Demirci; 100 yıl sonra gelen dramatik bir yüzleşme

DRT Denizli Televizyonu’nda ‘Son Yüzyıl’ programının yapıcılığı ve sunuculuğunu yapan Yüksek Mimar Hüsamettin Ataman; 2 ciltlik Son Yüzyıl, 4 ciltlik Tarihin Süzgecinde Anadolu ve Denizli, Denizli’nin Şehirleşmesi ve Yerel Yönetimler kitaplarının ardından şimdi de ‘Demirci’ kitabıyla okurlarının karşısına çıkıyor. Boy Yayın Evi’nden Nisan Ayı başında okurlarıyla buluşacak olan ‘Demirci’ kitabı ile Ataman, Denizli’nin milli mücadele yıllarını kaleme aldı. Bu kitapla Denizli, 100 yıl sonra, tarihindeki bu en önemli olay ile yüzleşecek.

Demirci; 100 yıl sonra gelen dramatik bir yüzleşme
banner92

DRT Denizli Televizyonu’nda ‘Son Yüzyıl’ programının yapıcılığı ve sunuculuğunu yapan Yüksek Mimar Hüsamettin Ataman; 2 ciltlik Son Yüzyıl, 4 ciltlik Tarihin Süzgecinde Anadolu ve Denizli, Denizli’nin Şehirleşmesi ve Yerel Yönetimler kipaplarının ardından ‘Demirci’ kitabıyla okurlarının karşısına çıkacak. Boy Yayın Evi’nden Nisan Ayı başında okurlarıyla buluşacak olan ‘Demirci’ kitabı ile Ataman, Denizli’nin milli mücadele yıllarını kamele aldı. Bu kitapla Denizli, 100 yıl sonra, tarihindeki bu en önemli olay ile yüzleşecek.

“…Sonra eğildi. Gözleri oyularak öldürülmüş Sökeli Ali Efe’nin kanlı yüzünü bir evlat yanağı sever gibi okşadı. Ve sonra doğrulup etrafına bakındığı zaman, Demirci Mehmet Efe’nin yüzüne bakıp da irkilmeyen kalmadı. Zira Efe’nin yüzü artık akılla bütün ilişkileri kesilmiş bir başın olanca cinnetiyle kararmıştı.

-Yakacam Denizli’yi, diye haykırdı.

-Yakacam. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmayacak buralarda.

Bu, en yumuşak insanları bile sadistleştiren müthiş öfkenin ender rastlanan tepkisi idi. Tıpkı, esrarkeş yobazlar, Kubilay’ına kıydıkları zaman, ‘Menemen’i yakacağım’ diye haykırmış olan Mustafa Kemal’in öfkesi gibi”.

İzmir işgal edildikten sonra Anadolu’da ilk direniş ateşi, Müftü Ahmet Hulusi Efendi önderliğinde, Denizli’de yakıldı. Heyeti Milliye’nin kurulması, Kuvayı Milliye’nin vücut bulması, işgalci ordulara karşı silahlı mücadelenin geliştirilmesi yönünde en ilerici hamleler hep Denizli kaynaklıdır. Kenan Mortan ve Osman Arolat’ın yazdıkları “Denizli Ekonomisine Bakış” adlı kitapta, Bayramyeri mitingi ile başlayıp genişleyen ‘Ulusal Direniş’ girişimleri, Denizli kenti halkının örgütlenme yeteneğine bağlanır.

MÜFTÜ AHMET HULUSİ EFENDİ’Yİ DENİZLİ’DEN KOVANLAR KİMLERDİ?

“…..Bu miting, Anadolu’daki direniş olayını ateşleyen mitingdir. Bu, Denizli’nin ‘uzmanlaşma’ yeteneğidir. Burada Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin (Topal Müftü) işgale karşı yaptığı cihat çağrısı, Anadolu’da bir ilk’tir. Sözleri ezcümle şudur; ‘Denizli halkını yaklaşan tehlikeye karşı mücadeleye davet ediyorum. Vatan hiç bir zaman savunmasız bırakılamaz, işgale ise kayıtsız kalınamaz. Türkler, silah ve cephane azlığına bakmadan yurt savunmasına katılmalıdır.’ İlerleyen günlerde, 29 Mayıs’ta Ahmet Hulusi Efendi başkanlığında ‘Denizli Müdafaai Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyeti’nin kurulması, 3 Haziran’da Denizli’de direnişin organize edilmesi ve 18 Temmuz’da da kentte seferberlik ilanı Denizli’nin örgütlenme yeteneğidir”.

