışmaya imza attı.PAÜİİBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ensar Yeşilyurt, Araştırmanın bir sonraki aşamasının hem illere hem de ilçeler için 2016 ve 2017 yıllarını hesaplayacaklarını bildirdi.

DENİZLİ GAZETESİ: BUNDAN SONRAKİ BU KONUDA NELER ODAKLANACAKSINIZ?
ENSAR YEŞİLYURT: Bundan sonraki aşamada hem illere hem de ilçeler için 2016 ve 2017 yıllarını hesaplayacağız. Ayrıca Türkiye’de ilk defa cinsiyet kırılımlı İnsani Gelişme Endeksini yakında açıklayacağız. Bütün bunlar dışında yakında açıklayacağımız bir diğer veri yaş gruplarına göre ortalama okullaşma yılıdır. Bu da çok önemli çünkü yaş gruplarına göre eğitim zaman içerisinde eğitim sistemindeki gelişimi anlamamıza da katkı sağlayacaktır.

DENİZLİ GAZETESİ: sizin tarımsal kooperatiflere fon oluşturulması konusunda da bir çalışmanız olduğu basına yansıdı, bununla ilgili bilgi verebilir misiniz?

ENSAR YEŞİLYURT: Güney Ege Kalkınma Ajansı 2015 yılında kooperatiflerin sorunları ve çözüm önerileri konusunda bir çalışma başlattı. Bu çalışmayı benimle birlikte Selçuk Burak Haşıloğlu, Hakan Aygören, Atalay Çağlar ve Hacer SimayKaraalp-Orhan yürüttü. Aslından kırsal kalkınmanın motorlarından olan kooperatifler üzerinde hak ettiği kadar durulmamaktadır. Bu vesileyle bu çalışmanın yapılmasını sağlayan Güney Ege Kalkınma Ajansına ve değerli uzman ve çalışanlarına teşekkür ederiz. Bu çalışma sırasında kooperatiflerin finansmana erişim konusunda sıkıntı yaşadığını öğrendik. Kooperatifler kar amaçlı faaliyet göstermedikleri için bilançolarında yüksek kar elde gözükmemektedir. Bu proje tamamlandıktan sonra kooperatiflerin finansmana erişimi konusunda düşünmeye başladık. Konunun taraflarından Tarım İl Müdürlüğünden tarım mühendisleriyle tartıştık ve Hay-Koop Bölge Birliği ile iletişime geçtik. Düşündüğümüz planı onlarında katkısıyla geliştirdik. Bu projeye fakültemizden Selçuk Burak Haşıloğlu, Halil Tunca, Filiz Yeşilyurt ve Hüseyin Koçak katıldı. Hay-Koop Bölge Birliğini temsilen Sayın Mehmet Varol ve dış katılımcı olarak DGRV Türkiye temsilciliğinden Sayın Prof. Dr. Salahattin Kumlu proje eş yürütücüleri oldular. Ayrıca Sayın Prof. Dr. Haluk Levent’te Altınbaş Üniversitesinden katkı sağladı. Bu proje kooperatiflerin finansman sorunun çözümüne bir öneri getirmektedir. Buna göre kooperatifler bilançolarının belirli bir oranını özel hesaplara aktaracaklar, 3 veya 5 yıl veya daha fazla süreyle bloke edilen bu fonlar getiri elde edecektir. Ayrıca tıpkı bireysel emeklilik sistemindeki gibi devletimizin de bu fonlara yüzde 25’lik katkı yapması fonlarda patlama yapmasına yol açabilir. Kooperatifler ise 3 veya 5 yıl sonunda farklı çarpanlarla (örneğin 3 yıl için 3 kat gibi) kredi kullanabilecekler. Aslında bu sistemin güzelliği kooperatiflerin kendi kendini finanse etmesidir. Çünkü süre sonunda kooperatifler en az yüzde 30’dan daha fazla nakit teminat ile fon kullanacaklardır. Bütün taraflar bankalar veya bu iş için kurulmuş özel şirketler, devletimiz, kooperatiflerin hepsi kazançlı olacaklalardır. Hesaplarımıza göre bütün kooperatifler bu sisteme binde beşlik ciro paylarıyla katılırlarsa 5 yıl sonunda oluşacak fonun en 1-2 milyar dolar arasında olacağını düşünüyoruz. Bu fon ülkedeki kredi ihtiyacı için kullanılacağı için döviz ve faiz üzerinde bile olumlu etkilerinin olacağını düşünüyoruz. Tam bir kazan kazan sistemi gibi gözüküyor. Elbette bu bir öneridir. Hayata geçmesi kanunlaşmasına bağlıdır ve tabii ki hükümetimizin ve yüce meclisimizin takdirindedir. 

 

MUHAMMET KARAÇAY- DOĞAN AKŞİT

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner212

banner211