Demirci; “Ben bu şehri yakarım” dedi, yaktı! Ne devlet dönüp baktı, ne bir tarihçi yazdı!

Demirci Mehmet Efe Denizli’yi basıyor. Ancak biz, kimlerin öldürüldüğünü, yani katliamın bo-yutunu, tam bilemiyoruz. Hadi diyelim tek parti döneminde, yani Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Pa-şa dönemlerinde olayın üstüne gidilemedi. Peki sonra; Demokrat Parti iktidarında da hiç kimseden ses çıkmamış. Denizli halkı, Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’yi basması sonucu gelişen olayların üzerinin örtülmesini tercih etmiş. Kimse olayın gerçek nedenlerini gelişmesini yazmak, anlatmak istememiş.

Demirci; “Ben bu şehri yakarım” dedi, yaktı! Ne devlet dönüp baktı, ne bir tarihçi yazdı!
banner92

Biz Türklerin yazma alışkanlığımız pek yok. Arşivleme, belge saklama alışkanlığımız hiç yok.

Hep konuşuyoruz. Var olan belgeleri de yok etmekte pek maharetliyiz. Saatlerce konuşacağımıza iki satır yazıp kenara koysak, yazılanları çizilenleri saklasak, sanırım, daha faydalı bir iş becermiş olacağız. Bu nedenledir ki, yani yazma alışkanlığımız, belge saklama alışkanlığımız olmadığı içindir ki, önemli olaylarla ilgili belge sayısı yeterince yok. Örneğin; ‘Denizli Belediyesi ne zaman kuruldu? İlk Belediye Başkanımız kimdi?’ kesin bilmiyoruz. Belgesi yok. Varsayımlarla işi idare edip gidiyoruz. ‘29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet’in ilan edilmesi Denizli’ye nasıl duyurulmuş, yansıması nasıl olmuş?’ bilmiyoruz. Elimizde hç bir belge yok. Belki var da bir türlü ulaşılamayacak bir köşede duruyor? Ya da, yok edildi.

yılında başlayıp 1940 yılına kadar süren bir şehir planı yapılması seferberliği var Anadolu’da. Denizli’de de kent merkezi dahil tüm ilçe ve kasabaların, tamamına yakınının, şehir planları yapılıp belediyelere teslim edilmiş. Ancak, bunların içinden sadece, 1926 yılında tamamlanan Denizli kent merkezi haritası ile, 1937 yılında tamamlanan Kadıköy (Babadağ) haritası var elimizde. Diğerleri kaybolmuş gitmiş. Bu planlardan en ufak bir iz dahi kalmamış günümüzde. Belediyelerde imar planları nasıl kaybolur? Hem de tüm belediyelerde. Anlamak mümkün değil.

BUNLAR HİÇ KONUŞULMUYOR, YAZILMIYOR

Denizli’nin Millî Mücadele Kahramanı Müftü Ahmet Hulusi Efendi ile Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Paşa’nın aralarının ne zaman, hangi olaylardan sonra ve neden açıldığı hiç konuşulmuyor, yazılmıyor. 4 Şubat 1931 günü Mustafa Kemal Paşa Denizli’ye geliyor da Müftü Efendi karşılamaya gitmiyor. “Hoşgeldiniz Paşam. Şeref verdiniz” demiyor. Müftü Efendi’nin hasta olduğu söylenip olay geçiştiriliyor. Mustafa Kemal Paşa da Anadolu’daki ilk mücadele ateşini yakan Denizli Kuvayı Milliye Reisi Ahmet Hulusi Efendi için, “Müftü Efendi nerede, ne yapıyor? Afiyette mi?” diye sormuyor. 1927 yılında İsmet Paşa Başbakan olarak Denizli’ye geldiğinde de Müftü Efendi, hasta olduğu bahanesiyle, karşılamaya gitmiyor. Bunlar hiç konuşulmuyor, yazılmıyor.

KİMSE OLAYIN GERÇEK NEDENLERİNİ YAZMAK, ANLATMAK İSTEMEMİŞ

Demirci Mehmet Efe Denizli’yi basıyor. Onlarca kişi kafası kesilerek, asılarak veya kurşunlanarak öldürülüyor. Ancak biz, kimlerin öldürüldüğünü, yani katliamın boyutunu, tam bilemiyoruz. Bazıları 64 kişi diyor, bazıları 28 kişi diyor. 72 kişi diyen de var, 8-10 kişi idi diyen de var. Bütün bunların ötesinde rakam olarak ne telaffuz edilirse edilsin, sadece yirmi küsur kişinin ismi sayılabiliyor. Hadi diyelim tek parti döneminde, yani Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa dönemlerinde olayın üstüne gidilemedi. Peki sonra Demokrat Parti iktidarında da hiç kimseden ses çıkmamış. Halbuki Demirci Efe o sıralarda halâ yaşıyor (1961 yılında vefat etti). Kimse, oturup yazmayı, dava açma girişiminde bulunmayı düşünmemiş. Denizli halkı, Demirci Mehmet Efe’nin Denizli’yi basması sonucu gelişen olayların üzerinin örtülmesini tercih etmiş. Kimse olayın gerçek nedenlerini gelişmesini yazmak, anlatmak istememiş.

Necip Ali Küçüka (1892-1941), Denizli milletvekili. İstiklal Mahkemelerinin ünlü Savcısı, Halkevlerinin kurucularından, Atatürk’ün de İnönü’nün de, Celal Bayar’ın da çok güvendiği sevdiği isimlerden biri. Denizli’nin Sivas Kongresi delegesi. Delege arkadaşı Dalamanlızade Mehmet Şükrü öldürülmüş. Yazmamış, anlatmamış ne olduğunu. Fahri Akçakoca Akça (1894- 1955), Denizli ile ilgili o kadar kitap yazmış, ama Denizli’de yaşanan bu olayı anlatan iki satır yazmamış.

FEVZİ BEY’İ ÖLÜM FERMANI LİSTESİNE DAHİL ETMESİNİN BİR NEDENİ OLMALI

Demirci Efe tarafından hakkında ölüm fermanı çıkarılan Müftüzade Fevzi Bey (Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin büyük oğlu), hiçbir şey yazmamış da, anlatmamış da. Fevzi Bey hakkındaki ölüm fermanı neden verilmiş, bilmiyoruz. Çünkü yazılmamış. Müftü Efendi’ye “baba” diye hitap eden Demirci Efe’nin, Fevzi Bey’in adını ölüm fermanı listesine dahil etmesinin elbette çok ciddî bir nedeni olmalı…

YARIN: DENİZLİ, KENDİ TARİHİ VE KÜLTÜRÜNDEN GOCUNAN BİR KENT Mİ?

Güncelleme Tarihi: 22 Mart 2019, 16:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Aktürk
Ali Aktürk - 3 ay Önce

Maalesef gocunan kent gibi görünüyor sayın Ataman, iyi bir araştırmacısınız,her şeyi de bildiğinize inanıyorum; yazılarınızdaki vurgulamalar,saptamalar,sorular sanki itiraf gibi de tecavüz Arif sanatı yapıyorsunuz, neden? Medyatik olmak böyle bir şey mi sizde BAZI FİLMLERDEKİ gibi sonucu seyirciye YANİ sizi okuyanlara mı bırakıyorsunuz? Bence açık açık yazın lütfen Ya da hiç kaşımayın.Aslında araştıran herkes bu konuyu biliyor.Sadece Denizlili olduklarından susuyorlar bence de, siz de belki de böyle susanlardansınız! Ama yazın.....

SIRADAKİ HABER

banner21

banner124