Chirpy’de hedef: İhracatı arttırmak

2004 yılında Denizli’de Mehmet Karet tarafından ‘Eren Terlik’ olarak kurulan ve 2012 yılında eşi Gökçe Karet’in de sürece dahil olmasıyla ‘Chirpy’ ismini alan firmanın hedefi; şuan da yüzde 5 olan ihracatı arttırmak.

Denizli’de, 2004 yılında Mehmet Karet tarafından ‘Eren Terlik’ adıyla kurulan Chirpy’de, 2012 yılında eşi Gökçe Karet de bu sürece dahil oldu. Ardından panduf, ev terliği, ev ayakkabısı ve peluş grup üretimine hız veren firma, şu anda ürünlerinin yaklaşık yüzde 95’ini iç piyasaya pazarlıyor.

Yaklaşık 10 yıldır ev içi terlik ve ayakkabı üretimi yapan Chirpy’de hedef; şuan da yüzde 5 olan ihracatı arttırmak. ‘Eren Terlik’in 2004 yılında kurulduğunu ifade eden firma Yöneticisi Mehmet Karet; “2012 yılında Chirpy markasıyla ev içi terlik üretmeye başladık. 8 yıl otel terliği ürettik ve son 10 yıldır ev içi terlik ve ayakkabı üretiyoruz. Toplam 120 kişilik bir ekibimiz var. Türkiye’deki kurumsal markalara üretim yapıyoruz. Kapasitemizin yüzde 35’ini kendi Chirpy markamızla satıyoruz, her geçen gün gelişerek devam ediyoruz. Ar-Gemiz hiç bitmiyor, sürekli devam ediyor. Kendimizi bu konuda geliştirmeye çalışıyoruz. Bizim bu sektöre girişimizin de aslında çok ilginç bir hikâyesi var; bir abimiz vardı, yurtdışına otel terliği satıyordu. Biz de o dönemde havlu üretiyorduk. Onunla yollarımız kesişti; ‘Mehmet otel terliği üretiminde sıkıntı yaşıyorum, bunu beraber yapar mıyız?’ dedi. Aslında bu şekilde başladık ve 7-8 yıl ticaretimiz devam etti. Daha sonra da biz ev içi grubuna yönelmeyi tercih ettik. Otel terliği grubu içinde yenilik katabileceğim kalite anlayışımla büyütebileceğimiz bir sektör olmadığında ürün çeşitliliği ve kalite çok önem arz eden ev içi terlik grubuna girmeye karar verdik. Taban kalitesi bizim için çok önemli, içinde kullandığımız sünger kalitesi olarak Türkiye’de ilk kullanan firmalardan bir tanesiyiz. Hatta şunu söyleyebilirim; terlikte ev içi grubunda kalite standartlarını belirleyen firmayız. Kalite bizim için çok önemli. Çünkü müşteri aldığı üründen memnun kalmalı ki devamında da bizim ürünümüzü tercih etsin” dedi.

“KAPASİTEMİZİN YÜZDE 3-5’İ İHRACAT”

İşletmeni entegre bir tesis olduğunu ifade eden Karet; “Tabanı, laminasyonu, kesimi, nakışı bütün birimler, terliğin bütün aşamaları kendi bünyemizde üretiliyor. Dışarıya hiçbir bağımlılığımız yok. Sadece süngeri dışarıdan alıyoruz. Onun haricinde bütün işlemler şirketimizde yapılıyor. Hammadde firmamıza giriyor, paketlenmiş terlik olarak çıkıyor. Şuan da kapasitemizin yüzde 3-5’i ihracat, yüzde 95’i Türkiye içi kurumsallar. Tabii amacımız; ihracatı arttırmak. Haziran ayında dünyaca ünlü en büyük ikinci ayakkabı fuarı olan İtalya Expo Riva Schuh Fuarı’na kendi ürünlerimizle katılımcıyız. Kısmet olursa bundan sonraki süreçte amacımız hep ihracata yönelik çalışmalar yapmak” şeklinde konuştu.

“PANDEMİYİ BÜYÜYEREK ATLATTIK”

Pandemi ilk başladığında çok tedirgin olduklarını ifade eden Karet, şunları aktardı: “İlk 15 gün inanılmaz tedirgin olduk. Etrafımızdaki şirketler kapattığı için biz de kapattık. Daha sonra baktık ki kapatmanın bize hiçbir faydası yok, siparişlerimiz vardı. Bazı firmalar siparişlerini iptal ettiler ama elimizdeki siparişlerle tekrar çalışmaya başladık. Pandemiyi genel anlamda çok iyi atlattık. Biz pandemiyi büyüyerek atlattık. Şuan tabii pandemi bitti ve ülkemizde ekonomik sorunlar görülmeye başladı. Dövizin dalgalanması ile hammadde de ciddi dalgalanmalar var ama bunu da önlem alarak bir şekilde aşıyoruz.”

“DİSNEY LİSANSINA SAHİP OLAN GRUBUZ”

Firmanın Denizli firması olduğunu ve personelin yüzde 90’ının kadın çalışanlardan oluştuğunu ifade eden firmanın diğer yöneticisi Gökçe Karet, şunları söyledi: “Burada 120 kişilik bir ekibimiz var. 6 bin metrekarelik bir alanda tamamen entegre bir üretim parkurunun olduğu ev içi terlik grubu üretiyoruz. Bu gruba eşimle beraber başladık, yaklaşık 8 yıldır tamamen koleksiyon bazlı bu süreci birlikte yönetiyoruz. Tüm koleksiyonu burada kendimiz hazırlıyoruz. koleksiyon sürecimiz; kumaş aşamasından başlıyor, kalıp, taban, süngerlerin kalınlığına kadar burada birebir kendimiz ilgileniyoruz. Ev terliği grubu, her yıl ivme kazanarak büyüyen bir grup. Tüm markaların koleksiyonunu, Eren Terlik olarak biz hazırlıyoruz. Aynı zamanda bu işi belgelerle ve denetimlerle yapan bir üretim parkurumuz var. Türkiye’de Disney lisansına sahip olan tek terlik grubu üreticisiyiz. GRS, FAMA, İSO 45001, İSO 14001, ISO 9001 gibi belgelerimiz mevcut. Bu belgeler sayesinde de güvenilir, ayak sağlığına uygun üretim parkurumuz var. Yılın 12 ayı model hanemiz sürekli çalışıyor. Burada 5 kişilik bir numune ekibimiz var. Numune ekibiyle beraber ben de çalışıyorum. Tasarımlarımızda dünya markalarını tabii ki takip ediyoruz, onlardan feyz alıyoruz. Kullandıkları renkler ve kumaş dokuları, ev içi terlik grubunda uyguluyoruz. ‘Terlik’ denince akla hep aslında otel terliği gibi geliyor ya da kullanılan kumaşların dış giyimde kullanılan kumaşlar olabileceği çok fazla düşünülmüyor ama bizim terlik gruplarımızın bir farkı dış giyimde kullanılan birçok kumaş aynı zamanda terlik kumaşı olarak ta kullanılabiliyor. Burada kendimize ait triko makinelerimiz var. Triko gruplarının desenlerini de kendimiz çalışıyoruz, açıkçası bu çalışmaları ilham gibi düşünebiliriz. Kafamızda belli şeyler şekilleniyor, renkler, dokular, nakış desenleri, bunları daha sonra ürüne dönüştürmüş oluyoruz. Genellikle güncel renkler, modaya hâkim olan dokular, desenler feyz aldığımız konular.”

“EN BÜYÜK HEDEFİMİZ İHRACAT PAZARINDAKİ ORANIMIZI ARTTIRMAK”

Eşi Mehmet Karet ile önceliklerinin iş olduğunun altını çizen Gökçe Karet, şunları söyledi: “İşte olmak bize çok keyif veriyor ve işe gelmiş gibi hissetmiyoruz. Burada çok iyi bir takımımız, üretim ekibimiz, idari personelimiz var. Evden ve yakın çevremizden daha çok iş hayatındayız. Burada bu süreci kolay yönetiyor olmamızın da en büyük avantajı; ikimizin de yeteneklerinin ve sorumlu olduğu alanların birbirinden tamamen ayrı olması ve o alanlara müdahale etmiyoruz. Mehmet Bey firmanın daha çok finans ve satın alma kısmıyla ilgileniyor, hammadde tedariki ve ödeme kısmına bakıyor, ben de firmanın daha çok model, kurumsal müşteri yöneticiliği ve üretim parkuruyla ilgileniyorum. Tabii fabrikada üretim ile ilgili olan alınacak mekanik kısmını tekrar Mehmet Bey ilgileniyor. Aynı odadayız 24 saat sürekli beraberiz ama iş kollarımız birbirinden çok farklı olduğu için ve kendi alanlarımızı, sınırlarımızı iyi bildiğimiz için biz birlikte çalışmanın zorluğundan ziyade faydalarıyla ilerliyoruz. O yüzden keyifli geçiyor. İç pazarda çok kısa sürede hedeflediğimiz noktaya geldik. Bugün üretici ismimiz Türkiye’de çok bilinir ve tercih edilebilir bir konumda. Kalite ve model anlamında yön verebiliyoruz. İnandığımız bir şey var ki kullanmadığımız ve hediye edemediğimiz hiçbir şey üretmiyoruz. Ürünlerimizin her marka için belirli kalite kontrolleri standart yani buradaki uygulamalar, testler her marka için yapılıyor. Bundan da keyif alıyoruz. En büyük hedefimiz ihracat pazarındaki oranımızı arttırmak. Dünyada meydana gelen belirli krizler ortaya çıktı. Biz bunları kendimize nasıl avantaja çevirebiliriz diye düşünüyoruz. Şuan en büyük öngörümüz; ihracat oranımızı arttırmak.”

“KADININ TOPLUMDAKİ YERİNİ DAHA İYİ BİR NOKTAYA TAŞIMAK İSTİYORUZ”

Firma olarak paylaştıkça büyümeden yana olduklarını ifade eden Karet, “Kazandığımız her şeyi paylaşmaktan yanayız. Bu konuda da kendimiz için belirlediğimiz en önemli şey; çocuk ve kadınlarla olan alanlar. Çocuklarla ilgili en çok desteklediğimiz ve içinde olmak istediğimiz projeler, eğitim projeleri. O yüzden firmanın her yıl köy okullarıyla ilgili yaptığı çalışmalar oluyor, tadilatlar ve köy okullarının desteklenmesi gibi bölge ve yerin hiçbir önemi yok. Bizimle iletişim haline geçen tüm okullar, müdürler, öğretmenler bu işe gönül vermiş olan tüm derneklerle beraber okul projelerini yönetiyoruz. Bunun dışında kendi ürünlerimizin onlara ulaşmasını sağlıyoruz. Kadın çalışan sayımızın oranını arttırarak da kadının toplumdaki yerini daha belirgin ve daha iyi bir noktaya taşımak istiyoruz.

Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2022, 15:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER