Denizli bunu çok özledi!

Bu yıl birincisi ile kapılarını açan Merkezefendi Kitap Günleri son sürat devam ediyor. Mimarlar Odası Denizli Şubesi eski başkanlarından mimar-yazar Süleyman Boz ise; “Emanet Çeyiz ve Seyfo’nun yazarı olan ve Frankfurt Kitap Fuarı’na özel davetli yazar olarak çağrılan Kemal Yalçın ile Orhan Kemal Roman Ödüllü yazar Ahmet Karcılılar ve Yazar-Tiyatrocu Sadık Aslankara gibi Denizlili yazarlar bu fuara niye davet edilmedi?” diye soruyor.

Denizli bunu çok özledi!

Boz; “Üzerinden tam 20 yıl geçti. Denizli nitelikli ‘kültür-sanat-edebiyat-müzik’ etkinliklerini öyle çok özledi ki; CHP’li Merkezefendi Belediyesi Denizli’nin bu özlem ve ihtiyaçlarını karşılayacak diye sevinç içindeyiz” diyor.

DOĞAN DENİZLİ’NİN 20 YILLIK ÖZLEMİNE VE SANATSIZ DÖNEMİNE SON VERMELİ!

Ancak Süleyman Boz “biraz daha seçici olalım” diyor ve ardından ekliyor; “Üzerinden tam 20 yıl geçti. Denizli nitelikli ‘kültür-sanat-edebiyat-müzik’ etkinliklerini öyle çok özledi ki; CHP’li Merkezefendi Belediyesi Denizli’nin bu özlem ve ihtiyaçlarını karşılayacak diye sevinç içindeyiz. Ancak Şeniz Başkan’ın daha ilk önemli etkinliğinde (davet açısından) bazı önde gelen Denizlili Edebiyatçı ve Yazarları unutmasına doğrusu üzüldük. Daha seçici olunmalıydı.

Örneğin; Emanet Çeyiz ve Seyfo’nun yazarı olan ve Frankfurt Kitap Fuarı’na özel davetli yazar olarak çağrılan Kemal Yalçın ile Orhan Kemal Roman Ödüllü yazar Ahmet Karcılılar ve Yazar-Tiyatrocu Sadık Aslankara gibi Denizlili yazarlar bu fuara mutlaka davet edilmeliydi. Geçen yıl düzenlenen Denizli Büyükşehir Belediyesi Kitap Fuarı’nın açılışına özel davetle katılan ve Hasan Ali Toptaş ile birlikte açılış kurdelesini kesen Honazlı Uluslararası Yazar Kemal Yalçın, bizim CHP’li Belediye Başkanımızın dikkatinden kaçmamalıydı. Bu kentte yaşayan tüm demokrasi aşıklarının ümit bağladığı Başkanımız Doğan Denizli’nin bu 20 yıllık sanatsız ve edebiyatsız dönemine son verecek isimdir.”

FAKİR BAYKURT’TAN KEMAL YALÇIN’A: BAZI İSİMLER HİÇ UNUTULMAMALI!

Süleyman Boz’un bu sözlerinin ardından yine Boz’un WhatsApp notuyla Denizli’nin kendi öz değeri Kemal Yalçın’ın Fakir Baykurt ile ilgili anılarından söz etmek istiyoruz. Ve, “İşte bu yüzden Kemal Yalçın gibi isimler de bu kitap bayramında yer almalıydı” demeden geçemiyoruz..

Ünlü Yazar Fakir Baykurt Burdurlu ve Denizli’ye yakın bir edebiyatçıdır.1994 yılında uzun sürgünden ülkesine dönen Fakir Baykurt ile 18 Nisan 1999 genel ve yerel seçimlerinde İzmir’den ÖDP Milletvekili Adayı oldu. Bu dönemde Denizli ve doğum yeri Burdur’a da seçim çalışmaları için geldi. Denizli’de Eğitim-Sen Sendikası’nın daveti üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Ardından Acıpayam’a ve Burdur’a geçerek ÖDP’nin seçim çalışmalarına katıldı.(ÖDP’li rahmetli Raşit Keskin hep yanı başında idi) Bizim, büyük yazar Fakir Baykurt’la olan bu kısa anılarımızın ardından isterseniz; asıl önemli ve tarihi anılara, Denizli Honazlı Yazar (eski Devrimci Halkın Yolu Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürü, 12 Eylül mağduru) Kemal Yalçın’ın anılarına geçelim.

KEMAL YALÇIN’DAN FAKİR BAYKURT İLE ANILAR

Kemal Yalçın Yazıyor; “FAKİR BAYKURT İLE ANILAR.. Fakir Baykurt benim ustamdı, hocamdı! 20 yıl önce 11.10 1999 günü sonsuzluklara gitti! Fakir Baykurt 23.6.1994'de Türkiye’ye döndü. 15 yıl ülkesine gidememişti. Heyecanlıydı! Heyecanlıydım! Şimdi o günü aynen yaşıyorum! Fakir Hoca, benden 23 yaş büyüktü. O, Isparta Gönen Köy Enstitüsü’nde okumuştu. Bizler onların inşa ettiği yatakhanelerde yattık. Onların diktiği meyveleri yedik. Bizler Fakir Baykurt ile aynı okulda okumanın şerefiyle mutlu oluyorduk. Ben kendime Fakir Baykurt’u örnek almıştım. Fakir Hoca ile1989 yılı Mart ayında Almanya’da iletişim kurdum. Kendisini, “Dayanışma Girişimi” olarak Bremen’e okuma gününe davet ettik. Okuma günü, Neue Vahr Mahallesi Kitaplığı’nda yapıldı. Fakir Hoca ile iki gün beraber oldum. Bu beraberliğimiz zamanla gelişti. Benim açımdan, aramızda usta çırak ilişkisi oluştu.

1989’dan, aramızdan ayrıldığı 11 Ekim 1999’a kadar sık sık görüştük. Birlikte yolculuklar yaptık. Kuzey Ren Vestfalya Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu üyesi olarak sekiz yıl, Duisburg Halk Yüksek Okulu Edebiyat Kahvesi üyesi olarak da on yıl Fakir Baykurt’un yönettiği edebiyat işliklerinde yer aldım. Öğrencisi oldum. Fakir & Muzaffer Baykurt'u, 23 Haziran 1994 günü Düsseldorf Havaalanı’na ben götürmüştüm. İkimiz aramızda parolamızı belirledik! Sağ salim Türkiye’ye varır, polis kontrolünden geçerse, telefonda bana ‘Antalya’da havalar güzel!’ diyecekti!

BAYKURT FİNAL ROMANLARINI TÜRKİYE’DE YAZMAYI PLANLADI

O heyecanlı günün notları yine Kemal Yalçın’ın kaleminden aynen şöyle devam ediyor: “Fakir Baykurt’u, Türkiye sınır kapılarında hakkında tahditler olup olmaması epeyce meşgul etti. Mustafa Ekmekçi, Avukat Halit Çelenk, Avukat Halis Yıldırım Türkiye’ye giriş ve çıkışta Fakir Baykurt’un başına bir iş gelmemesi için yardımcı oldular. Dikkat çekmemek için Antalya’dan giriş yapmaya karar verdi. Türkiye’ye dönme öncesinde tedirginliğini, heyecanını çalışarak, kendini çalışmasına vererek gideriyordu. Görünürde hep sakindi. Son günlerini ‘Özyaşam Öyküleri’nin düzeltmelerine verdi. Kendini Türkiye’de hem dinlenme, hem de yoğun çalışma ve yeni romanlarını planlamaya hazırladı. ‘Deniz kenarında derin derin düşüneceğim’ diye özetledi düşüncesini.”
 

“KEMAL ABEM, ANTALYA’DA HAVALAR GÜZEL”

Duisburg-Homberg’deki evinden, Düsseldorf Havaalanı’na saat 15.00’de hareket ettik. Arabada Fakir Hoca, Eşi Muzaffer Hanım ve benden başka kimse yoktu. Dönüşten kimseye haber verilmemişti. Fakir Hoca 15 yıl aradan sonra Türkiye’ye dönerken herhangi bir törensellik istememişti. Bu nedenle Düsseldorf Havaalanı’na kimse uğurlamaya gelmedi. Dönüşten sadece Ortadoğu Yayınevi Sahibi Hüseyin Çölgeçen ile yayınevi dizgicisi Mehmet Kaya’nın haberi vardı. İkisi de havaalanına gelmişler. Fakat bizi bulamamışlar. Aklımdan, Fakir Baykurt’u uğurlamaya beş on arkadaş, yılların dostu gelse iyi olurdu düşüncesi geçti. Fakir Hoca ile Muzaffer Hanım’ın içinde bulunduğu uçak havalandı, akşam kızıllığın içine daldı, bulutların arasında kaybolup gitti. Evime döndüm. Merakla gelecek telefonu beklemeye başladım. Gözüme uyku girmedi. Gece sabaha karşı telefon çaldı. Fakir Hoca parolayı verdi: “Kemal Abem, yolculuğumuz iyi geçti. Antalya’da havalar güzel.” Sevgili ve değerli Ruhun şad olsun! Mezarın çiçeklensin! Antalya’da havalar hep güzel olsun! (Bochum, 3 Ekim 2019, Kemal Yalçın)

HULUSİ ŞEVKAN’IN BAŞI FENA DERTTE!

“Acıpayam Belediye Başkanı Dr. Hulusi Şevkan ve kardeşi hakkında korkunç iddialar ortaya atıldı… Başkan Hulusi Şevkan’a 18 bin lira elden verildiği iddia edilirken, kardeşi Nazım Şevkan’ın da, Başkan adına müteahhitten rüşvet istediği ileri sürüldü. İlaç şirketi sahibi Müteahhit Şerif Ali Saraç, aylar sonra Şifre Haber Genel Yayın Yönetmeni Bülent Öztürk’e konuştu… Her şeyi itiraf eden müteahhit, radyo konuşmasının da düzmece olduğunu, tehdit ve vaatlerle yalan söylemek zorunda kaldığını ve kendisinden rüşvet istendiğini söyledi…”

Bu yazı ve haber spotlarının tamamı Şifre Haber’in (www.şifrehaber.com) yayınladığı bir haberden alıntı. 2019 yılının ilk aylarına CHP Denizli Milletvekili Teoman Sancar’ın gündeme getirdiği ve hatta TBMM’de yaptığı açıklamalar ile ülke gündemine soktuğu bu tartışma şu sıralar Şifre Haber’in ana gündem konularından biri oldu. Son dönemde; yıllardır durduğu yer olan Meydandan sökülen Şair Eşref Heykeli tartışmaları ile gündeme gelen Acıpayam ve Acıpayam Belediye Başkanı Dr. Hulusi Şevkan bu kez de yukardaki iddialar ile gündeme yerleşti. Kısacası Başkan Şevkan’ın başı şu sıralar, hakkında ortaya atılan iddialar ve medya ile fena halde dertte.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner187

banner186