Anadolu’daki Millî Mücadele ateşinin ilk yakıldığı yer olan Denizli’de, nasıl olup da bir yıl sonra Delikliçınar’da “Kuvayı Milliye istemiyoruz, kalpaklıları istemiyoruz” diye bağırıldığını anlayabilmek için toplumu oluşturan halk katmanlarının çıkar ilişkilerini iyi bilmek ve doğru irdelemek gerekiyor. Denizli’de güvenliği sağlamak üzere kendilerine verilen özel bir görevle kente gelen Kuvayı Milliyeci zeybeklerin öldürülmeleri, arkasından Kuvayı Milliye Genel Komutanı Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’yi basarak onlarca insanı, kurşunlayarak veya asarak veya boğazlarından keserek öldürmesi, sadece üç beş zeybeğin yaptığı yanlışlar sonucuna bağlanabilir mi? Bu kadar önemli bir olay, bu kadar basit bir gerekçe ile açıklanablir mi? Yoksa, çok daha derinlerde yatan siyasi nedenler mi vardır?

Olaylar basit bir çatışma olmayıp, çok ciddî siyasî bir hesaplaşmanın gün yüzüne çıkması mıdır?

İstanbul’daki işbirlikçi Padişah Hükümeti’ne bağlılığını sürdürenler ile Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’daki Meclis Hükümeti’ne inananların aralarındaki bir egemenlik mücadelesi midir?

Denizli Kuvayı Milliye Başkanı Müftü Ahmet Hulusi Efendi’yi Denizli’den kovan ve ‘Denizli’yi terketmezsen seni Yunan askerlerine ellerimizle teslim ederiz’ diyenlerin amaçları ve eylemleri anlatılmadan Denizli Vakası adı verilen olayı açıklayabilmek mümkün müdür?

Denizli’de yaşanan ve aradan yüz yıl değil, yüzlerce yıl geçse de unutulmayacak bu olayı en açık ve kuşkuya yer bıraktırmayacak şekilde, dağarcığımda biriken tüm bilgiler ışığında anlatmaya çalışacağım.

Önce efeleri, zeybekleri anlatacağım. Sonra, Demirci Mehmet Efe’yi tanıtacağım. Denizli’nin Millî Mücadele yıllarındaki toplumsal ve ekonomik yaşamını anlatıp, toplumda yer alan katmanlar arasındaki çıkar ilişkilerine değineceğim.

Denizli’deki güvenliği sağlamakla görevlendirilen zeybeklerin öldürülmelerini ve Denizli’ye yapılan baskın olayını anlatacağım.

ONLARCA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ DE SONRA NE OLDU?

Peki, onlarca kişi öldürüldü Denizli’de de sonra ne oldu?

Olayların gelişimi ne kadar ilginç ise, olaylar sonrası gelişmeler de o kadar ilginç.

Elbette, bugüne kadar yazılan çizilenlerden de yararlanacağım ama, esas amacım olayın üzerindeki sis perdesini aralamak ve bugüne kadar yazılamayan bazı konuların üstündeki toz tabakasını kaldırmak.

Bu bir yüzleşme olacak.

Denizli 100 yıl sonra, tarihindeki bu en önemli olay ile yüzleşecek.

Şairler, ‘beğenilsin’ diye şiir yazarlar. Ressamlar ‘beğenilsin’ diye resim yaparlar. Mimarlar, çizdikleri projenin beğenilmesini beklerler. Şarkı söyleyen, alkışların dozundan anlar beğenilip beğenilmediğini.

Türkiye’de kitap yazmak zor. Hele, yazılı belge bilgi eksikliğinin her ortamda yaşandığı, okuma alışkanlığının henüz gelişmediği toplumumuzda tarihî olayları anlatan belgesel bir kitap yazmak çok daha zor…

YARIN; “KUVAYI MİLLİYE UMUM KOMUTANI DEMİRCİ MEHMET EFE” MÜHÜRÜ

Güncelleme Tarihi: 18 Mart 2019, 16:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER